|
Galata Mahkemesi 7 Numaralı Sicil (H. 985 - 986 / M. 1577 - 1578) cilt: 33, sayfa: 125 Hüküm no: 221 Orijinal metin no: [72-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Hayreddin b. Musa’nın küçük çocuklarının vasîsi Rıdvan Bey b. Abdullah’ın zimmetinin diğer mirasçılarca ibrâ edildiği
Sebeb-i tahrîr-i hurûf oldur ki bundan akdem müteveffâ olup verâseti kızları Râziye ve Fâtıma ve Âişe nâm hâtunlar ile Murad ve Mehmed nâm sagīr oğulları ile Emine nâm sagīre kızına ve zevcesi Alime bt. Sinan nâm hâtuna münhasıra olan mevlânâ Hayreddin b. Musa’nın evlâdından mezbûre Râziye bi nefsihâ ve merkūme Fâtıma Hâtun kıbelinden husûs-ı âtîye Nasuh b. Abdullah ve Abdurrahman b. Su nâm kimesneler şehâdetleri ile vekâlet-i mutlakası sâbit olan Ali Bey b. Abdullah nâm sipâhi, meclis-i şer‘-i şerife hâzırân olup merhûm-ı mezbûrun evlâdından mezbûrûn sagīrlere vasiyy-i muhtâr olup vesâyeti tarîk-i şer‘ ile sâbit olan Rıdvan Bey b. Abdullah mahzarında takrîr-i kelâm ve ta‘bîr-i merâm edip sâbıkan mezbûr babamız mevlânâ Hayreddin fevt oldukda merkūm vasî, merhûm-ı mezbûrun muhallefâtından iki bin beşyüz akçeyi mezbûrûn sagīrler için alıp kabz edip mahrûse-i Galata’da Kuloğlu mahallesinde vâki‘ olup bir tarafından tercümân Hasan Bey mülkü ile ve [bir] tarafından Ali Bey b. Abdullah mülkü ve bir tarafından mezbûre Râziye mülkü ve iki tarafından tarîk-i hâs ile mahdûd olan evi kabz edip ve üç bin akçe bahâlı bir gulâm kabz edip ba‘de zamân mezbûrûn sagīrler fevt olup zikr olunan esbâb bize intikāl eylemişdir; şer‘le mezbûre Râziye’ye ve müvekkileye âid olan hakkı taleb ederiz dediklerinde gıbbe’s-suâl mezbûr vasî istintâk olundukda fi’l-vâki‘ zikr olunan meblağ ve ev ve gulâm makbûzum olmuşdur lâkin merhûm fevt oldukda zikr olunan gulâm, mezbûr sagīrlerden Murad nâm sagīrin idiği sâbit olup ve merhûm-ı mezbûrun fahrü’l-vüzerâi’l-kirâm Mütekā‘id İbrahim Paşa hizmetlerinin kethüdâları Mahmud kethüdâya yedi bin akçe deyni sâbit olup zikr olunan ev on bin akçeye bey‘ olunup yedi bin akçesi deyne verilip bâkīsi mâbeynlerinde taksîm olunmuş ve zikr olunan iki bin akçe mezbûr sagīrlere hayâtlarında nafakalarına ve esbâblarına ve ba‘de’l-memât techîz ve tekfînlerine sarf olunmuşdur. Benim zimmetimde ancak zikr olunan gulâm ve üç bin akçeye satılıp üç bin akçesi bâkī kalmışdır dedikde zikr olunan Râziye asâleten ve mezbûre Fâtıma’nın vekîli vekâleten ikrâr ve i‘tirâf edip mezbûr vasînin vech-i meşrûh üzre tasarrufu makbûlümüz olmuşdur asla husûs-ı mezbûrdan mezbûr vasî ile da‘vâmız ve nizâ‘ımız yoktur hemen zikr olunan üç bin akçeyi vârislere teslîm eylesin dediklerinden sonra merkūm vasî zikr olunan meblağdan bin akçeyi bi’l-hâzıre ve’l-mu‘âyene mezbûre Râziye’ye teslîm edip ol dahi alıp kabz ve tesellüm ettiğine min ba‘d mezbûr vasî ile asla da‘vâ ve nizâ‘ı yok idiğine ikrâr-ı sahîh-i şer‘î ve i‘tirâf-ı sarîh-i mer‘î ettikden sonra mezbûre Fâtıma Hâtun kıbelinden tarîk-i şer‘î ile husûs-ı âtîye vekâleti sâbit olan Mehmed Bey b. Abdullah meclis-i şer‘a hâzır olup mezbûr Rıdvan Bey’de olan müvekkilemin bin akçe hakkını [73] müvekkile-i mezbûre bi’t-tamâm kabz eyledi min ba‘d mezbûr Rıdvan Bey ile da‘vâ ve nizâ‘ı ve husûmeti yoktur Rıdvan Bey’in zimmetini cemî‘-i da‘vâdan ibrâ-i âm ile ibrâ eyledi dedikde mezbûr Rıdvan Bey dahi ibrâ-i mezbûru kabûl edip ve kelâmlarını tasdîk edicek mâ hüve’l-vâki‘ bi’t-taleb ketb olundu.
|