|
Galata Mahkemesi 7 Numaralı Sicil (H. 985 - 986 / M. 1577 - 1578) cilt: 33, sayfa: 124 Hüküm no: 220 Orijinal metin no: [69-1, Arapça] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Yaya Osman Bey b. Abdullah’ın evini vakfettiği
Ammâ ba‘d, işbu mazmûnunda vakıf ikrârından bahseden sahîh ve şer‘î bir hüccetdir. Râcil Osman Bey b. Abdullah, meclis-i Nebevîde, vakfın sudûruna kadar sâhibi ve mâliki olduğu, elinde ve taht-ı tasarrufunda bulundurduğu, hazret-i Ebî Eyyûb el-Ensârî -aleyhi rahmetü’l-Bârî- mahallâtından Çavuş Kasım mahallesinde kâin tahtânî ve fevkānî iki bâb evi, fırın, su kuyusu, helâ, meyve ağaçlı bahçe ve avluyu hâvî, taşçı Ahmed b. Abdullah mülkü ve Keşkek deyû meşhûr Nimetullah mülkü ve Abdülkādir b. Mehmed mülkü ve tarîk-i hâs ve vâkıf-ı mezbûrun zevcesi Ümmühan bt. Mehmed mülkü ve vâdi ile mahdûd olan cemî‘-i menzilini, niyet-i hâlise ile cümle hudûdu ve kâffe-i hukūkuyla vakf ve haps edip sebîl kılıp tasadduk ettiğini ikrâr ve i‘tirâf etti. Sonra menzil-i mezbûru müddet-i hayâtınca kendisine, sonra evlâdına ve evlâd-ı evlâdına, sonra zevcesi mezbûre Ümmühan bt. Mehmed’e sonra onun evlâdına ve evlâd-ı evlâdına şart etti. Sonra kendisinin âzâdlı Müslim kölelerine ve bunların evlâdına sonra ve sonra batnen ba‘de batnin ve karnen ba‘de karnin soyları kesildikden sonra -el-iyâzü billâh- menzil-i mezbûrun mahalle-i mezbûre imâmı için mu‘tâdı üzre kirâya verilmesini şart etti. İcâreden hâsıl olan meblağın menzil-i merkūmun ta‘mîrine sarf edilmesini, kalanın da her gece akşam namazından sonra Mülk sûresini okuyup sevâbını rûhuna hediye etmesi kaydıyla mahalle-i mezbûre mescidi imâmına verilmesini şart etti. Vakfiyede yapılacak tebdîl, tağyîr, ziyâde ve noksân, idhâl ve ihrâcı alâ vechi’ş-şer‘ sadece kendine hasr etti. Aynı şekilde tevliyyeyi de müddet-i hayâtınca kendinde tuttu. Sonra sadece tevliyyeyi mescid-i merkūme imâmına şart etti. Sonra cemî‘-i menzil-i mezbûru, tahliyye-i şer‘iyyenin akabinde, tescil maksadıyla mütevellî olarak nasb ettiği Ahmed Çelebi b. İsa’ya teslîm etti. O da menzili kendisinden teslîm alıp kabz etti. Hâl bu minvâl üzre iken vâkıf-ı mezbûr vakfından rucû‘ etti ve eimme-i ihtiyârın vakf-ı akārın adem-i lüzûmuna ilişkin ictihâdlarına dayanarak menzilin kendi mülküne i‘âdesini taleb etti. Mütevellî-i mezbûr buna razı olmadı ve redden imtinâ‘ etti. Hâkimin huzûrunda mürâfa‘a olunduklarında mütevellî, İmâmeyn indindeki özellikle vakıf malın mütevelliye teslîminden sonra sıhhatin lüzûmdan ayrılamayacağı ictihâdına istinâden hâkimden vakfın sıhhat ve lüzûmuna hükm etmesini taleb etti. Hâkim de vakfın sıhhat ve lüzûmuna hükm etti. Böylece vakıf müttefekun aleyh hiçbir şekilde ve hiçbir sebeble tebdîl ve tağyîrinin câiz olmayacağı lâzım hâle geldi. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıfı ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm”. Cerâ zâlike ve hurrire fî evâhiri Rebî‘ilevvel sene hamse ve semânîn ve tis‘a mi’e.
Şuhûdü’l-hâl: Abdülkādir b. Mehmed el-İmâm, Cafer b. Mustafa, mevlânâ Mehmed b. İlyas, Mehmed b. Üveys, usta Sefer b. Pîrî, Mahmud b. Mustafa, Mustafa b. el-Hâc İskender, Cafer b. Abdullah, Hasan b. Cafer, Mahmud Çelebi b. İlyas, Ferhad b. Abdullah ve gayruhüm mine’l-hâzırîn
|