.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Evkaf-ı Hümâyûn Müfettişliği 1 Numaralı Sicil (H. 1016-1035 / M. 1608-1626)
cilt: 45, sayfa: 279
Hüküm no: 222
Orijinal metin no: [72a-2, Arapça]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


İki evin aslında Nisâ bt. Mehmed tarafından vakfedildiği

Hâzâ mâ vücide fi’s-sicilli müverrehan bi-târihihî fî zeylihî nukile anhu bi-izni’l-fakīri ileyhi sübhânehû Mehmed b. Kasım el-müvellâ hılâfeten bi-kasabati Kasımpaşa -ufiye anhümâ-

Fî-zımnihî mâ yu‘teberu ınde sübûtihî şer‘an ketebehü Es‘ad el-fakīr -ufiye anhu-

Tezammene mâ yu‘teberu ınde sübûtihî şer‘an harrerehü’l-fakīr Mehmed b. Abdülganî el-Kādî bi-medîneti Galata ve tevâbi‘ihâ -ufiye anhümâ-

Elhamdülillâhi’l-azîm ve’s-salâtü alâ-resûlihî ve hüve’l-meb‘ûsu ilâ-kâffeti’l-ümemi mübeşşiran ve nezîran ve dâ‘iyen ila’llâhi bi-iznihî ammâ ba‘d. İşbu mazmûnunda vakıf ikrârından bahseden sahîh ve şer‘î bir hüccettir. Nisâ bt. Mehmed kıbelinden vekâleti Ali b. Nebî ve Hamza b. Hüseyin’in şehâdeti ile sâbit olan Mahmud b. Mehmed nâm kimse meclis-i şer‘-i şerîfe gelip ihzâr ettiği Abdi b. Ahmed nâm kimse mahzarında şöyle iddi‘â eyledi ki, yedinde bulundurduğu, hâric-i mahmiye-i Galata mahallâtından Ahmed Çelebi el-Yegānî mahallesinde kâin, üzerlerinde oda bulunan tahtânî iki bâb hâneyi, diğer bir bâb odayı, mutfağı, ahırı, fırını, su kuyusunu ve bahçeyi hâvî, hudûdu bir tarafından Lütfi Bey b. Abdullah mülkü, bir tarafından merhûm Ayas Paşa Vakfı, bir tarafından tarîk-ı âm ile mahdûd olan menzil ve yine mahalle-i mezbûrede kâin, iki tahtânî hâneyi, gölgeliği, dükkânı, su kuyusunu, kenîfi ve bahçeyi müştemil, hudûdu bir tarafından Âişe bt. ( ) mülkü, etrâf-ı selâseden tarîk-ı âm ile mahdûd menzil, müvekkile-i mezbûre Nisâ hatunun mülküdür. Cümlesini senden taleb ederim. Mezbûr Abdi b. Ahmed istintâk olundukda müvekkile-i mûmâ-ileyhân menzileyn-i mezkûreyni mâdâm ki hayâtda ola evvelâ nefs-i nefîsesine, sonra Mehmed, Mustafa ve Mihriban nâm evlâdına, sonra onların evlâdına, sonra evlâd-ı evlâdihim batnen ba‘de batnin ve karnen isra karnin vakfeyledi. Nesilleri münkariz olduktan sonra da Medîne-i münevvere -şerrefe’llâhü te‘âlâ- ulemâ-i sâlihîninin fukarâsına şart eyledi ve mülkünden ihrâc ile vakfetti beni de üzerine mütevellî nasb edip teslîm eyledi diye cevâb verdi. Müdde‘î-yi mezbûr evet müvekkilem menzileyn-i merkūmeyni vakfetmiş idi ancak vakfiyyetten rücû‘ eyledi ve menzileyn-i mezbûreynin mülküne idhâlini taleb etti diye cevâb verdi. Mütevellî, İmâm-ı A‘zam indinde lüzûm sıhhatden mufârakat ederse de İmâmeyn-i hümâmeyn katında etmez diyerek mu‘âraza edip hâkim-i muvakkı‘ huzûrunda murâfa‘a olunduklarında hâkim sıhhat-i vakfa ve lüzûmuna hükmetti. Böylece vakf, tebdîl ve tağyîri mümkün olmayacak sûrette müseccel, lâzım ve sahîh bir vakıf oldu. Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismühû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm.

Cerâ zâlike ve hurrire fî-evâhiri şehri Cemâziyelâhire li-sene selâse ve sittîn ve tis‘a mi’e.

Şühûdü’l-hâl: Ahmed b. Abdi, Hasan b. Celâl, Ahmed Çelebi b. Hâce Sa‘îd, Mehmed b. el-kâtib?, Hüseyin b. Abdullah, Bayezid b. el-Hâc Mustafa, Ahmed b. Mehmed, Mahmud b. Ahmed ve gayrühüm