|
Galata Mahkemesi 20 Numaralı Sicil (H. 1005 - 1007 / M. 1596 - 1599) cilt: 35, sayfa: 176 Hüküm no: 190 Orijinal metin no: [27b-2, Arapça] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Âişe Hatun’un evini vakfettiği
Elhamdü lillâhi vahdeh ve’s-salâtü alâ men lâ nebiyye ba‘deh ve alâ men evfâ ahdeh. ammâ ba‘d işbu mazmûnunda vakıf ikrârından bahseden kayd, sahîh ve şer‘î bir hüccetdir. Hâric-i mahmiye-i Galata mahallâtından Ebülfazl mahallesinde sâkine olan sâhibe-i hayrât ve râtıbe-i meberrât Âişe Hâtun bt. Hoca Ömer nâm hâtun dünyânın dâr-ı fenâ olduğunu, orada bâkī kalmanın muhâl bulunduğunu idrâk edip kıyâmet günü için azık tedârük etmek istediğinde meclis-i şer‘-i şerîfe hâzıra oldu ve âti’z-zikr vakfını tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği fahrü’l-a‘yân mevlânâ Mehmed Halîfe b. Mehmed’i ihzâr edip mahzarında işbu vakıf ikrârının kendisinden sudûruna kadar sâhibi ve mâliki olduğu, elinde ve taht-ı tasarrufunda bulundurduğu, mahalle-i mezkûrede vâki‘, iki beyt-i ulvîyi, selâmlığı, helâyı, su kuyusunu, eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmireyi ve avluyu müştemil olup bir tarafdan Veli Reis mülkü, diğer tarafdan Cemile Hâtun mülkü, öteki tarafdan Yusuf mülkü ve diğer tarafdan da tarîk-i âm ile mahdûd olan cemî‘ menzilini cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ve âmme-i menâfi‘ ve merâfıkı ile ve niyet-i hâlisa ve taviyyet-i sâfiye üzre haps, vakf, tasadduk ve te’bîd eylediğini ikrâr ve i‘tirâf eyledi. Vâkıfe-i mezbûre süknâyı evvelâ müddet-i hayâtınca kendisine sonra Mustafa Bey nâm zevcine, sonra neslen ba‘de neslin ile’l-inkırâz evlâdına, evlâd-ı evlâdına, evlâd-ı evlâd-ı evlâdına, sonra âzâdlı kölelerine, sonra âzâdlı kölelerinin evlâdına, evlâd-ı evlâdına, sonra her gece yatsı namazından sonra Mülk sûresini tilâvet edip sevâbını vâkıfe-i mezbûrenin rûhuna hediye etmesi kaydıyla mahalle-i mezkûre mescidinin müezzinine şart etti. Tevliyyet-i hasbiyyeyi, ta‘dîl ve tağyîri müddet-i hayâtınca kendisine şart etti. Vâkıfe-i mezbûre menzil-i merkūmu mütevellî-i mezkûra teslîm etti. Mütevellî de tesellüm edip sâir mütevellîler evkāfda nasıl tasarruf ettiler ise öyle tasarruf etti. Emr-i vakf vech-i muharrer-i mesfûr üzre tamâm olduğunda hâkim-i muvakkii a‘lâ hâze’l-kitâb, mesâil-i vakıfda cârî eimme-i eslâf beynindeki ihtilâfı da bilerek ve tescîl için lâzım gelen husûsâta da ri‘âyet ederek vakfın husûsen ve umûmen sıhhat ve lüzûmuna hükm etti. Menzil-i merkūm bu sûretle tebdîl ve tağyîri aslâ câiz olmayacak şekilde müttefekun-aleyh lâzım bir vakıf hâline geldi. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm” Cerâ zâlike ve hurrire fî evâhiri Saferi’l-muzaffer sene sitte ve elf. Şuhûd: Ahmed b. İsmail el-İmâm, Hüsam b. Veli, Süleyman b. Hasan, el-Hâc Keyvan b. Abdullah, Mehmed b. Yusuf, Mustafa b. Hüsrev, Mehmed b. Abdullah
|