.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 20 Numaralı Sicil (H. 1005 - 1007 / M. 1596 - 1599)
cilt: 35, sayfa: 163
Hüküm no: 177
Orijinal metin no: [24b-2, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Sefer Ağa b. Abdürrefî‘nin evini ve bağını vakfettiği

Elhamdü lillâhi’l-münezzili alâ abdihi’l-kitâbe gāfiri’z-zenbi ve kābili’s-sevbi şedîdi’l-ikāb el-vâkıfı alâ cemî‘i mâ fi’l-… ve’z-zuhûr el-muttali‘i alâ celiyyâti’l-ahvâli ve hafiyyâti’l-umûri ani’s-salati ve’s-selâmi alâ efdali men ûtiye’l-hikmete ve fasle’l-hitâbi Muhammedin ve âlihî ve ashâbihî hayrü’l-âl ve hayrü’l-ashâbi ilâ yevmi’l-haşri ve’l-ba‘si ve’l-cevâb ammâ ba‘d ashâb-ı ukūl ü efhâma mahfî ve mektûm değildir ki dünyâ deniyye ve hâvi’l-beliyyedir. Âhiret azığının tedârük mezra‘ıdır. Her âkil gāfil ve her kâmil kâhil olmayıp dâima fikr-i ahvâl-i âkıbetin ve tefekkür-i umûr-ı âhiretin âdet edinip seyyid-i kâinât aleyhi efdalü’s-salâtdan mervî olan “izâ mâte ibnü Âdeme inkata‘a anhu amelühû illâ an selâsin sadakatin câriyetin ve ilmin nâfi‘in ve veledin sâlihin yed‘û lehû” hadîs-i şerîf-i şeref-efzâsına teşebbüs ve temessük eyleyip, sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât râgıbü’s-sadakāt ve’l-meberrât iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim ihtiyârü erbâbi’l-izzi ve’l-mekârim zi’l-kadri’r-refî‘ ve’l-câhi’l-menî‘ tersâne kâtibi Sefer Kethüdâ deyû meşhûr Sefer Ağa b. Abdürrefî‘, insanın yediklerinin onu ifnâ ettiğini, giydiklerinin onu üryan bırakdığını, tasadduk ettiklerinin ise onu ibkā eylediğini idrâk ettiğinde meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü’l-imâd ve mahfil-i dîn-i münîf-i râsihü’l-evtâdda hâzır olup ve âti’z-zikr vakfının tescîli için mütevellî nasb ettiği reis-i sultânî Mustafa Bey b. Abdülmennân’ı da berâberinde ihzâr edip onun mahzarında hâl-i sıhhatinde ve nefâz-ı tasarrufâtında, mülk-i sahîhinde ve hakk-ı sarîhinde bulunan, havâss-ı mahrûse-i Kostantıniyye tevâbi‘inden Yedikule Kaya karyesinde vâki‘, etrâf-ı erba‘ası tarîk-i âm ile mahdûd olan dört fevkānî beyti, at ahırını, sığır ahırını, matbahı, iki anbarı, fırını, hamamı, akmayan çeşmeyi müştemil olan çiftlik deyû ma‘rûf cemî‘ menzilini ve sâhibine intimâ‘ı ile şöhreti sebebiyle tahdîdden müstağnî bulunan dört kıt‘a üzüm bağını cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ve âmme-i menâfi‘ ve merâfıkı ile niyet-i hâlisa ve taviyyet-i sâfiye ile haps ve vakf ettiğini ikrâr ve i‘tirâf etti. Menzilde süknâyı evvelâ müddet-i hayâtınca kendi nefsine, sonra halîlesi üsvetü’l-muhadderât kıdvetü’l-muvakkarât Fâtıma Hâtun bt. merhûm Mahmud Çelebi’ye sonra evlâd-ı evlâdına, sonra ile’l-inkırâz neslen ba‘de neslin fer‘an ba‘de aslin evlâd-ı evlâd-ı evlâdına şart etti. Nesilleri kesildikden sonra -el-ıyâzü billâh- menzil-i merkūm cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ve âmme-i menâfi‘ ve merâfıkı ile Medîne-i münevvere ve ravza-i mutahhara fukarâsına vakıf olacakdır. Vâkıf-ı müşârün-ileyh sonra tevliyyet, tebdîl, tağyîr, taklîl ve teksîri müddet-i hayâtınca kendisine şart etti ve menzil-i mezbûru mütevellî nasb ettiği Mustafa Bey’e teslîm etti. O da tesellüm edip sâir vakıf mütevellîleri evkāfda nasıl tasarruf ettiler ise öyle tasarruf eyledi. Vâki‘ ikrâr mütevellî-i mezbûr tarafından vicâhen ve şifâhen tasdîk edildi. Emr-i vakf, vech-i muharrer-i mezbûr üzre tamâm olduğunda vâkıf-ı mezbûr İmâm-ı A‘zâm indinde vakf-ı akār gayr-ı lâzımdır diyerek vakf-ı mezkûrundan rücû‘ edip mütevellînin yedindekilerin i‘âdesini taleb etti. Mütevellî ise imâmeyn-i hümâmeyn indinde lâzımdır diyerek redden imtinâ‘ etti. Muhâsama ve münâza‘a edip hâkim huzûrunda mürâfa‘a olunduklarında hâkim iki tarafın da kavillerini dinleyip te’emmül edip vakıf cânibini tercîhe lâyık gördü ve mesâil-i evkāfda eimme-i eşrâf beyninde vâki‘ ihtilâfı da bilerek husûsan ve umûmen vakfın sıhhat ve lüzûmuna hükm etti. Menzil-i mezbûr bu sûretle tebdîl ve tağyîri aslâ câiz olmayacak şekilde lâzım bir vakıf hâline geldi. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıfı ale’llâhi’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm.” Cerâ zâlike ve hurrire fî evâhiri Zilhicce sene hamse ve elf mine’l-hicreti’n-nebî aleyhi’s-selâm. Derkenâr: Rumeli kazaskeri Yahya Efendi’nin imzâsıyladır.


Şuhûdü’l-hâl: Mehmed Çelebi b. el-Hâc Yusuf el-Müezzin, Mehmed Çelebi b. Alâaddin el-Hatîb, İsa Halîfe b. Abdurrahman el-İmâm, Abdülkādir Halîfe b. el-Hâc el-Müezzin, Fazlullah Çelebi b. Memi Hoca er-Reisü’s-sultânî, Ahmed Çelebi b. Mustafa er-Râcil, Mustafa b. İbrahim er-Râcil, Hidayet b. Mehmed, [25a] İskender Bey b. Abdullah er-Reisü’s-sultânî, Abdi Bey b. Ahmed el-Cündî, Ahmed Çelebi b. Zeynelâbidin el-İmâm el-Vâ‘iz, Mahmud Çelebi b. İdris, el-Hâc Mahmud b. İslâm el-Müezzin, Zâhid Mehmed Çelebi b. Mustafa, Ebûbekir Çelebi b. Abdi, Mehmed b. Mansur, Abdülkādir Çelebi b. Mehmed er-Reisü’s-sultânî, Mustafa b. el-Hâc Ali er-Reis, Ahmed Çelebi b. Alâaddin er-Reis, Mustafa b. Mehmed, Mustafa b. Ali, Ramazan Çelebi b. Hasan el-Kâtib, Kasım Çavuş b. İbrahim ve gayruhüm