|
Galata Mahkemesi 15 Numaralı Sicil (H. 981 - 1000 / M. 1573 - 1591) cilt: 34, sayfa: 110 Hüküm no: 119 Orijinal metin no: [30b-2, Arapça] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Fâtıma Hâtun’un evini vakfettiği
Kasımpaşa mahallâtından Kulaksız mahallesinde sâkine olan merhûme Fâtıma Hâtun bt. el-Hâc Ali vefât ettiğinde geriye vâris olarak Hasan b. Abdullah er-Râcil nâm zevcini, Ümmî Hâtun bt. el-Hâc Ali nâm ana baba bir kız karındaşını bırakdı. Hasan b. Abdullah ve mezbûre Ümmî Hâtun kıbelinden husûs-ı âti’z-zikri ikrâra vekâleti Cafer b. Abdullah ve Kurd b. Hamza ve Mesih Bey b. Abdullah nâm kimesnelerin şehâdetleri ile sâbit olan Mahmud b. Mustafa nâm kimesne meclis-i şer‘-i şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfe hâzırân olup asâleten ve vekâleten şöyle ikrâr ve i‘tirâf ettiler ki, mûrise-i mezbûreleri maraz-ı mevte yakalanıp başını yastığa koyduğunda, mahalle-i mezbûrede vâki‘, fevkānî ve tahtânî iki beyti, su kuyusunu, bahçeyi hâvî olan ve hudûdu iki tarafdan Kamer Hâtun bt. Haydar mülküne, diğer tarafdan Fâtıma bt. Ahmed mülküne, diğer tarafdan da Emine Hâtun bt. ( ) el-Cündî mülküne muttasıl bulunan menzilinin yarısını Yasemin bt. Abdullah ve Selim bt. Abdullah nâm âzâdlı câriyelerine, diğer yarısını da Mehmed b. Hasan er-Râcil ve Yusuf b. Hasan er-Râcil nâm kimesnelerin ve onların evlâdının, batnen ba‘de batnin ve karnen isra karnin evlâd-ı evlâdının, evlâd-ı evlâd-ı evlâdının istifâdesi için haps edip vakf etti. Nesilleri kesildiğinde menzil-i mezbûrda süknâyı, her gün sûre-i Yâsin’i ve Kur’ân-ı kerîm’i tilâveti şartıyla mahalle-i mezbûre imâmına şart etti. Vâkıfe-i mezbûre vakıf irâdesi üzerine vefât etti. Lâkin vakfı tescîl ve mütevellîye teslîm edilmedi. Sülüs-i malının tesbîtinde evin kıymeti hakkında nizâ‘ vâki‘ oldu. Bu def‘a vârisân-ı mezbûrân bu husûsda tefekkür ettiler ve âhiret azığı tedârük etmek istediler. Vâki‘ ikrâr, tescîl maksadıyla mütevellî nasb edilen Ali Reis b. Abdullah tarafından tasdîk edildi. Hâkim, menzil-i mezbûrun vakfiyyetine hükm etti. Bu sûretle menzil-i merkūm tebdîl, tağyîr ve tahvîli asla câiz olmayacak şekilde sahîh bir vakıf oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm.” Cerâ zâlike ve hurrire fî evâili Şa‘bâni’l-mu‘azzam sene semânîn ve tis‘în ve tis‘a mi’e.
Şuhûdü’l-hâl: Ali b. Himmet el-İmâm ve Mehmed b. Ahmed el-Müezzin, Bâli Sofu b. Ramazan, Kurd b. Hamza, Davud b. Abdullah, Mehmed b. Abdullah, Mehmed b. Nuh, Ramazan b. Abdullah, Ali Reis b. Abdullah, Osman b. Abdullah.
|