.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 20 Numaralı Sicil (H. 1005 - 1007 / M. 1596 - 1599)
cilt: 35, sayfa: 213
Hüküm no: 239
Orijinal metin no: [37a-3, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Süleyman b. Gökçe’nin evini vakfettiği

Elhamdü lillâhi te‘âlâ vahdeh ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ men lâ nebiyye ba‘deh ve’llezîne vâfû ahdeh. Ve ba‘de işbu mazmûnunda vakıf ikrârından bahseden kayd sahîh ve şer‘î bir hüccet ve sarîh ve mer‘î bir vesîkadır. Mahmiye-i Galata kazâsı tevâbi‘inden Kasımpaşa kasabası mahallâtından el-Hâc Ahmed mahallesinde sâkin olan sâhibü’l-hayr ve râtıbü’l-bir fahrü’l-akrân zahrü’l-a‘yân Reis-i sultânî Süleyman b. Gökçe, dünyâ-yı deniyyenin dârü’l-beliyye olduğunu tefekkür edip Kıyâmet günü için azık tedârük etme lüzûmunu idrâk ettiğinde meclis-i şer‘-i şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfe hâzır olup âti’z-zikr vakfını tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği el-Hâc Süleyman b. Mehmed mahzarında ve hâl-i sıhhatinde şöyle ikrâr ve i‘tirâf eyledi ki işbu vakıf ikrârının kendisinden sudûruna kadar sâhibi ve mâliki olduğu, elinde ve taht-ı tasarrufunda bulundurduğu, mahalle-i mezkûrede vâki‘, üç beyt-i ulvîyi, bir beyt-i süflîyi, fevka’l-bâb diğer bir beyt-i ulvîyi, mahzeni, su kuyusunu, helâyı, eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmireli bahçeyi hâvî, kıbleten tarîk-i âm garben merhûm Şeyh Hüsam Efendi zâviyesi, şimâlen Mustafa Ağa bahçesi, şarkan Emine Hâtun mülkü ile mahdûd bulunan cemî‘ menzilini cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ile ve niyet-i hâlisa ve taviyyet-i sâfiye üzre hasbeten lillâhi’l-azîm ve ibtigāen li vechi’l-kerîm te’bîd, tasadduk, haps ve vakf eyledi. Vâkıf-ı mezbûr, menzil-i merkūmda süknâyı evvelâ müddet-i hayâtınca kendisine, sonra evlâdına, sonra evlâd-ı evlâdına sonra neslen ba‘de neslin ve fer‘an gıbbe aslin ile’l-inkırâz evlâd-ı evlâd-ı evlâdına, sonra âzâdlı kölelerine, sonra onların evlâdına, sonra evlâd-ı evlâdına sonra batnen ba‘de batnin ve karnen gıbbe karnin ile’l-inkırâz evlâd-ı evlâd-ı evlâdına şart etti. Sonra menzil-i mezbûrun icâre-i mu‘tâde ile icâreye verilmesini ve icâre-i mezbûreden hâsıl olan mikdârın, vakt-i hâcetde menzil-i mezkûrun meremmetine lâzım gelen mikdârın sarfından sonra Medîne-i münevvere fukarâsına ve mesâkînine sarf edilmesini şart etti. Tebdîl, tağyîr ve tevliyyeti önce kendisine sonra hâkimin ehil göreceği kimesneye şart etti. Vâkıf-ı mezkûr sonra menzil-i merkūmu mütevellî-i mezbûra teslîm eyledi. Mütevellî-i mezbûr da tesellüm edip mütevellîler sâir evkāfda nasıl tasarruf ettilerse öyle tasarruf eyledi. Vâki‘ ikrâr, mütevellî-i mezbûr tarafından vicâhen ve şifâhen tasdîk edildi. Emr-i vakf alâ vechi’l-muharrer tamâm olduğunda hâkim-i muvakki‘-i a‘lâ hâze’l-kitâb, mesâil-i evkāfda cârî eimme-i eslâf beynindeki ihtilâfı da bilerek umûmen ve husûsan menzil-i merkūmun vakfiyetinin sıhhatine ve lüzûmuna hükm etti. Menzil-i mezbûr bu sûretle tebdîl ve tağyîri aslâ câiz olmayacak şekilde sahîh ve lâzım bir vakıf oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıfı ba‘de zâlik ale’llâhi’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm.” Cerâ zâlike ve hurrire fî evâili Cumâdelûlâ sene sitte ve elf mine’l-hicreti’n-nebeviyye aleyhi efdalü’t-tahiyye. Şuhûd: Fahrü’l-müderrisîn mevlânâ Mustafa Efendi eş-şehîr ( ) , Mustafa b. Abdullah, Hasan b. Maksud, Şaban b. Hüseyin, Hasan b. Abdullah el-Kalafatî, Mustafa b. Hüsam, Abdi Çelebi b. Şeyh Hüsam, el-Hâc Mustafa el-Müezzin, Kurd Çelebi b. Abdülcebbar, Hasan b. Ahmed el-İmâm, Hüseyin b. Abdullah, Mehmed b. Abdullah, Mehmed Efendi b. Alâaddin el-Hatîb bi câmi‘i Galata, Ali Reis b. Abdullah, el-Hâc Mustafa, el-Hâc Hasan b. Abdullah et-Tâcir