.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 15 Numaralı Sicil (H. 981 - 1000 / M. 1573 - 1591)
cilt: 34, sayfa: 292
Hüküm no: 456
Orijinal metin no: [105a-1]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Hüsam Reis b. Abdullah’ın evinin yarısını mahalle avarızına, yarısını da evin tamirine vakfettiği

Bâdî-i tahrîr-i kitâb-ı şer‘î ve mûcib-i tastîr-i hitâb-ı mer‘î oldur ki Mahmiye-i Galata hâricinde Sarı Lütfi mahallesi sâkinlerinden olan Hüsam Reis b. Abdullah [meclis-i] şer‘-i şerîfde ikrâr-ı sahîh-i şer‘î kılıp kavliyyesi nâfize ve teberru‘ât-ı mer‘iyyesi câize olduğu hâlde ahsen-i emvâl ve etyab-ı emlâkinden mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir tarafı Bâli Çelebi b. Hüseyin ve bir tarafı Zâhide Hâtun bt. ( ) ve bir tarafı Abdurrahman nâm sipâhi mülküne ve iki tarafı tarîk-i hâssa müntehî olup iki bâb fevkānî ve üç tahtânî evini ve su kuyusu ve kenîf ve eşcâr-ı müsmiresi olan muhavvatayı müştemil olan mülk menzilimi hâlâ mülkümden ihrâc edip hasbeten lillâhi’l-azîm ve haseneten li rûhi resûlihi’l-kerîm vakf ve haps eyledim. Tekabbelallâh kabûlen marziyyen ve ahsenallâhu ihsânen neciyyen ba‘de’t-tahliyye mülk-i merkūmu li ecli’t-tescîl mütevellî nasb ettiğim Tahta Mescid mahallesi sâkinlerinden Mustafa b. Abdullah [nâm] kimesneye teslîm edip ol dahi kabz ve tesellüm edip sâir evkāf mütevellîleri gibi tasarruf edip şol şartla ki mâdâmki kendim kayd-ı hayâtda olam kendime ve benden sonra evlâdıma batnen ba‘de batnin ve ba‘de’l-inkırâz icâreye verilip hâsıl olan gallesinden nısfını mahalle-i mezbûre avârızına ve nısfını menzil-i merkūmun meremmâtına sarf oluna ve mahalle-i merkūme ahâlîsi mesfûr vakfın üzerine nâzır olalar deyû şart eyledikde mezkûr vâkıfın ve hadd-i meşrûh üzre olan kelâmın mütevellî-i mezbûr tasdîk ve tahkīk eyledikden sonra vâkıf-ı mezbûr takrîr-i kelâm edip İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı mu‘azzam Ebî Hanîfe el-Kûfî katında vakfın adem-i lüzûmuna binâen merkūm dârın vakfiyyetinden rücû‘ ettim dedikde mütevellî-i mezbûr bi’l-muvâcehe cevâb verip imâmeyn-i hümâmeyn re’ylerinde akārın vakfı, husûsan mütevellîye teslîminden sonra lâzım ve mübeyyen ve devâm-ı te’bîd emr-i müfîddir. Lâ cereme onların re’y-i rüşdî-mezheb üzre vakfın lüzûmuna hükm olunmak taleb ederim dedikde hâkim-i nâfizü’l-ahkâm nazar-ı dakīk ve te’emmül-i enîk edip temhîd-i kavâid-i hayrât ve teşdîd-i mebânî-i hasenâtı icrâ edip vakf-ı mezbûrun lüzûmuna hükm eyledi. Pes vakf-ı mersûm resmi ber kavî üzre cumhûr katında vakf-ı sahîh ve lâzım ve haps-i sarîh olup min ba‘d naks ve nakza ve ibtâl ve ihtilâle mecâl muhâl oldu. Cerâ zâlike ve hurrire fî evâili şehri Zilka‘de sene 999.


Şuhûdü’l-hâl: Pîr Mehmed b. Mehmed el-İmâm, Hasan b. Ali, Hacı Üveys b. Ali, Hüseyin b. Ali, İsmail b. Ali, Rıdvan b. Abdullah, Ahmed Bey b. Abdullah, Hacı Ferruh b. Abdullah, Keyvan b. Abdullah ve gayruhüm.