|
Rumeli Sadâreti Mahkemesi 106 Numaralı Sicil (H. 1067-1069 / M. 1656-1658) cilt: 50, sayfa: 533 Hüküm no: 560 Orijinal metin no: [81b-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Ayşe Hatun bt. Kaya’nın Seferikoz mahallesindeki arsası vakıf mülk menzilini vakfedip Hacı Derviş Mehmed Efendi’yi mütevelli tayin ettiği vakfiyesi
Hamd-i bî-had senâ-yı lâ-yu‘ad ol vâkıf-ı zamâir ve kâşif-i serâir hazretlerinin dergâh-ı akdes ve bârgâh-ı mukaddesine ref‘ olunur ki hâlik-i âlem ve râzık-ı Benî Âdem’dir ve dahi ol seyyid-i enâm ve sened-i hâs ve âm Muhammed Mustafa -aleyhi mine’s-salâti ve’s-selâm mâ-hüvel-evfâ- hazretlerinin merkad-ı münevver ve meşhed-i mu‘attarlarına ihdâ olunur ki tarîk-ı hakka hidâyet ve sebîl-i hayrâta delâlet eyledi sâir âl ve evlâd-ı kirâm ve ashâb-ı zevi’l-ihtirâmları ervâh-ı tayyibelerine olsun ki herbiri turuk-ı hayrâta dâ‘î ve sebîl-i meberrâta sâ‘îlerdir -rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘in- ammâ ba‘d bâ‘is-i tastîr-i kitâb-ı şer‘î ve dâ‘î-i tahrîr-i hitâb-ı mer‘î oldur ki Dâru’l-hilâfeti’l-aliyye Kostantıniyye el-mahmiyye hısnı ebvâbından Cebealikapısı dâhilinde Seferikoz mahallesinde sâkine sâhibetü’l-hayrât ve tâlibetü’s-sadakāt ve’l-meberrât Âişe Hâtun bt. Kaya meclis-i şer‘-i kavîm ve mahfil-i dîn-i müstakīmde vakf-ı âti’l-beyâna li-ecli’t-tescîl ve da‘vâ’r-rücû‘ mütevellî nasb eylediği fahrü’l-kuzât el-Hâc Derviş Mehmed Efendi b. el-Hâc Mustafa mahzarında tâyi‘aten ikrâr ve takrîr-i kelâm edip işbu vakf-ı âtînin sudûruna değin silk-i mülkümde münselik olup mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir tarafdan Vanî Ahmed Çelebi mülkü ve bir tarafdan Karamanî el-Hâc İbrahim mülkü ve iki tarafdan tarîk-ı âm ile mahdûd iki bâb fevkānî oda ve bir tahta-pûş ve iki tahtânî oda ve havlu ve bir kenîf ve bir su kuyusunu müştemil binâsı mülküm olup arsasının senede merhûm Mustafa Paşa Vakfı’na kırk akçe mukāta‘ası olan cemî‘ menzilimi hasbeten lillâhi te‘âlâ ve taleben li-merzâti rabbihî’l-a‘lâ vakf-ı sahîh-i şer‘î ve habs-i sarîh-i mer‘î ile vakıf ve habs edip şöyle şart eyledim ki mademki hayâtda olam menzil-i mahdûd-ı mezbûrda kendim sâkine olam vefâtımdan sonra li-ebeveyn karındaşım Mehmed’in kızının kızı Fâtıma bt. Şa‘ban nâm hâtun sâkine ba‘de vefâtihâ batnen ba‘de batnin ve fer‘an gıbbe aslin evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı kendi mallarından merhûm-ı mezbûr Mustafa Paşa Vakfı’na senede kırk akçe mukāta‘asını verip ve ta‘mîr ve termîm eylediklerinden sonra dilerlerse kendiler sâkinler olalar ve dilerlerse ecr-i misliyle âhara îcâr edip hâsıl olan galle ve nemâsına mutasarrıflar olup nevbet-i tasarruflarında herbiri külle yevm birer Yâsin-i şerîf tilâvet edip sevâbını rûhuma ihdâ edeler ve mürûr-ı eyyâm ve kürûr-ı şühûr ve a‘vâm ile şürût-ı mezkûreye riâyet müte‘azzire olursa menzil-i mahdûd-ı mezbûr mutlaka mahalle-i mezbûre fukarâsının hâne-i avârızlarına vakf ola deyip menzil-i mahdûd-ı mezbûru fârigan ani’ş-şevâgil mütevellî-i mezbûra teslîm ol dahi tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkāfda tasarrufları gibi tasarrufunu i‘tirâf edip emr-i teslîm ve tesellüm tamâm oldukdan sonra vâkıfe-i mezbûre cânib-i vifâkdan semt-i şikāka teveccüh edip mürûr-ı eyyâm ile vakfa fütûr ve gallâtına kusûr gelmek ihtimâli olduğu ecilden İmâm-ı a‘zam ve hümâm-ı akdem Ebû Hanife Nu‘mân bin Sâbit hazretlerinin katlarında vakf-ı mârrü’z-zikrin vakfı vakf-ı lâzım olmadığından mâ‘adâ âlim-i rabbânî ve fâzıl-ı samedânî imâm-ı sâlis İmâm Muhammed b. el-Hasan eş-Şeybânî mezheb-i şerîflerinde vâkıfe menâfi‘-i vakfı nefsine şartla vakıf bâtıl ve ona müteferri‘ olan şürût ve kuyûd dahi hilye-i sıhhatden âtıl