|
Galata Mahkemesi 15 Numaralı Sicil (H. 981 - 1000 / M. 1573 - 1591) cilt: 34, sayfa: 98 Hüküm no: 101 Orijinal metin no: [24b-1, Arapça] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
El-Hâc Hüseyin b. Abdullah’ın evini ve parasını vakfettiği
Elhamdü li’llâhi rabbi’l-âlemîn ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma‘în. Ammâ ba‘d. İşbu, sahîh ve şer‘î bir hüccet ve mazmûnunda vakıf te’sîsi irâdesini hâvî bir vakfiyedir. Sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât er-râgıb fi’s-sadakāt ve’l-meberrât hâccü’l-haremeyni’ş-şerîfeyn el-Hâc Hüseyin b. Abdullah nâm kimesne, âhiret azığı biriktirmeyi murâd ettiğinde meclis-i şer‘-i şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfe hâzır olup, Ebî Eyyûb-i Ensârî -aleyhi rıdvânü’l-Bârî- kasabasında vâki‘ Süleyman Subaşı mahallesinde kâin bulunan, kasaba-i mezbûrede’de vâki‘ Beytülmâl-i hâssın emîni Mehmed Çelebi b. Sinan mülküne muttasıl tahtânî iki beyti hâvî ve vâkıf-ı merkūma intimâ’ı cihetiyle şöhretinden dolayı tahdîdden müstağnî olan cemî‘ menzilini niyet-i hâlise ve taviyye-i sâfiye ile haps edip vakf ettiğini ikrâr ve i‘tirâf etti. Vâkıf-ı mezkûr, menzil-i mezbûrda, isterse kendi oturması, isterse icâreye verip ücret-i kirâyı havâic-i zarûriyyesine sarf etmesi şeklindeki tasarrufu evvelâ müddet-i hayâtınca, evlenmemesi şartıyla Âişe bt. Halil nâm zevcesine, her gün yüz def‘a kelime-i tevhîdi zikr etmesi ve Nebî’ye salât getirmesi ve tehlîl ve tesbihin sevâbını Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve selleme hediye etmesi kaydıyla şart etti. Menzil-i mezbûrda tasarrufu mesfûre Âişe’den sonra müddet-i hayâtınca Kerime bt. el-Hâc Ahmed’e her gün yüz kere tehlîl ve tesbihâtta bulunması ve Nebî’ye salât getirmesi ve tehlîl ve tesbihin sevâbını Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve selleme hediye etmesi kaydıyla şart etti. Menzilde tasarrufu mezbûre Kerime’den sonra mezkûre Kerime’nin evlâdına ve evlâd-ı evlâdına ile’l-inkırâz her gün yüz kere tehlîl ve tesbihâtta bulunmaları ve Nebî’ye salât getirmeleri ve tehlîl ve tesbihin sevâbını Muhammed Resûlullah sallallâhu aleyhi ve selleme hediye etmeleri kaydıyla şart etti. Mezkûre Kerime’nin evlâdının nesilleri kesildiğinde beyteyn-i mezkûreynin icâre-i mu‘tâde ile icâreye verilmesini ve ücret-i kirânın menzilin meremmetine sarf edilmesini şart etti. Vâkıf-ı mezbûr, beyteyn-i mezbûreyn hâricindeki odaları evlenmediği müddetçe Meleksimâ bt. Abdullah nâm zevcesine, sonra evlâd-ı evlâdına sonra nesilleri kesilinceye kadar evlâd-ı evlâd-ı evlâdına şart etti. Sonra oturmaya ihtiyâcı varsa, beyteyn-i mezkûreyn hâricindeki menzili mahalle-i mezkûre imâmına Kur’ân-ı azîm ve Furkān-ı kerîm’den bir cüz’ tilâvet etmesi ve sevâbını Muhammed Resûlullah sallallâhu aleyhi ve selleme hediye etmesi kaydıyla şart etti. İmâm-ı mezkûrun oturmaya ihtiyâcı yoksa menzil-i mezbûrda süknâyı ehl-i Kur’ân’dan sâlih bir kimesneye her gün Kur’ân-ı azîm ve Furkān-ı kerîm’den bir cüz’ tilâvet etmesi ve sevâbını Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve selleme hediye etmesi kaydıyla şart etti. [25a] Vâkıf-ı