.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 25 Numaralı Sicil (H. 1179-1180 / M. 1765-1767)
cilt: 76, sayfa: 454
Hüküm no: 560
Orijinal metin no: [235-2]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Ahmed b. Ahmed’in Emine Sultan Sarayı arazisindeki sucukçu ve mandıracıları çıkaracağına dair taahhütte bulunması

Üsküdar Ağa mahâllesinden sucukçu ve mandıraları ihrâca ta‘ahhüd

Ma‘rûz,

Vârid olan fermân-ı âlîlerine imtisâlen Haremeyn-i muhteremeyn müfettişi müderrisîn-i kirâmdan Ahmed Necib Efendi dâ‘îleri ma‘iyyetiyle dâ‘îhânede meclis-i şer‘-i şerîfde mahmiye-i İstanbul’da Şehremini kurbünde İskender Ağa mahâllesi ahâlîsinden ashâb-ı arzuhâl İmam Mehmed Efendi ve Mehmed Ağa ve es-Seyyid Mustafa ve es-Seyyid Mehmed ve Molla İbrahim ve sâir yirmi üç nefer mazbûtü’l-esâmi Müslimîn Dârüssa‘âdeti’ş-şerîfe Ağası nezâretlerinde [olan] evkāfdan cennet-mekân firdevs-âşiyân Sultân Mahmud Han hazretlerinin kütübhâne-i celîle ve imârât-ı âmireleri vakfı olan sâlifü’z-zikr Şehremini kurbünde merhûme Emine Sultân Sarayı arazisinde vâki‘ ber-mûceb-i temessük-i vakf beher şehr üç yüz altmış beş akçe icâre-i müeccele ile ma‘lûmü’l-hudûd arsanın mutasarrıfı derûn-ı arzuhâlde mezkûr el-Hâc Ahmed b. Ahmed mahzarında vakf-ı mezkûr mütevellîsi Silahşor-ı hâssa İbrahim Ağa tarafından vekîli câbî-i vakf el-Hâc Salih hâzır olduğu hâlde mezbûr el-Hâc Ahmed vakf-ı mezkûrdan arsa-i mezkûreyi üzerinde olan eser-i binâsıyla müteehhilîn menzilleri binâ etmek üzere isticâr edip lâkin menzilleri binâ etmeyip birkaç seneden beri bir tarafında bir kârhâne binâ ve içine müşâhere-i icâre ile sucukçu tâifesinden iskân ve bir tarafını dahi mandıra yapıp içinde zimmî tâifesini kezâlik iskân etmiş idi. Lâkin bu esnâda zimmî tâifelerini mechûlü’l-ahvâl yirmi otuz nefer zimmîler il mahâlleyn-i mezkûreteyn leyl ü nehâr ve alenen şürb-i hamr ve âlet-i lehv ile avâzelerinden câmi‘imizde edâ-yı salât olunmayacak mertebe müteezzî olduğumuzdan mâ‘adâ san‘atlarının revs ve çirkâbından menzilimize ubûr müte‘assir olmağla bir vechile emniyetimiz ve rahatımız meslûb olup ve Müslimîn mahâllesinde bu mertebe zimmîler sâkin ve alenen icrâ-yı fısklar memnû‘ olmağla mezbûr el-Hâc Ahmed mezbûrunu ihrâç ve yerlerine yine san‘at-ı mezbûre ashâbından ehl-i İslâmdan me’mûnü’l-gāile kimesneleri iskân eylemesi matlûbumuzdur deyü inhâ ve teşekkî eylediklerinde istikşâf-ı hâl için taraf-ı dâ‘îlerinden Başkâtib Mehmed Efendi ve Müfettiş Efendi tarafından Kâtib İbrahim Efendi irsâl, onlar dahi mahâlle-i mezbûre varıp mu‘âyene eylediklerinde eser-i revs ve çirkâb olmayıp mârrü’z-zikr kârhâne ve mandırada vâfir zimmî sâkin olmağla i‘lân-ı fısk edip cîrânı müteezzî olacağı müte‘ayyin olduğunu inhâ eylediklerinde mezbûr el-Hâc Ahmed dahi rızâsıyla zikr olunan kârhâneden sucukçu zimmîleri altmış bir güne dek ve mandıracıları rûz-ı hızıra dek ihrâc ve yerlerine ve yerlerine me’mûlü’l-fâide kimesneleri iskân ile ahâlî-i mahâlleyi te’mîne ta‘ahhüd etdikde onlar dahi râzılar olup ol vakitlere dek icâr ve iskân için me’mûnü’l-fâide kimesneleri tedârike sa‘y ve mezbûr el-Hâc Ahmed i‘ânet etmek üzere ta‘ahhüd eyleyip bu minvâl üzere kat‘-ı nizâ‘ eyledikleri mübâşiri iltimâsıyla huzûr-ı âlîlerine i‘lâm olundu.

Fî 3 Ş sene 1179.