|
Galata Mahkemesi 15 Numaralı Sicil (H. 981 - 1000 / M. 1573 - 1591) cilt: 34, sayfa: 163 Hüküm no: 223 Orijinal metin no: [53b-1, Arapça] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Hüsam Reis’in evini vakfettiği
Elhamdü li’llâhi’l-vâkıf ale’s-serâir ve’d-damâir … Ammâ ba‘d, işbu sahîh ve şer‘î bir hüccet ve mazmûnunda vakıf ikrârından bahseden sarîh ve mer‘î bir vesîkadır. Seyyid Ali Çelebi b. Seyyid Ahmed ve Seyyid Yusuf b. Mehmed ve Perviz Bey b. Abdullah ve Mahmud b. Ferhad ve Hasan Halîfe b. Kasım el-İmâm nâm kimesneler, hâric-i mahmiye-i Galata’da vâki‘ Kasımpaşa mahallâtından Tahta Kadı mahallesinde bundan akdem fevt olan reis-i sultânî Hüsam Reis’in Mustafa ve Mehmed nâm sagīreynine kıbel-i şer‘-i şerîfden mansûb vasî olan Hüdâverdi b. Mahmud mahzarında ve müteveffâ-yı merkūmun Mehmed nâm oğlu mahzarında, müteveffâ-yı merkūmun zevcesi hâmiletü hâze’l-kitâb Fâtıma bt. Abdullah nâm hâtundan ve âti’z-zikr vakfa tescîl maksadıyla mütevellî olan Veli Bey b. Abdullah’dan sâdır olan da‘vâ-yı sahîha-i şer‘iyyede gıbbe’l-istişhâd şöyle şehâdet ettiler ki, müteveffâ-yı merhûm ve mağfûrun-leh, maraz-ı mevtinde dünyânın fânî ve âhiretin bâkī olduğunu idrâk ettiğinde hâlis-i malından ve etyab-ı menâlinden ihrâc ve ifrâz edip niyet-i sâfiye ve taviyye-i vâfiye ile, işbu vakfın kendisinden sudûruna kadar sâhibi ve mâliki olduğu, elinde ve taht-ı tasarrufunda bulundurduğu, mahalle-i mezbûrede vâki‘, altlarında mahzen bulunan tahtânî iki beyti, fevkānî bir beyti, selâmlığı, üç odayı, hamamı [54a] eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmireli bahçeyi, su kuyusunu, fırını, helâyı ve avluyu hâvî olup bir tarafdan tarîk-i âm, diğer tarafdan Muhsine Hâtun bt. Ahmed mülkü, öteki tarafdan Ahmed b. ( ) mülkü, diğer tarafdan da Mahmud b. ( ) mülkü ile mahdûd bulunan cemî‘ menzilini cümle hudûdu ve tevâbi‘ ve kâffe-i hukūku ve menâfi‘i ile haps edip vakf etti. Vâkıf-ı mezbûr menzilde süknâyı evvelâ Fâtıma nâm zevcesine, sonra batnen ba‘de batnin onun evlâdına ve evlâd-ı evlâdına, sonra vâkıf-ı merkūmun âzâdlı câriyesine, sonra batnen ba‘de batnin onun evlâdına, evlâd-ı evlâdına, sonra âzâdlı kölelerine şart etti. Bunların inkırâzından sonra -ne‘ûzü billâhi min kahri’l-Kahhâr- menzil-i mezbûru Haremeyn-i şerîfeyn mütevellîsinin tasarrufunda olmak üzre Medîne-i münevvere el-mutahhara fukarâsına şart etti. Vâkıf-ı mezbûr, menzil-i mezkûru mütevellî-i mesfûra teslîm etti. O da tesellüm edip sâir mütevellîler evkāfda tasarruf ettikleri gibi tasarruf etti. Vâki‘ ikrâr, mütevellî-i mezkûr tarafından tasdîk edildi. Hâl bu minvâl üzre iken vasiyy-i mezbûr, İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe Nu‘mân b. Sâbit el-Kûfî katında vakf-ı akār gayrı lâzımdır diyerek vakfından rücû‘ etti ve menzili geri istedi. Mütevellî-i mezbûr, vakf-ı akār imâm-ı mezbûr indinde gayrı lâzım olsa da imâmeyn-i hümâmeyn Ebû Yusuf Yakub b. İbrahim el-İmâm es-sânî ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî katlarında lâzımdır deyû cevâb verdi ve hâkim-i muvakki‘-i a‘lâ kitâb-ı müstetâbdan lüzûma hükm etmesini taleb etti. Hâkim-i mûmâ-ileyh de imâmeynin re’ylerine uyarak ve vakıf cânibini evlâ ve ercah görerek umûmen ve husûsen vakfın sıhhatine ve lüzûmuna hükm etti. Vakf-ı mezbûr bu sûretle tebdîl ve tağyîri asla câiz olmayacak şekilde lâzım ve müseccel oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm” ve ecrü’l-vâkıfı ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fî evveli Zilhicce sene semânîn ve tis‘în ve tis‘a mi’e.
Şuhûdü’l-hâl: Mehmed b. İbrahim el-Müezzin, Mehmed b. Kurd el-Müezzin, Ali b. Abdullah, Siyavuş Bey b. Abdullah, Hüseyin Bey b. Abdullah, Ebûbekir b. Ali, Mustafa b. Tur Ali, Sefer b. Ali, Ali b. Abdullah, el-Hâc Mehmed b. Abdullah, Durmuş b. Mehmed ve gayruhüm.
|