|
Galata Mahkemesi 15 Numaralı Sicil (H. 981 - 1000 / M. 1573 - 1591) cilt: 34, sayfa: 285 Hüküm no: 447 Orijinal metin no: [102a-2] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
İbrahim Çelebi b. Mehmed’in bahçesini mahalle camiine vakfetmesi
Oldur ki Hâric-i Galata’da Kasımpaşa mahallâtından Sahhâf Muhyiddin mahallesi sâkinlerinden, sipâhi oğlanları zümresinden olup hâlâ Tophâne-i âmire kâtibi olan fahrü’l-akrân İbrahim Çelebi b. Mehmed meclis-i şer‘-i şerîfde ikrâr-ı sahîh-i şer‘î ve i‘tirâf-ı sarîh-i mer‘î kılıp tasarrufât-ı kavliyyesi nâfize ve teberru‘ât-ı mer‘iyyesi câize olduğu hâlde ahsen-i emvâlimden ve etyab-ı emlâkimden mahalle-i merkūmede bir tarafı vâdi ve bir tarafı merkūm İbrahim Çelebi mülküne ve bir tarafı tarîk-i âma ve bir tarafı sancakdar bostanına müntehî olup yılda Sultan Bayezid vakfı’na yüz yirmi akçe mukāta‘alı olan hadîkamı mülkümden ifrâz edip hasbeten li rûhi Rasûlihi’l-kerîm vakf ve haps edip tekabbelallâhu kabûlen marziyyen ve ahsenallâhu ihsânen neciyyen ba‘de’t-tahliyye hadîka-i merkūmeyi li ecli’t-tescîl mütevellî nasb ettiğim mahalle-i mezbûre İmâmı el-Hâc Said b. Receb el-İmâm’a teslîm edip ol dahi kabz ve tesellüm edip sâir evkāfın mütevellîleri gibi tasarruf edip şol şart ile ki mâdâmki kendim kayd-ı hayâtda[yım] kendime ve ba‘dehû hadîka-i mezbûreyi icâreye verip hâsıl olan gallesinden mahalle-i merkūmede her kim imâm olursa ba‘de’l-işâ üç ihlâs-ı şerîf kırâat edip sevâbını Hazret-i Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin rûh-ı şerîflerine ve bana ve vâlideynime hibe edip mukābelesinde yevmî bir akçe verile ve Eyyühüm imâmı kable’l-işâ Kelâm-ı şerîfden bir aşır tilâvet edip ona dahi yevmî bir akçe verile ve vakf-ı mezbûrun mütevellîsine beher şehr on beş akçe verile ve mahalle-i mezbûreye imâm olan kimesne benden sonra ol mütevellî ola ve mezkûr Eyyühüm İmâmı ve sâir ahâlî-i mahalle mesfûr vakfın üzerine nâzır olalar deyû şart eyledikde mukırr-ı mezkûr, vâkıfın vech-i meşrûh üzre kelâmı mütevellî’l-mezkûr bi’l-muvâcehe tasdîk ve tahkīk eyledikden sonra vâkıf-ı mezbûr takrîr-i kelâm edip İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı mu‘azzam Ebî Hanîfeti’l-Kûfî âmenehullâhi bi lütfihi’l-celî ve’l-hafî katında vakfın adem-i lüzûmuna binâen hadîka-i merkūmenin vakfiyyetinden rücû‘ ettim dedikde mütevellî-i mezbûr cevâb verip imâmeyn-i hümâmeyn re’ylerinde akārın vakfı, husûsan ve mütevellîye teslîmden sonra lâzım ve mübeyyen ve devâm-ı te’bîd emr-i müfîddir. Lâ cereme onların re’y-i reşîdi ve mezheb-i sedîdi üzre vakfın lüzûmuna hükm olunmak taleb ederim dedikde hâkim-i nâfizü’l-ahkâm nazar-ı dakīk ve te’emmül-i enîk edip temhîd-i akd-i kavâid-i hayrât ve teşdîd-i mebânî-i hasenâtı icrâ edip vakf-ı mezbûrun lüzûmuna hükm eyledi pes vakf-ı mersûm resm-i merkūm üzre cumhûr katında vakf-ı sahîh lâzım ve haps-i sarîh olup min ba‘d nakz ve ibtâl [102b] ve ihtilâle mecâl muhâl oldu. Meliki’l-müte‘âlden suâl olunur ki bunun ibtâline kasd eden dünyâ ve âhiretde merâmdan mahrûm ola. Cerâ zâlike ve hurrire fî evâili şehri Zilka‘deti’l-ûlâ sene 999.
Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-emâcid ve’l-ekârim Mustafa Çelebi Defterdâr es-sâbık, Mustafa b. Nasrullah el-Mütevellî bi vakf-ı Eyyühüm, es-Seyyid Ali b. es-Seyyid Ahmed, Musa b. Halil, Mustafa b. Ali el-Muhzır, Abdullah b. Hüsam er-Reis, Cafer b. Abdullah, Yusuf b. Abdullah, Pervâne b. Abdullah, el-Hâc Said b. Receb el-İmâm bi Mescid-i Sahhâf, Hüseyin b. Mustafa, Mustafa b. Ali el-Yümnî, Mustafa b. Nasrullah el-Müezzin, Mehmed b. Halil el-Muhzır-ı bi kalem, Mehmed b. Ahmed el-Muhzır, Abdurrahman b. Abdülmennân, Hasan b. Mustafa el-Haffâf ve gayruhüm mine’l-hâzırîn.
|