|
Rumeli Sadâreti Mahkemesi 106 Numaralı Sicil (H. 1067-1069 / M. 1656-1658) cilt: 50, sayfa: 527 Hüküm no: 553 Orijinal metin no: [80b-1] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Nevri bt. Kutlu’nun Kızıltaş mahallesindeki menzilini vakfedip Asvador v. Paronak’ı mütevelli tayin ettiği vakfiyesi
Mahmiye-i İstanbul’da Kızıltaş mahallesi sâkinelerinden olup Nazlı Bâlikızı demekle şehîre Nevri bt. Kutlu nâm Ermeniye cemî‘ ekārîr ve tasarrufâtı câize ve kâffe-i tekārîr ve teberru‘âtı fâize olduğu hâlde meclis-i şer‘-i hatîr-i lâzimü’t-tevkīrde li-ecli’d-da‘vâ ve’t-tescîl mütevellî nasb ü ta‘yîn edip tevliyeti kabûl eden Asvador v. Paronak nâm Ermeni mahzarında tav‘an ikrâr ve i‘tirâf edip zikri âtî vakfın sudûruna değin silk-i mülk-i sahîhimde ve taht-ı yed ve tasarrufumda münselik mülk ve hakkım olup zikrolunan Kızıltaş mahallesinde vâki‘ bir tarafdan otluk emîni olup vefât eden Mehmed Ağa veresesi mülklerine ve bir tarafdan yine benim vakfeylediğim menzile ve bir tarafdan İpekçi Parmaksız nâm Ermeni mülküne ve bir tarafdan tarîk-ı âmma müntehî olup bir bâb fevkānî odayı ve bir sofayı ve bir kameriyyeyi ve iki bâb tahtânî odayı ve zât-ı eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmire bahçeyi ve bahçe içinde vâki‘ bir camlı tahtânî odayı ve kenîfi ve sokak kapısının nısfı beraberinden mukābilesinde vâki‘ mezkûr Parmaksız İpekçi menzili duvarına varınca arsayı müştemil olan cemî‘ mülk menzilimi kâffe-i hukūk ve merâfıkı ve âmme-i tevâbi‘ ve levâhıkı ile hasbeten lillâhi’l-aliyyi’r-rahmân ve emelen bi-niyyeti? tahfifi azâbi’n-nîrân şürût-ı âtiye üzere vakf-ı sahîh ile vakıf ve habs edip mütevellî-i merkūma teslîm ol dahi vakfiyet üzere tesellüm edip şöyle şart eyledim ki menzil-i mahdûd-ı mezkûru hayatda olduğumca kendim mutasarrıfe olam helâkimden sonra sadrî oğlum gāib ani’l-meclis Mikail v. Asvador nâm râhib mutasarrıf ola mezbûrun helâkinden sonra evlâdı ve evlâd-ı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı karnen ba‘de karnin batnen ba‘de batnin mutasarrıf olalar ba‘de’l-inkırâz cemî‘ menzil-i mezbûr yed-i mütevellî ile îcâr olunup hâsıl olan galleden her sene menzil-i mezbûr ta‘mîr ve termîm olunup bâkī her ne kalırsa Eyalet-i ( ) vâki‘ olup Üçkenîse demekle ma‘rûf olan manastır fukarâsına irsâl oluna ve oğlum mezbûr ve evlâdı ve evlâd-ı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı ile’l-inkırâz menzil-i mezbûru tasarruflarında her sene manastır-ı mezkûr fukarâsına onar riyâlî guruşu alâ vechi’l-muhâbât irsâl edeler ve herbiri nevbet-i tasarruflarında vakf-ı mezbûra mütevellî olalar