|
Evkaf-ı Hümâyûn Müfettişliği 1 Numaralı Sicil (H. 1016-1035 / M. 1608-1626) cilt: 45, sayfa: 222 Hüküm no: 160 Orijinal metin no: [54b-2, Arapça] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Gülahmer Hatun bt. Abdurrahman’ın vakfiyesi
Vazaha mâ-fîhi ve sahha ındî ve hakemtü bi-sıhhatihî ve lüzûmihî husûsihî ve umûmihî âlimen bi’l-hılâfi’l-cârî beyne’l-eslâf harrerehü’l-fakīr Hamza b. Ali el-kādi’l-askerî bi-Kostantıniyyeti’l-mahmiye -ufiye anhümâ-
Yu‘mel bi-mâ hürrire ınde sübûtihî mâ yahvîhi harrerehü’l-fakīr Mehmed el-Kādî bi-asâkiri Rumeli el-ma‘mûre
Elhamdülillâhi’l-vâkıf alâ-külli’l-ahvâl ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ-seyyidinâ Muhammedin ve’l-ashâbi ve’l-âl, ve ba‘d. İşbu mazmûnunda vakıf ikrârından bahseden sahîh ve şer‘î bir hüccettir. Sâhibetü’l-hayrât Gülahmer Hatun bt. Abdurrahman meclis-i şer‘-i şerîfe hâzıra olup li-ecli’t-tescîl mütevellî nasbettiği Abdülhalim b. Abdülkerim mahzarında işbu vakıf ikrârının kendisinden sudûruna kadar mâliki olduğu ve taht-ı tasarrufunda bulundurduğu, mahmiye-i Kostantıniyye mahallâtından merhûm Kirmasti mahallesinde kâin, hudûdu bir tarafından Mehmed Efendi eş-şehîr bi-Çivizâde mülkü, bir tarafından merhûm Seyfullah merkadi, bir tarafından Abdüsselâm mülkü, bir tarafından tarîk-ı âm ile mahdûd bulunan, fevkānî ve tahtânî dört bâb hâneyi, sofayı, su kuyusunu, kenîfi ve muhavvatayı müştemil olan cemî‘ menzilini cümle tevâbi‘i ve menâfi‘i ile niyet-i hâlise üzere habsedip vakfettiğini ikrâr ve i‘tirâf eyledi. Vâkıfe-i mezbûre menzil-i mezkûrda süknâyı mâdâm ki hayâtda ola evvelâ kendisine şart etti. Ba‘de vefâtihâ Şa‘bân b. Mustafa nâm zevcine, sonra utekāsına, sonra evlâd-ı utekāsına batnen ba‘de batnin evlâd-ı evlâd-ı utekāsına hergün yüz kere salavât-ı şerîfe ve üç kere sûre-i İhlâs’ı okuyup sevâbını vâkıfe-i mezbûrenin rûhuna ihdâ etmeleri kaydıyla şart eyledi. Nesilleri kesildiğinde menzil-i mezbûrun âdeti üzere icâre-i mu‘tâde ile icâreye verilip hâsıl olan ücret-i kirânın meremmet için lâzım gelen mikdârın muhâfazasından sonra Medîne-i münevvere fukarâsına irsâlini şart eyledi. Sonra menzil-i mezbûru mütevellîye teslîm eyledi. O dahî tesellüm edip sâir mütevellîler evkāfta nasıl tasarruf ettilerse öyle tasarruf eyledi. Hâl bu minvâl üzere iken vâkıfe-i mezbûre vakf-ı akār İmâm-ı A‘zam Hazret-i Ebû Hanîfe-i Kûfî hazretleri yanında lâzım değildir diyerek vakfiyyetten rücû‘ edip menzil-i mezkûrun silk-i mülküne idhâlini talep ve mütevellî-yi mezkûrdan istirdâd eyledi. Mütevellî redden imtinâ‘ edince hâkim-i muvakki‘ü’l-kitâb huzûrunda murâfa‘a edip tarafeynden hüküm taleb ettiklerinde hâkim-i mûmâ-ileyh, cânib-i vakfı ihtiyâr edip menzil-i merkūmun vakfiyetinin lüzûmuna -âlimen bi’l-hilâf beyne’l-eimmeti’l-eşrâf- hükmetmekle vakf-ı mezbûr, bey‘i, hibesi ve îrâsı câiz olmayacak şekilde, müseccel, müebbed bir vakıf olarak bi’l-ittifâk evkāf-ı lâzimeden oldu. Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismühû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıf ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm.
Cerâ zâlike ve hurrire fî-evâhiri Zilka‘deti’l-harâm li-sene selâse ve ışrîn ve elf.
Şühûdü’l-hâl: Seyyid Kasım Efendi b. el-merhûm Şeyh Mustafa, Mevlânâ Seyyid Mehmed Efendi b. Emir İbrahim, Mehmed Bey b. Hasan, Bayram b. Ramazan, el-Hâc Hüseyin b. ( ), Seyyid Mehmed b. Seyyid Kasım Efendi el-müezzin, İsmail Bey b. Ali, Mustafa el-imâmü bi-mahalleti Mi‘mâr, Mehmed b. Mustafa ve gayrühüm
|