.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 25 Numaralı Sicil (H. 1179-1180 / M. 1765-1767)
cilt: 76, sayfa: 417
Hüküm no: 508
Orijinal metin no: [214-2]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Silivrikapı’da Nişancı Değirmeni Vakfı’na kaymakam tayin olunması

İki taş Nişâncı değirmeni

Ma‘rûz,

Fi’l-asl Sevrihisar Günyüzü ahâlîsinden olup mahmiye-i İslambol’da nezâret-i dâ‘îlerinde olan evkāfdan Silivrikapısı’nda vâki‘ iki taşlı Nişâncı Değirmeni Vakfı’na karındaşları Mustafa ve Yusuf ve Hüseyin ebnâ-yı Ahmed ile müşterek tevliyet iddi‘â eden sâhib-i arzuhâl diğer Mustafa meclis-i şer‘-i hatîrde değirmen-i mezkûrda müşâhereten müsteciri Hasan b. Süleyman tarafından ber-vech-i âtî vekîl-i sâbitü’l-vekâlesi es-Seyyid el-Hâc İsmail ile Veli b. Bekir mahzarlarında elli yedi senesinden vakf-ı mezkûra mütevellî olan babam mezbûr Ahmed sene-i mezbûre Muharremi gurresinden bir sene tamâmına dek değirmen-i mezbûru on beş bin akçeye işbu mezbûrâna icâr ve altı ay mürûrunda babam fevt ve tevliyet-i mezkûre karındaşlarım ile bana intikāl ve işbu yedimde olan vakfiye mantûkunca icâre-i mezkûrenin nısfı masârıf-ı mu‘ayyene-i vakfa ve nısf-ı dahi bize meşrûta olup târîh-i mezkûrdan yetmiş sekiz senesi Zilhiccesi gāyetine gelince mezbûrân taht-ı icârelerinde olmağla yirmi bir senede icâre-i müsemmât-ı mezkûreden bize âid olan nısfından ancak karındaşlarım ile üç yüz elli guruş makbûzumuz olup mâ‘adâ zimmetlerinde kalmağla hissemi mezbûrândan taleb ederim deyü da‘vâ, lâkin yedlerinde olan fetvâ-yı şerîfe mûcebince icâre-i mezkûre mezbûr Ahmed’in fevtiyle münfesihe olup ecr-i misl lâzım geleceği ile müdde‘î-i mezbûr ilzâm olundukda ecr-i misl dahi on beş bin akçedir deyü tasaddî eylediği da‘vâsına ikāmet-i beyyine edemediğinden mâ‘adâ mezbûrân [kirâ]cılar? istintâk olunduklarında yedimizde olan müte‘addid edâ temessükleri mantûkunca târîh-i mezkûrdan yetmiş altı senesine gelince gerek müdde‘î-i mezbûr ve gerek kāimmakāmlarına ecr-i misli olan altmış guruşdan icâresini edâ edip lâkin zikr olunan değirmen harâb ve kābil-i i‘mâl olmamağla işbu müdde‘î-i mezbûr Mustafa ta‘mîrine bi’l-istidâne kıbel-i şer‘den mezûn olmağla icâresine rücû‘ şartıyla bize emir edip biz dahi ta‘mîre mübâşeret ve evvelen yetmiş altı senesinde kıbel-i şer‘den keşif etdirip elli bin yüz altmış akçe kıymetli enkāzı mevcûde olmağla malımızdan bir yük kırk sekiz bin doksan altı akçe sarf ve ta‘mîr ve sâniyen keşfetdirip ol mikdâr meblağ masraf olunduğu takvîm ve enkāz-ı mezkûre fürû-nihâde olunup doksan sekiz bin yedi yüz otuz akçe alacağımız zâhir ve nâzır-ı vakıfdan muhâsebemiz rü’yet ve dâhil-i defter-i muhâsebe olundukdan mâ‘adâ işbu yedimizde olan i‘lâm mantûkunca mezbûr Mustafa muvâcehesinde masârıf-ı mezkûreyi isbât eylediğimizden sonra mezbûr Mustafa işbu yetmiş dokuz senesi Saferi’l-hayrı’nın yirmi sekizinci günü târîhiyle ücret-i mezkûreyi bizden da‘vâ ve kıbel-i şer‘den tekrâr keşfolunup ecr-i misli beher taşın otuz guruşdan kable’t-ta‘mîr beher sene altmış guruş ve ba‘de’t-ta‘mîr beher taş kırkar guruşdan seksen guruş olduğu bî-garaz müslimîn ihbârlarıyla müte‘ayyin ve edâ-yı deyne tevkīf olunmuş idi deyü takrîrlerine mutâbık bir kıt‘a mümzâ defter ve mazmûnu sâbit bir kıt‘a keşif hücceti ve iki kıt‘a i‘lâmlar ibrâzıyla ba‘de’d-def‘ müdde‘î-i mezbûr Mustafa ber-vech-i muharrer ecrini ve değirmen-i mezkûrun ta‘mîrini ve altmış altı senesine gelince hissesini kabzını ikrâr ve i‘tirâf etmeğin mûcebince deyn-i mezkûr edâ olunca mütevellî-i mezbûre ücret verilmek iktizâ etmediğinden mâ‘adâ mezbûr bundan mukaddem birkaç def‘a dahi zikr olunan müstecirleri icâre mütâlebesiyle ta‘cîz ve bir mikdâr akçelerini alıp ba‘dehû karındaşları dahi birer birer gelip onlar dahi kezâlik ta‘cîzden hâlî olmayıp cümlesi vilâyetlerinde sâkin olmalarıyla umûr-ı vakf mu‘attal kalmağla sıyâneten li’l-vakf kıbel-i şer‘-i şerfden bir kāimmakām nasb olunup umûr-ı vakıf idâre ba‘de-edâi’d-deyn mezbûrûna âid olan îrâd-ı vakıfları teslîm olunmağla gerek vakf-ı mezbûrun ve gerek mezbûrûn haklarında enfa‘ olduğu mahâlle-i mezbûre sâkinlerinden ve mürtezika-i vakıfdan ve sâir vukūfu olan Müslimînden İmam Abdullah Efendi ve Müezzin Molla Hüseyin ve el-Hâc Mustafa ve Eyyûb Çelebi ve Halil Çelebi ve es-Seyyid Veli ve Osman ve İsmail ve Hüseyin ve Ahmed ve diğer Osman ve diğer Veli nâm kimesneler haber vermeleriyle sıyâneten li’l-vakf vakf-ı mezkûra vech-i meşrûh üzere kāimmakām nasb olunacağı ma‘lûm-ı devletleri buyruldukda fermân hazret-i veliyyü’l-emrindir.

Fî 28 Şevvâl sene 1179.