|
Ahi Çelebi Mahkemesi 1 Numaralı Sicil (H. 1063-1064 / M. 1652-1653) cilt: 49, sayfa: 147 Hüküm no: 168 Orijinal metin no: [26b-1, Arapça] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Mehlika Hatun bt. Abdullah’ın vakfiyesi
Bundan akdem sicillât muhterik olmağla bu vakfiyenin bu mahalle kaydolunmasını mütevellî ricâ ve iltimâs etmeğin imzâsıyla kaydolunmuşdur.
(Mühür)
Allâhü hasbî
Mâ-sudira mâ-beyne’s-sutûr min-vakfi’l-vâkıf cezâhu’llâhü’ş-şekûr ma‘a mâ-fîhi mine’l-kuyûd ve’ş-şürût cerâ ledeyye ale’n-nemati’l-muharreri’l-mebsût ve innî kadaytü fîhi bi’s-sıhhati ve’l-lüzûmi âlimen bi’l-hilâfi’l-meşhûri’l-ma‘lûm ve ene’l-fakīr ilallâhi azze ve celle Ömer b. Osman el-müvellâ bi-mahkemeti Ahi Çelebi bi-medîneti Kostantıniyye hilâfeten -ufiye anhâ-
Elhamdülillâhi’l-meliki’l-azîz el-vâkıfü alâ-külli hâl ve’s-salâtü alâ-nebiyyihî en-nebiyyü’l-emîn sâhibü’ş-şeref ve’l-kemâl ve alâ-âlihî ve ashâbihi’llezîne el-makūl fî-hakkıhim “eshâbî ke’n-nücûmi bi-eyyihim ıktedeytüm ihtedeytüm” sallallâhu ta‘âlâ aleyhi ve aleyhim ammâ ba‘d. İşbu mazmûnunda vakıf ikrârından bahseden sahîh ve şer‘î bir hüccettir. Mahmiye-i Kostantıniyye mahallâtından Kara Mehmed Mahallesi’nde sâkine sâhibetü’l-hayrât ve’l-hasenât Mehlika Hatun bt. Abdullah kıbelinden âti’z-zikr vakıf ikrârına, tescîle ve rücû‘ da‘vâsına vekâleti kendisini ma‘rifet-i şer‘iyye ile ârifân olan Hasan b. Abdullah ve Ahmed b. Mehmed’in şehâdeti ile sâbit olan Mehmed b. Şa‘bân nâm kimse meclis-i şer‘-i şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfe hâzır olup şöyle ikrâr u i‘tirâf eyledi ki, müvekkile-i mezbûresi işbu vakıf ikrârının kendisinden sudûruna kadar mâliki olduğu ve taht-ı tasarrufunda bulundurduğu, mahalle-i mezbûrede vâki‘, fevkānî iki bâb hâneyi, tahtânî bir bâb hâneyi, sundurmayı, su kuyusunu ve kenîfi müştemil, hudûdu iki tarafından Usta Behram b. Abdullah mülkü, iki tarafından da tarîk-i âm ile mahdûd bulunan cemî‘ menzilini cümle tevâbi‘i ve levâhıkı ve kâffe-i menâfi‘i ve merâfıkıyla niyet-i hâlise ve taviyyet-i vâfiye üzere habs ve vakfetti. Vâkıfe-i mezbûre menzil-i mezkûrda süknâyı mâdâm ki hayâtda ola evvelâ kendi nefsine, ba‘de vefâtihâ Mehmed b. Müstecâb nâm zevcine, ba‘de vefâtihi evlâdına, sonra evlâd-ı evlâdına sonra batnen ba‘de batnin ve fer‘an ba‘de fer‘in ile’l-inkırâz evlâd-ı evlâd-ı evlâdına şart etti. Ba‘de’l-inkırâz -el-iyâzü bi’llâhi’l-meliki’l-feyyâz- menzil-i mezkûrun mütevellî yediyle icâreye verilip hâsıl olan ücret-i kirânın vakt-i hâcetde menzil-i mezkûrun meremmetine sarf edilmesini, artanın mahalle-i mezbûre avârızına sarf edilmesini şart etti. Meremmete ihtiyaç olmadığında gallenin tamamının avârıza sarf edilmesini şart eyledi. Tevliyet-i hasbiyeyi mahalle-i mezbûre mescidinde müezzin olan kimseye şart etti. Cemî‘ vakf-ı mezbûru tescîl maksadıyla mütevellî nasbettiği Ramazan b. Abdullah nâm kimseye teslîm etti. O dahi tesellüm edip sâir mütevellîler evkāfda nasıl tasarruf ettiler ise öyle tasarruf etti. Vâki‘ ikrâr mütevellî-i mezbûr tarafından bi’l-muvâcehe tasdîk edildi. Hâl bu minvâl üzere iken vekîl-i merkūm vakf-ı akār İmam a‘zam ve hümâm-ı efham Ebû Hanîfe el-Kûfî -cûziye hayrü’l-cezâ ve kûfî- indinde gayrı lâzımdır diyerek vekâlet-i mahkiyesi hasebiyle menzil-i mezbûrun vakfiyetinden rücû‘ etti ve menzilin müvekkile-i mezbûresinin mülküne istirdâdını talep etti. Mütevellî-yi mezbûr, İmâm-ı sânî Ebû Yusuf’un kavline göre mücerred “vakaftü” demekle vakfın lâzım olacağını, Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî indinde de mütevelliye teslîmle vakfın lüzûm kesbedeceğini iddi‘a ederek red ve teslîmden imtinâ‘ etti. Bu husûsda muhâsama edip hâkim-i hâsim-i muvakki‘-ı sadr-ı hâze’l-kitâb bi-tevkī‘ihi’ş-şerîfi’l-müstetâb huzûrunda murâfa‘a olunduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh vakıf cânibini evlâ ve ahrâ görüp İmâmeyn-i hümâmeyn kavilleri üzere vakf-ı akārın sıhhat ve lüzûmuna hükmetti. Menzil-i mezbûr bu sûretle dünyâ durdukça bey‘, rehin, temlîk ve îrâs edilemez şekilde sahîh, lâzım, müseccel bir vakıf oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ-semi‘ahû fe-innemâ ismühû ale’llezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm”.
Cerâ zâlike ve hurrire fi’l-yevmi’s-sâlis aşere min-Şevvâli’l-mükerrem li-sene selâsin ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Musa Efendi b. Halil el-hatîb, Üstâd Behram b. Abdullah el-cerrâh, Mustafa Halîfe b. Ramazan el-müezzin, diğer Mustafa Halîfe b. Halil el-müezzin ve gayruhum mine’l-huzzâr
|