ba‘dehüm re’y-i hâkimü’ş-şer‘a mufavvaz ola ve vakf-ı mezbûrun tebdîl ve tağyîri ve taklîl ve teksîri merreten ba‘de uhrâ yedimde ola deyu kelâmını itmâm ettikden sonra vâkıfe-i mezbûre taraf-ı vifâkdan cânib-i şikāka âzîme olup ehl-i zimmet katlarında olan kurbet ehl-i İslâm katlarında olan kurbet ile müttehide olucak ol vakıf inde’l-kül sahîh ve câiz idüğü mukarrerdir lâkin reis-i eimme-i kibâr İmâm-ı a‘zam ve hümâm-ı efham aleyhi min gufrâni’llâhi’l-ekmeli’l-etem mezheb-i şerîfleri üzere vakf-ı akārda lüzûm olmadığı emr-i meczûmdur ve vâkıf nefsine şart edip cerr-i nef‘ etmesiyle ve İmâm Muhammed b. el-Hasan eş-Şeybânî ve İmâm Hilâl b. Yahya el-Basrî aleyhimâ rahmetü’l-meliki’l-bârî mezheb-i şerîfleri üzere ihrâc-ı mülk etmeyip vakıf bâtıl olduğu ecilden vakf-ı mezbûrdan rücû‘ eyledim deyu da‘vâ-yı istirdâd-ı mülk edicek mütevellî-i mezbûr Asvador cevâb verip eğerçi hâl bast olunan minvâl üzeredir lâkin İmâm Ebî Yusuf aleyhi’r-rahme mezheb-i şerîfleri üzere mücerred vakfeyledim demesiyle bi-şartihî li-nefsihâ vakıf sahîh [ve] lâzım idüğü beyne’l-ulemâ’i’l-izâm ve’l-fuzâla’i’l-fiham sâbitdir bu vech üzere vakf-ı mezbûr İmâm Ebî Yusuf mezhebleri üzere sahîh ve lâzımdır deyip herbiri sadr-ı kitâb-ı müstetâbi‘ tevkī‘ edip min gayrı cânibin alenen beyne’n-nâs icrâ-yı ahkâm-ı şer‘iyye iden hâkim-i hâsim-i askeriyye huzûrunda herbiri murâfa‘a-i sahîha oldukda hâkim-i mûmâ-ileyh esbağallâhü ni‘amehû aleyh hazretleri dahi tarafeynin kelâmını ısgā edip ba‘de’t-teemmüli’l-kesîr taraf-ı vakfı evlâ ve ahrâ görüp İmâm Ebî Yusuf hazretleri mezheb-i şerîfleri üzere mahzar-ı vâkıfe-i mezbûrede vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna şerâit-i hükmü mer‘î olduğu hâlde hükm-i sahîh-i şer‘î edip vâkıfe-i mezbûreyi hükm-i mezkûr ile ilzâm edip min ba‘d vakf-ı mezbûr sâir evkāf-ı Müslimîn gibi “ilâ en yerisa’llâhü’l-arza ve men aleyhâ ve hüve hayru’l-vârisîn” vakıf sahîh ve lâzım oldu “Fe men beddelehû ba‘demâ semi‘ahû fe-innemâ ismühû ale’l-lezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘ün alîm” cerâ zâlike ve hurrire ve vaka‘a’l-hükm ve’l-işhâd.
Fi’l-yevmi’l-ışrîn min-Zilhicceti’ş-şerîfe li-sene seb‘a ve sittîn ve elf.
Şühûdü’l-hâl: Umdetü’l-meşâyihi’l-kirâm Mustafa Efendi imâm-ı mahalle-i mezbûre, Mustafa Çelebi müezzin-i mahalle-i mezbûre, Ali Çelebi müezzin [b.] Mustafa Çelebi, Mehmed Efendi b. Veli Efendi el-kādî, el-Hâc Oruc Ağa mahalle-i mezbûrdan, Kasab Ömer Bey b. Abdullah, Attâr Halil Beşe mahalleden, Noktazâde damadı Ramazan Efendi, Sebzeci İsmail Beşe mahalleden, Osman Beşe çukadâr ve gayruhüm mine’l-[hâzırîn.]
|