|
Galata Mahkemesi 15 Numaralı Sicil (H. 981 - 1000 / M. 1573 - 1591) cilt: 34, sayfa: 162 Hüküm no: 222 Orijinal metin no: [53a-1, Arapça] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Mehmed b. İskender’in evini vakfettiği
Elhamdü li veliyyihî ve’s-salâtü alâ nebiyyihî Muhammedin seyyidi rusulihî ve alâ âlihî ve sahbih. Ammâ ba‘d, işbu sahîh ve şer‘î bir hüccet ve mazmûnunda vakıf ikrârından bahseden sarîh ve mer‘î bir vesîkadır. Sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât er-râgıb fi’s-sadakāt ve’l-meberrât er-râcî afve rabbihi’s-samed ulûfeci Mehmed b. İskender nâm kimesne, âti’z-zikr vakfına tescîl maksadıyla ve sâir umûr-ı vakf için mütevellî nasb ettiği Memi Reis b. Abdullah ile meclis-i şer‘-i şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfe hâzır olup, hâric-i mahmiye-i Galata mahallâtından Bedreddin mahallesinde vâki‘, fevkānî iki beyti hâvî olup bir tarafdan dellâl Memi mülkü, diğer tarafdan vâkıf-ı mezbûr mülkü, öteki tarafdan tarîk-i âm ve diğer tarafdan da mekābir-i müslimîn ile mahdûd olan cemî‘ menzilini cümle hudûdu ve kâffe-i hukūku ile, niyet-i sâfiye ve taviyye-i vâfiye ile haps edip vakf ettiğini ikrâr ve i‘tirâf etti. Menzil-i mezbûrda süknâyı evvelâ müddet-i hayâtınca nefsine, sonra Emine bt. Abdullah nâm zevcesine, sonra onun evlâdına, evlâd-ı evlâdına şart etti. Nesilleri inkırâza uğradığında cemî‘ vakfı mahalle-i mezbûre mescidi imâm ve müezzinine şart etti. Fevka’l-bâb olan menzili müezzine, diğerini imâma ta‘yîn etti. Her ikisinin de her gün üç def‘a sûre-i İhlâs’ı tilâvet edip sevâbını vâkıf-ı mezbûrun rûhuna hediye etmelerini şart etti. İnkırâzlarından sonra -ne‘ûzü billâhi min kahri’l-Kahhâr- menzil-i mezbûru Haremeyn-i şerîfeyn mütevellîsinin tasarrufunda olmak üzre Medîne-i münevvere el-mutahhara fukarâsına şart etti. Vâkıf-ı mezbûr, menzil-i mezkûru mütevellî-i mesfûra teslîm etti. O da tesellüm edip sâir mütevellîler evkāfda tasarruf ettikleri gibi tasarruf etti. Vâki‘ ikrâr, mütevellî-i mezkûr tarafından tasdîk edildi. Hâl bu minvâl üzre iken vâkıf-ı mezbûr, İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe Nu‘mân b. Sâbit el-Kûfî katında vakf-ı akār gayrı lâzımdır diyerek vakfından rücû‘ etti ve menzili geri istedi. Mütevellî-i mezbûr, vakf-ı akār imâm-ı mezbûr indinde gayr-ı lâzım olsa da imâmeyn-i hümâmeyn Ebû Yusuf Yakub b. İbrahim el-İmâm es-sânî ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî katlarında lâzımdır deyû cevâb verdi ve hâkim-i muvakki‘-i a‘lâ kitâb-ı müstetâbdan lüzûma hükm etmesini taleb etti. Hâkim-i mûmâ-ileyh de imâmeynin re’ylerine uyarak ve vakıf cânibini evlâ ve ercah görerek umûmen ve husûsen vakfın sıhhatine ve lüzûmuna hükm etti. Vakf-ı mezbûr bu sûretle tebdîl ve tağyîri asla câiz olmayacak şekilde lâzım ve müseccel oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû [53b] inna’llâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıfı ale’l-kerîm.” Cerâ zâlike ve hurrire fî evâhiri Zilka‘de min şühûri sene semânîn ve tis‘în ve tis‘a mi’e.
Şuhûdü’l-hâl: Mehmed Halîfe b. Bâli el-İmâm, Ali b. İbrahim el-Müezzin, Memi Reis b. Abdullah, Ahmed b. Ali er-Reis, Hasan b. Hüseyin, Bayram b. Mirza, Seyyid Mehmed b. Abdurrahman, Mahmud b. Mehmed, Ahmed b. Abdullah el-Bevvâb, Hüseyin b. Abdullah, Üveys b. Ali ve gayruhüm.
|