.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 15 Numaralı Sicil (H. 981 - 1000 / M. 1573 - 1591)
cilt: 34, sayfa: 313
Hüküm no: 482
Orijinal metin no: [114a-1]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Ümmî Hâtun bt. Abdullah’ın mülkünün vârisler arasında paylaşıldığı

Hâric-i Galata’da Kazasker câmi‘-i şerîfi sâkinelerinden olup hacc-ı şerîfde vefât eden Ümmî Hâtun bt. Abdullah’ın asabiyye-i sebebiyye tarîki üzre vârisi olan Mürüvvet bt. Cafer nâm kimesne meclis-i şer‘-i şerîfde Mehmed Çelebi b. İbrahim [nâm] kimesne muvâcehesinde takrîr-i kelâm edip müteveffât-ı mezkûrenin verâseti bana ve birâderlerim Mehmed ve Hüseyin’e ve mezkûr Mehmed[’e] münhasıra iken mahalle-i mezkûrede vâki‘ inde’l-cîrân ma‘lûmü’l-hudûd olan müteveffât-ı merkūmenin menzilin mezkûr Mehmed Çelebi mecmû‘an zabt ve kabz etmişdir. Bi-hasebi’ş-şer‘i’l-kavîm menzil-i mezkûrdan hissem ifrâz olunmasın taleb ederim dedikde mezkûr Mehmed Çelebi bi’l-muvâcehe cevâb verip fi’l-vâki‘ müteveffât-ı merkūmenin verâseti merkūmûn Mürüvvet ve Mehmed ve Hasan’a ve bana münhasıradır. Ve menzil-i mezkûrun cümlesi benim yedimdedir. Lâkin müteveffât-ı merkūme cümle malının sülüsünü vasiyyet edip Rüstem nâm şahsı vasiyy-i muhtâr edip o dahi sülüs vesâyeti isbât ettikden sonra menzil-i mezkûrun sülüsünü vasiyy-i muhtârdan iştirâ eyleyip ve mezkûrân Mehmed ve Hüseyin’in hisse-i şâyi‘aların kendilerden iştirâ eyledim. Menzil-i mezkûrda ancak mezbûr Mürüvvet’in hissesi kalmışdır demeğin merkūm Mürüvvet dahi vech-i meşrûh üzre menzil-i mezkûrun südüsüne râzı olmağın tarafeynin rızâlarıyla hâssa mi‘mârlarından Mustafa b. Cafer nâm kimesne ile ve ehl-i vukūfdan zeyl-i kitâbda mastûr olan kimesneler ile menzil-i mezkûrun üzerine varıldıkda evvelâ binâsı bennâ zirâ‘ı ile tahmîn olundukda arzı on altı zirâ‘, tûlü on yedi zirâ‘ olmağın teseddüs olundukda binânın arzından iki buçuk zirâ‘ dört parmak olup on yedi zirâ‘ tûle darb olundukda cem‘an südüsü kırk beş zirâ‘ olup ol mikdâr zirâ‘ binâ ifrâz olunmak lâzım olucak binânın cânib-i şarkīsinden bed’ olundukda iki buçuk zirâ‘ ve dört parmak arzı nerdübâna muttasıl olan dizmiye? müntehî olup tûlen dahi cânib-i şimâlîsinden kıble cânibinde damlalığa müntehî olup ol mikdâr binâ iki fevkānî evi ve bir kenîfi ve tahtânî evi ve fevkānî altında bir mâ’-ı bi’ri müştemildir. Ve arz-ı hâliye dahi zirâ‘-ı mezbûr ile tahmîn olundukda cânib-i şimâlde vâki‘ olan bahçenin arzı yirmi beş, tûlü yirmi dört zirâ‘ olup yirmi beş[in] yirmi dörde darbı ile cem‘an altı yüz yetmiş beş zirâ‘ olur. Ve cânib-i şarkīsinde vâki‘ olan arz-ı hâliyenin arzı dokuz zirâ‘ tûlü ve on dört zirâ‘ olup bu dahi darbıyla yüz otuz zirâ‘ olup zikr olunan beş yüz yetmiş beş zirâ‘la yüz otuz zirâ‘ cem‘ olundukda cümle arz-ı hâliyesi yedi yüz beş olup onun südüsü yüz on yedi buçuk zirâ‘ olup binânın mezkûr Mürüvvet’e verilmeyen cânibi ona verilenden eşref olmağın onun şerefiyyeti için dahi arz-ı hâliyeden zikr olunan mi‘mâr ve ehl-i vukūf kimesneler iki yüz kırk dört dahi verilmek lâzımdır dedikleri ecilden arz-ı hâliyeden mezkûr[e] Mürüvvet’in mecmû‘ hissesi üç yüz altmış bir zirâ‘ olup ona ta‘yîn olundu ki cânib-i şarkīsi Mustafa b. [114b] Abdullah mülküne ve cânib-i garbîsi ba‘zen kendiye ta‘yîn olunup zikr olunan binâya mutasarrıf ve ba‘zen şerîki olan mezkûr Mehmed mülküne ki nişânı kendiye ta‘yîn olunan binânın cânib-i şarkīsinden doğru inip gidip ayva ağacına ve anda erik ağacına müntehî olur. Ve cânib-i kıbelîsi Memi Reis mülküne ve cânib-i cenûbu mezâristana müntehî[dir]. Vech-i mezkûr tahdîd olan binâ ve arz-ı mezkûr Mürüvvet’e ifrâz olunup mâ hüve’l-vâki‘ bi’t-taleb ketb ve tahrîr olundu ki lede’l-hâce müzekkir-i mâ cerâ ola. Tahrîren fî evâsıtı Muharremi’l-harâm li sene elf.


Şuhûdü’l-hâl: Nasuh b. Abdullah, Mehmed Reis b. Abdullah, Mustafa b. Ali, Hüsrev b. Abdullah ve gayruhüm.