mezbûr yüz yirmi bin akçesini dahi vakf etti ve meblağ-ı merkūmun noksansız ziyâdesiz senede ona on bir ribh ile istirbâh ve istiğlâl edilmesini şart etti. Mu‘âmelenin rehn-i kavî ve kefîl-i melî bi’l-mâl ile yapılmasını şart etti. Allah’ın rızık olarak verdiği meblağ ve nemâsını vâkıf-ı mezkûrun kimesnenin müdâhalesi olmadan keyfe mâ yeşâ’ tasarruf etmesini şart etti. Vâkıf-ı mezkûr, vefâtından sonra Hasan Dede b. Celâleddin nâm kimesnenin yevmî beş akçe vazîfe ile mütevellî olmasını, ammâ tebdîl, tağyîr, nasb ve azlin onun yedinde olmamasını şart etti. Vakıf kâtibine yevmî iki akçe, câbiye yevmî üç akçe ta‘yîn etti. Câbinin ve kâtibin ecânibden olmayıp, vâkıfın ve mezkûre Kerime’nin evlâdından ve nesilleri kesilinceye kadar evlâd-ı evlâdından olmasını şart etti. Mahalle-i mezbûre ahâlîsinden sâlih ve tevliyyeye ehil ve müstehık kimesnelerin mütevellî olmasını şart etti. Mahalle-i mezkûre hâricinde sâkin olanların mütevellî olmamasını şart etti. Vâkıf-ı mezbûrun ve evlâd-ı evlâdının da mütevellî olmamasını şart etti. Sâdâtın, zenginlerin ve askerlerin, imâm ve müezzinin de mütevellî olmamasını şart etti. İmâm-ı mezkûrun her gün sabah namazından sonra bir def‘a sûre-i Yâsin-i şerîfi, üç def‘a sûre-i İhlâs’ı, birer kere mu‘avvizeteyni, Fâtiha sûresini, Bakara sûresini “müflihûn”a kadar tilâvet etmesini ve sevâbını Muhammed Resûlullah’ın rûhuna hediye etmesini şart etti. İmâm-ı mezkûra yevmî bir akçe ta‘yîn etti. Âişe bt. Halil nâm zevcesine müddet-i hayâtınca yevmî beş akçe ta‘yîn etti. Onun vefâtından sonra meblağ-ı mezkûru, mezbûre Kerime’ye, sonra evlâdına, sonra evlâd-ı evlâdına ta‘yîn etti. Sonra meblağ-ı mezbûrun zevcesi Meleksimâ’nın vazîfesine katılmasını şart etti. Mezbûre Meleksimâ’nın günde yüz def‘a Nebî aleyhi’s-selâm salâtü selâm getirmesi ve yüz def‘a tehlîl ve tesbihâtta bulunması ve bunların sevâbını Muhammed Resûlullah’a ve âline hediye etmesi kaydıyla yevmî on yedi akçeye tasarruf etmesini şart etti. Sonra meblağ-ı mezkûrun Meleksimâ’nın evlâdınca ale’s-seviyye tasarruf edilmesini şart etti. Âişe, Kerime, vâkıf-ı mezbûrun evlâdı, Meleksimâ ve Meleksimâ’nın vâkıf-ı mezbûrdan olma evlâdından sonra onlara ta‘yîn edilen meblağ olan yirmi iki bin akçenin mütevellî yedinde muhâfaza edilmesini şart etti. Mescid-i mezbûra yevmî üç akçe vazîfe ile kayyım nasb edilmesini şart etti. Her sene iki yüz akçe ile mescid-i mezbûrun kandilleri için bal mumu iştirâ edilmesini ve bunun kayyım-ı mezkûra teslîm edilmesini şart etti. Her sene yedi yüz akçe ile menzil-i mezkûr kurbunda vâki‘ Süleyman Ağa mektebinde ders gören eytâm-ı fukarâya ve fukarâ-i eytâma libâs iştirâ edilip bayram günü giydirilmesini şart etti. İksâ ve iştirânın mahalle-i mezkûre ahâlîsi ma‘rifetiyle yapılmasını şart etti. Kış günlerinde mektebin ısıtılması için her sene üç yüz akçe ile odun iştirâ edilmesini şart etti. [25b] Kayyım-ı mezkûrun akşam namazından sonra mescidi açmasını, imâm, müezzin ve sulehâ-i ahâlî-i mahalleden dört kişi ile birlikte mescide girmesini ve her birinin Nebî sallallâhu aleyhi veselleme cehren yüz def‘a salavât getirmesini, yüz def‘a da