.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 20 Numaralı Sicil (H. 1005 - 1007 / M. 1596 - 1599)
cilt: 35, sayfa: 67
Hüküm no: 39
Orijinal metin no: [5a-2, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Âişe Hatun bt. Mustafa’nın evini vakfettiği

Elhamdü li men lehü’l-hamd ve’s-senâu ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ nebiyyihî Muhammedin eşrefi’l-verâi ve alâ âlihî ve sahbihî, ammâ ba‘d, işbu mazmûnunda vakıf ikrârından bahseden sahîh ve şer‘î bir hüccetdir. Hâric-i mahmiye-i Galata mahallâtından Kuloğlu mahallesinde sâkine olan Âişe Hâtun bt. Mustafa nâm hâtun meclis-i şer‘a hâzıra olup, işbu vakıf ikrârının kendisinden sudûruna kadar sâhibi ve mâliki olduğu, elinde ve taht-ı tasarrufunda bulundurduğu, mahalle-i mezbûrede vâki‘, üzerlerinde tek bir ev olan tahtânî iki beyti, diğer tahtânî iki beyti, helâyı, üç kuyuyu, eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmireli bahçeyi ve avluyu hâvî bulunan ve bir tarafdan Hâcce Hâtun bt. Abdullah mülkü, diğer tarafdan Âlime Hâtun bt. Abdullah mülkü ve İlyas b. Hızır mülkü ve iki tarafdan da Bıyıklı deyû ma‘rûf Manol v. Kosta nâm zimmî mülkü ile mahdûd olan cemî‘ mülk menzilini cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ve kâffe-i hukūku ve merâfıkı ile niyet-i hâlisa ve taviyyet-i sâfiye üzre haps ve vakf ettiğini ikrâr etti. Menzil-i mezbûrda süknâyı evvelâ müddet-i hayâtınca kendisine, sonra evlâdına, sonra evlâd-ı evlâdına, sonra nesilleri kesilinceye kadar neslen ba‘de neslin ve batnen ba‘de batnin evlâd-ı evlâd-ı evlâdına şart etti. Sonra Musa Bey b. Mehmed nâm bevvâb-ı sultânîye, sonra evlâd-ı evlâdına, sonra ile’l-inkırâz evlâd-ı evlâd-ı evlâdına şart etti. Sonra Medîne-i münevvere fukarâsına şart etti. Menzilde sâkin olacakların her gün sûre-i Fâtiha’yı bir kere, sûre-i İhlâs’ı üç kere, mu‘avvizeteyni bir kere tilâvet edip sevâbını vâkıfe-i mezbûrenin rûhuna hediye etmelerini şart etti. Menzilin meremmet ve ta‘mîrini menzilde oturacaklara şart etti. Vâkıfe-i mezbûre sonra cemî‘ menzil-i merkūmu ba‘de’t-tahliyye, tescîl maksadıyla mütevellî olarak nasb ettiği Osman b. Abdullah’a teslîm etti. O da vech-i meşrûh üzre teslîm aldı. Vâki‘ ikrâr, mütevellî-i mezbûr tarafından vicâhen ve şifâhen tasdîk edildi. Hâl bu minvâl üzre iken vâkıfe-i mezbûre, akār vakfında vakfın adem-i lüzûmunu kāil olan eimmeye iktidâen vakfından rücû‘ edip menzilin istirdâdını taleb etti. Mütevellî ise lüzûmu ifâde eden eimmenin ictihâdına tevfîkan redden imtinâ‘ etti. Muhâsama edip hâkim huzûrunda mürâfa‘a olunduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh, imâmeyn-i hümâmeynin sıhhatin lüzûmdan müfârakat etmeyeceği ictihâdına uyarak vakfın sıhhat ve lüzûmuna hükm etti. Bu sûretle menzil kimesne tarafından tebdîl ve tağyîri bi vechin mine’l-vücûh ve sebebin mine’l-esbâb câiz olmayacak şekilde lâzım bir vakıf oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıfı ale’l-cevâdi’l-kerîm.” Cerâ zâlike ve hurrire fi’l-yevmi’s-sâlis ve’l-ışrîn min şehri Recebi’l-mürecceb sene hamse ve elf. Şuhûd: Mustafa Bey b. Abdullah el-Cündî, Nasuh Bey b. Abdullah el-Cündî, Ali Bey b. Abdullah el-Cündî, Hüsrev Bey b. Abdullah, Mustafa Bey b. Abdullah el-Cündî, Süleyman b. Seyyid Mustafa, Mahmud b. İskender el-İmâm, Mehmed Bey b. Abdullah, Ali Bey b. Abdullah el-Cündî, Mustafa Bey b. Abdullah el-Cündî, Ahmed Bey b. Abdullah el-Cündî, Cafer Bey b. Celal el-Cündî, Yusuf Bey b. Abdullah, Nasuh Bey b. Abdullah, İbrahim b. Abdullah, Kuyumcuzâde Mehmed Çelebi, Ahmed b. Abdullah el-Cündî, Ali b. Abdullah, Mustafa b. Hüseyin ve gayruhüm