.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 25 Numaralı Sicil (H. 1179-1180 / M. 1765-1767)
cilt: 76, sayfa: 431
Hüküm no: 525
Orijinal metin no: [222-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


İmaret-i amirelere verilen unların fiyatlarında indirim yapılması

İmâret vakıflarının nizâmı

Ma‘rûz,

İmâret-i âmire uncularının hesâbı rü’yet olunmak için fî vaz‘ında nizâ‘larına binâen nizâm-ı sâbıkları tetarruk-ı halelden sıyânet olunarak terâfu‘ları için sâdır olan fermân-ı âlîye imtisâlen dâ‘îhânede Haremeyn-i muhteremeyn müfettişi müderrisîn-i kirâmdan Ahmed Necib Efendi dâ‘îleri ve nezâret-i hazret-i Sadr-ı a‘zamîde âsûde olan evkāf-ı şerîfe müfettişi yine müderrisîn-i kirâmdan Ali Efendi dâ‘îleri ile akdolunan meclis-i şer‘-i hatîrde Sultân Selim Uncusu el-Hâc Mustafa ve Üsküdar’da Vâlide-i Atik Uncusu Ali ve yine Üsküdar’da Yeni Vâlide Uncusu İsmail ve Sultân Mehmed İmâreti ile Süleymaniye İmâreti Uncusu Papasoğlu Bogos ve Şehzâde Uncusu Agob Sultân Mehmed Mütevellîsi Süleyman Ağa tarafından husûs-ı âti’z-zikrde vekîli Rûznâmçeci Bekir Efendi ve Sultân Selim Mütevellîsi Mehmed Ratib Efendi ve Süleymaniye Mütevellîsi hazînedâr-ı hazret-i Sadr-ı a‘zamî Mehmed Ağa tarafından kezâlik vekîli İsmail Ağa ve Şehzâde mütevellîsi Bayburdî Mustafa Ağa tarafından kezâlik vekîli Ali Ağa ve Atik Vâlide Mütevellîsi Hasan Efendi ve Yeni Vâlide Mütevellîsi Mustafa Efendi hâzır oldukları hâlde imârât-ı mezkûrenin yetmiş sekiz senesi Martı ibtidâsından Şubatı gāyetine gelince iktizâ eden ununu bizler verip ve hesâbımızın rü’yeti bâ-emr-i âlî İslambol kādısı efendilerin vakt-i hâle göre fî vaz‘ına mevkūf olmağla ol vechile bir sene yedişer buçuk akçe tenzîl ile muhâsebemiz görülüp lâkin işbu sene-i mübârekede iştirâ ve tahn ve dakīk etdiğimiz hıntalar za‘îf olmağla eğer bu sene dahi tenzîl olunur ise mutazarrır oluruz demeleriyle verilen emr-i âlîşâna nazar olundukda ekmekçi hâssı ta‘bîr olunan Simkeşhâne fırınında tabh olunan nân-ı azîz gibi pâk ve beyaz fodula tabh olunacak dakīkin keyli kaç akçeye olursa imâret-i âmire ve Sekbânbaşı Fırını’nın akçesi pâk ve pişkin olmağla narhı rûzîsinden her keylinde yedişer buçuk akçe noksân ile kabûl ve ta‘ahhüd eyledikleri tasrîh olunup, lâkin merkūm uncular biz evvel sene gelen hıntanın unu kesîr olduğuna binâen ta‘ahhüd etmiş idik ve kādı-i sâbık Yusuf Efendi zamânında yetmiş yedi senesi verdiğimiz unun bahası kat‘ ve fîsi minvâl-i meşrûh [üzere] vaz‘ olundukda ol vakitden sonra gelen hınta sene-i sâbıkā gibi olmamağla hâlâ ben unun keyli yüz altmış akçeye olup yüz akçeye verdiğimiz sûretde dahi zarârımız mütehakkık iken tenzîl olunursa küllî mutazarrır oluruz deyü çaşni tutulmasını istid‘â ve sâbıkā verdikleri unun bu def‘a el-yevm mevcûd olan hıntadan çaşni ile ma‘lûm olacak bahasına mukāyese murâd ederler. Lâkin bundan akdem alıp tahn ve dakīk eyledikleri hıntaların ecnâsının ve her keylinden hâsıl olan dakīkin mikdârını vech-i şer‘î üzere beyana kādir olamayacaklarını i‘tirâf ve sevâhil-i Bahr-ı siyâhdan vürûd edip tahn eyledikleri hıntaların fîleri altmış sekiz senesinde hıntanın za‘afına binâen tenzîl olunup öteden beri imârât-ı âmire uncularının evvel senede kat‘ ve ta‘ahhüd etdikleri vech üzere hesâbları rü’yet olunagelmekle bu def‘a dahi hâlâ yetmiş sekiz senesi Martı ibtidâsından Şubatı gāyetine gelince ekmekçi hâssı ta‘bîr olunan dakīkin her keyli yüzer akçeye alıp mütegayyir olmağla ta‘ahhüdlerini nakzı mûceb nesne olmayıp bu kıyâs üzere mugālatalarına iltifât olmayıp her keylinde yedişer buçuk akçe tenzîl ile doksan ikişer buçuk akçeden hesâbları rü’yet olunmak nizâm-ı kadîm ve ta‘ahhüd-i sâbıklarına evfak olduğu huzûr-ı âlîlerine i‘lâm olundu.

Fî 8 min-Zilka‘de sene 1179