|
Galata Mahkemesi 15 Numaralı Sicil (H. 981 - 1000 / M. 1573 - 1591) cilt: 34, sayfa: 257 Hüküm no: 402 Orijinal metin no: [91a-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Barbaros Hayreddin Paşa’nın, sarayını Hayreddin Paşa Medresesi’nin ihtiyaçları için vakf ettiği
Oldur ki Sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât merhûm ve mağfûr el-muhtâc ilâ rahmeti Rabbihi’l-gafûr kapudân Hayreddin Paşa -enârallâhu merkadehûnun- evlâd-ı utekāsından iftihârü’l-kazâ Hüseyin Çelebi b. Kasım ve kıdvetü’l-emâsil Ali Çelebi b. İskender ve Memi Bey b. Mustafa nâm kimesneler meclis-i şer‘-i şerîfe merhûm-ı mezbûrun sulbî oğlu Hasan Paşa’nın kızı merhûme Belkıs Hâtun’un evlâdı kıdvetü’l-emâcid ve’l-ekârim Mahmud Bey ve Ahmed Bey taraflarından husûs-ı âti’z-zikre Nasuh Halîfe b. Abdullah ve Mustafa Çelebi b. Mahmud şehâdetleriyle vekâleti sâbite olan fahrü’l-akrân Receb Bey b. Osman nâm kimesneyi ihzâr ve muvâcehesinde takrîr-i kelâm ve bast-ı merâm kılıp mahmiye-i Galata müzâfâtından Beşiktaş nâm mevzi‘de bir tarafı Rıdvan b. Abdullah mülkü ve bir tarafı Sirkeci Bahşâyiş vakfı ve bir tarafı vâdiye ve bir tarafı deryâ ve bir tarafı Dîvâne Birâder hamamı ve bir cânibi tarîk-i âm ile mahdûd olup dâhilen ve hâricen nice odaları ve bahçeleri müştemil olup Hayreddin Paşa Sarayı demekle ma‘rûf sarayın merhûm-ı mezbûr dâhilinde olan odalarını tevâbi‘ ve levâhıkı ile evlâdına ve evlâd-ı evlâdına ve evlâd-ı evlâdına ve evlâd-ı evlâdına batnen ba‘de batnin, karnen ba‘de karnin vakf edip ba‘de’l-inkırâz utekāsına ve evlâd-ı utekāsına ve evlâd ve evlâd-ı utekāsına batnen ba‘de batnin şart edip ba‘de’l-inkırâz icâreye verilip mahsûlü merkūm sarayın kurbunda binâ eylediği medrese-i şerîfin mühimmâtına sarf oluna ve yine vâdi tarafında olan odaları önünde bahçesiyle merhûm-ı mezbûr hâl-i hayâtında ve kemâl-i sıhhatinde utekāsına ve evlâd-ı utekāsına ve evlâd-ı evlâd-ı utekāsına vakf ve haps edip ba‘de’l-inkırâz merkūm sarayın kurbunda zikr olunan medrese-i şerîfenin mühimmâtına sarf oluna deyû şart edip teslîm-i mütevellî ve tescîl-i şer‘î eylemişdir. Hâlen evlâd-ı utekādan olduğumuz sebebden da‘vâ ve taleb ederiz dediklerinde vekîl-i mezbûrdan vâki‘ hâl suâl olundukda inkâr ile cevâb vericek müdde‘iyyûn-ı mezbûrûndan da‘vâlarına mutâbık beyyine taleb olundukda meclis-i şer‘de huzûru müte‘azzir olup hâlâ Medîne-i münevvere sallallâhu alâ sâkinihâ da mütemekkin olan fahrü’s-sulehâ Şeyh Ömer b. Abdullah ağzından şehâdet eden Hasan Efendi b. Mehmed el-İmâm ve Hüseyin Bey b. Abdullah ve Mustafa Bey b. Abdullah ve Hamza Bey b. Abdullah ve yine hâssa reislerden olup kezâlik meclis-i kazâda huzûru müte‘azzir olup Kara Kadı demekle ma‘rûf fahrü’l-emâcid ve’l-ekârim ağzından ve Hamza Bey ağzından şehâdet eden İbrahim Çelebi b. Mahmud el-İmâm ve Hızır Çelebi b. Şaban ve Nebi b. Mustafa el-İmâm nâm kimesneler meclis-i şer‘-i şerîfde hâzırûn olup şehâdet-i şer‘iyye eylediler ki şâhid-i aslımız olan mezbûra Şeyh Ömer ve Gāzi Bey ve Hamza Bey bizim katımızda şehâdet-i şer‘iyye edip dediler ki merhûm-ı mezbûr ed-dâric ilâ rahmeti Rabbihi’l-gafûr Hayreddin Paşa hâl-i hayâtında zikr olunan sarayının dâhilinde olan odalarını cemî‘ tevâbi‘i ve levâhıkı evlâdına ve evlâd-ı evlâdına batnen ba‘de batnin ve neslen ba‘de neslin ve ba‘de’l-inkırâz utekāsına ve evlâd-ı utekāsına ve evlâd-ı evlâd-ı utekāsına batnen ba‘de batnin ve karnen ba‘de karnin ba‘de’l-inkırâz icâreye verilip ale’l-usûl medrese-i mezbûreye sarf ve harc oluna deyû vakf ve haps edip ve yine saray-ı mezbûrun hâricinde olan odalarını ve önünde olan bahçesini utekāsına ve evlâd-ı utekāsına ve evlâd-ı evlâd-ı utekāsına vakf ve haps edip ve ba‘de’l-inkırâz hâkimü’l-vakt ma‘rifetiyle icâreye verilip mahsûlü medrese-i mezbûreye sarf oluna deyû şart eyledi. Teslîm-i mütevellî ve tescîl-i şer‘î olmuşdur. Bi’l-fi‘l zikr olunan odalar cemî‘ tevâbi‘i ve levâhıkı ile vech-i meşrûh üzre vakf-ı mezbûr husûsuna şâhidleriz ve şehâdet dahi ederiz deyû şehâdet edip [91b] ve bizi bu husûs-ı mezbûra işhâd eylediler. Biz mezbûrûnun şehâdetine şehâdet ederiz deyû zikr olunan fer‘-i şâhidleri şehâdet edip şehâdetleri ba‘de ri‘âyeti şerâiti’l-kabûl hayyiz-i kabûl oldukdan sonra mûcebi ile hükm olunup vâki‘ hâl talebleriyle ketb ve tahrîr olunup yedlerine def‘ olundu ki vakt-i hâcetde kātı‘-ı kīl ü kāl ola. Tahrîren fî evâhiri şehri Zilhicce li sene semânîn ve tis‘îne ve tis‘a mi’e.
Şuhûdü’l-hâl: El-Hâc Nebi b. Hızır, Mustafa Çelebi b. Mahmud, Mustafa Bey [b.] Abdullah, Ali Bey b. Abdullah, Ali (…) b. Abdullah, Nasuh b. Abdullah el-İmâm, Osman [b.] Abdullah, Mahmud Bey b. İskender el-Müezzin, Mahmud b. Hüsam, el-Hâc Seyfullah [b.] Abdullah, Hasan b. Abdullah ve gayruhüm mine’l-hâzırîn.
|