|
Galata Mahkemesi 15 Numaralı Sicil (H. 981 - 1000 / M. 1573 - 1591) cilt: 34, sayfa: 83 Hüküm no: 76 Orijinal metin no: [17b-2, Arapça] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Safiye Hâtun bt. Mustafa’nın evini vakfettiği
Derviş b. Ali, Ömer Bey b. Osman, Abdülbâkī b. Derviş ve Ebûbekir b. Yusuf nâm kimesneler meclis-i şer‘-i şerîfe hâzırûn olup, hâric-i mahmiye-i Galata mahallâtından Müeyyedzâde mahallesinde sâkine iken fevt olan Safiye Hâtun bt. Mustafa nâm hâtunun karındaşı ve vârisi olan Ümmühâni Hâtun bt. Mustafa nâm hasm-ı câhid mahzarında, mârrü’z-zikr merhûmenin vasiyy-i muhtârı ve yine merhûme-i mezbûrenin vakfına mütevellî olan İbrahim Çavuş b. Mustafa nâm kimesneden sâdır olan da‘vâ-yı sahîha-i şer‘iyyede gıbbe’l-istişhâd şöyle şehâdet ettiler ki, mezbûrenin kız karındaşı ve mûrisi olan müteveffât-ı merkūme Safiye hâtun hâl-i sıhhatinde tasarruf ehliyyetine sâhib olarak, mahalle-i mezbûrede vâki‘ olan, üç fevkānî ve tahtânî beyti, fevka’l-bâb odayı, tahtânî bir odayı, fırını, helâyı, su kuyusunu hâvî bulunan, bir tarafdan Mustafa Reis vakfı, diğer tarafdan Mustafa el-Hayyât mülkü, diğer tarafdan Mustafa Reis el-Cündî mülkü ve diğer tarafdan da tarîk-i âm ile mahdûd olan cemî‘ mülk menzilini cümle hukūku ve merâfıkı ve kâffe-i hudûdu ve menâfi‘i ile vakf etti. Vâkıfe-i merkūme, menzil-i mezbûrda süknâyı müddet-i hayâtınca evvelâ kendi nefsine şart etti. Vefâtından sonra tahtânî odayı âzâdlı kölesi Ferruh b. Abdullah’a şart etti. Menzil-i mezbûr-ı mahdûddan geri kalanını müddet-i hayâtınca kız karındaşı mezbûre Ümmühâni’ye, sonra neslen ba‘de neslin fer‘an gıbbe aslin ale’l-vechi’l-mastûr onun evlâdına, evlâd-ı evlâdına, evlâd-ı evlâd-ı evlâdına şart etti. Nesilleri inkırâza uğradığında menzil-i mezbûrun tamâmını Medîne-i münevvere fukarâsına vakf etti ve vakfını da haremeyn-i şerîfeyn evkāfına ilhâk etti. Böylece menzil-i mezbûru, tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği vasiyy-i muhtârına teslîm etti. Şehâdetleri ba‘de ri‘âyeti şerâiti’l-kabûl ve ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiyye inde’ş-şer‘ makbûl ve mû‘teber olmağın mûcebince vakf-ı mezbûrun umûmen ve husûsen sıhhatine ve lüzûmuna hükm edildi. Menzil-i mezbûr bu sûretle, tebdîl, tağyîr ve tahvîli asla câiz olmamak üzre lâzım, muhalled ve müebbed bir vakıf oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıfı ale’r-rabbi’r-rahîm.” Ve alâ hâzâ vaka‘a’l-işhâd ve’t-tahrîr fî evâsıtı Rebî‘ilâhir min şühûri sene semânîn ve tis‘în ve tis‘a mi’e.
Şuhûdü’l-hâl: Mehmed Çelebi b. Murad el-İmâm, el-Hâc Mustafa b. Abdullah, el-Hâc Hasan b. Abdullah, Hayreddin er-Reis ve gayruhüm.
|