tehlîl ve tesbihâtta bulunmasını ve sevâbını Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellemin rûhuna hediye etmelerini şart etti. Bunun mukābilinde imâm ve müezzine yevmî iki akçe ta‘yîn etti. Sulehâ-i mezbûrînin her birine de yevmî bir buçuk akçe ta‘yîn etti. Atebe-i aliyyedeki otakçılardan birinin vakf-ı mezbûra nâzır olmasını şart etti. Mesârif-i mezkûreden ve ihrâcâtdan artan kısmın mütevellî indinde muhâfaza edilmesini ve her ay mürtezikanın vezâifine sarf edilmesini şart etti. Vâkıf-ı mezkûr, meblağ-ı mezbûru ve tahliyye-i şer‘iyyeden sonra menzil-i merkūmu tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği Hasan Halîfe b. Celâleddin’e teslîm etti. O da tesellüm edip sâir mütevellîler evkāfda nasıl tasarruf ettiler ise öylece tasarruf etti. Vâki‘ ikrâr, mütevellî-i mesfûr tarafından vicâhen ve şifâhen tasdîk edildi. Hâl bu minvâl üzre iken vâkıf-ı merkūm, vakfından rücû‘ edip mütevellîye teslîm ettiklerinin ve mütevellînin ecr-i misilden ziyâde aldıklarının i‘âdesini taleb etti. Mütevellî-i mezkûr, vakf-ı nukūd Ensârî’nin rivâyetine göre İmâm Züfer katında sahîhdir diyerek redden imtinâ‘ etti. Muhâsama ve münâza‘a edip hâkim huzûrunda mürâfa‘a olunduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh menzil-i mezbûrun vakfiyyetinin sıhhatine ve lüzûmuna ve meblağ-ı merkūmun vakfiyyetinin sıhhatine ve mütevellînin ecr-i misilden ziyâde aldıklarından berâat-i zimmetine hükm etti. Meblağ-ı mersûm işbu hükm-i mezbûr ile cemî‘ mezâhib ve ekāvîle göre sahîh bir vakıf oldu. Vâkıf-ı mezbûr, vakf-ı nukūd İmâm Züfer katında sahîh olsa da sıhhat lüzûmu istilzâm etmez diyerek rücû‘ iddi‘âsını tekrârladı. Mütevellî bunun üzerine imâm-ı merkūm indinde sıhhat lüzûmu istilzâm etmezse de imâmeyn-i hümâmeyn imâm-ı sânî Ebû Yusuf ve imâm-ı sâlis İmâm Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî katlarında sıhhat lüzûmu da îcâb ettirir deyû cevâb verdi. Bu husûsda yine muhâsama ve münâza‘a ettiklerinde hâkim-i mezkûrun huzûrunda bir kere daha mürâfa‘a olunduklarında hâkim, meblağ-ı merkūmun vakfiyyetinin sıhhatine [ve lüzûmuna] hükm etti. Bu sûretle cemî‘ mâ zükire, evdâ‘-i şer‘iyye ve kavânîn-i mer‘iyyeye tevfîkan, tağyîr ve tebdîli, nakz ve ta‘tîli asla câiz olmayacak şekilde sahîh, lâzım ve müseccel bir vakıf oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm “ve” ecrü’l-vâkıfı ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm”. Cerâ zâlike [26a] ve hurrire fî gurreti şehri âhiri Cumâdeyn min şühûri sene semânîn ve tis‘în ve tis‘a mi’e.
Şuhûdü’l-hâl: El-Abd Ramazan b. Seyyid Hüseyin el-İmâm, Hasan Dede b. Celâleddin el-Müezzin, İsa Bey b. Mustafa el-Cündî, el-Hâc Hasan b. Kasım kurşuncu, Ramazan b. Hüseyin, Hasan b. Hüseyin, Ferhad b. Abdullah, Derviş b. Mehmed, Ömer b. Osman, Sefer b. İsmail, Mehmed b. Haydar, Mehmed b. Hasan, Mehmed Çelebi b. Sinan emîn-i Beytülmâl, Hüseyin Çelebi b. Mehmed Hacı, Timur Bey b. Abdullah, Mehmed b. Hamza, Sefer b. Oruc, Receb b. Oruc, Mustafa b. Oruc, Ahmed Dede b. Hasan, Mustafa b. Hasan Dede, Mehmed b. Hasan Dede, Hasan b. Abdullah, Ferhad b. Abdullah ve gayruhüm mine’l-hâzırîn.
|