olup ve bir cihet-i birre mevkūfe arsa üzerinde olan ebniyenin cihet-i uhrâya vakfiyetini ulemâ-i Hanefiyye’den bazı fuzalâ tecvîz buyurmamışlardır binâen alâ zâlik menzil-i mezbûrun vakfiyetinden rücû‘ ve kemâ-kân mülküme istirdâd ederim dedikde mütevellî-i mezbûr cevâb-ı bâ-savâba mütesaddî olup eğerçi İmâm-ı a‘zam hazretleri mezheb-i hatîrlerinde sıhhat lüzûmdan âriye olup vâkıf vakfından nefsine nef‘ şart etmekle imâm-ı sâlis-i müşârun-ileyh hazretleri katında adem-i sıhhati ve bir cihet-i birre [82a] mevkūfe arsa üzerinde olan binânın cihet-i uhrâya vakfiyeti bazı katında câiz olmadığı dahi ma‘lûmdur lâkin imâm-ı efdal tilmiz-i evvel İmâm Ebî Yusuf Ya‘kub b. İbrahim en-Nu‘mânî eş-şehîr bil-imâmi’s-sânî re’y-i şerîfleri üzere şart-ı mezkûre dahi müsâdif olursa mücerred vâkıf vakaftü demekle vakıf sahîh ve sıhhat-ı vakıf ile lüzûm beyninde müfârakat olmayıp fî zamâninâ hükkâm-ı şerî‘at-i garrâ olan ulemâ ve fuzalâ ol kavl ile amele me’mûr oldukları tuğrâ-yı garrâ-yı sultanî ile muvakka‘ olan menşûrlarında mastûrdur ve arsa-i vakıf üzerinde olan binânın cihet-i uhrâya vakfiyeti eğerçi ulemâ-i izâmdan bazıları katında câiz değildir lâkin mutlakan hayırda ittihâdına nazaran eimme-i Hanefiyye’den bazı fuhûl katlarında câiz ve onların kavl-i şerîfleri ile âmil olan hâkim ecr-i cezîle câizdir ona binâen İmâm Ebî Yusuf kavl-i şerîfleri üzere vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna ve arsa-i vakıf üzerinde olan binânın vakfiyetinin sıhhatine hükmolunmak recâ ederim deyu muvakkı‘-ı sadr-ı kitâb huzûrunda müterâfi‘ân ve fasl ü hasma tâlibân olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh dahi tarafeynin kelâmını ısgā ve cânib-i vakfı evlâ ve ahrâ görüp İmâm Ebî Yusuf mezhebi üzere vakfın sıhhat ve lüzûmuna ve arsa-i vakıf üzerinde olan binânın vakfiyetinin alâ re’yi men cûzehû mine’l-eimmeti’l-müctehidîn sıhhatine hükmettikden sonra vâkıfe-i mûmâ-ileyhâ bu husûsta matlabına felâh bulmayıcak gıbbe kīl ü kāli semt-i âhara atfedip eğerçi arsa-i vakıf üzerinde olan binânın cihet-i uhrâya vakfiyeti hayırda ittihâdına nazaran inde’l-eimmeti’l-müctehidîn sahîhadır lâkin İmâm-ı a‘zam hazretleri katında lüzûm ifade ettiği meczûm değildir pes lüzûm ile ittisâfı ma‘dûm olup ancak mertebe-i sıhhat ve cevâzda kalmağla hiyel-i ihtiyâl munsarım olmaz binâenaleyh arsa-i vakıf üzerinde bulunup lüzûmuna hükmolunmayan binânın vakfiyetinden rücû‘ eyledim dedikde tekrâr da‘vâ-yı istirdâd etdikde mütevellî-i mezbûr cevâb verip hükm-i hâkim mahall-i ictihâda müsâdif olsa ol hüküm nâfiz ve mübrem ve bi’l-icmâ‘ makbûl ve müsellem olup sâir hükkâma kabûlü lâzımdır vakıfda asıl maksûd lüzûm idüğü hod âmme katında ma‘lûmdur çünki sıhhat bazı ulemâ-i müctehidîn kavilleri üzere cârîdir sıhhat bi’l-hükm sâir eimmenin re’yleri üzere sârîdir asl-ı vakıfda sıhhat mukarrere olucak İmâm Ebî Yusuf hazretleri katında hod sıhhate lüzûm lâzımdır deyu tekrâr mürâfa‘a olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh bu bâbda teemmül-i enîk edip mebânî-i hayrâtı temhîdi evlâ görmeleri ile İmâm Ebî Yusuf hazretleri re’yleri üzere onun dahi lüzûmuna hüküm buyurup hükm-i sâbıkın ihkâm ve kazâ-i lâhıkın itmâm buyurmağla hayl-i nizâ‘ ve hısâm infisâm bulup vakf-ı mezbûr alâ cemî‘i’l-mezâhib sahîh ve lâzım olup min ba‘d nakz ve nakīzına mecâl muhâl oldu. Fe men beddelehû ba‘demâ semi‘ahû fe-innemâ ismühû ale’l-lezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘ün alîm ve ecru’l-vâkıf ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm cerâ zâlike ve hurrire.
Fi’l-yevmi’l-hâmis aşer min-Zilhicceti’ş-şerîfe li-sene seb‘a ve sittîn ve elf.
Şühûdü’l-hâl: El-hâc Mehmed Efendi b. el-Hâc Mustafa Efendi, el-Hâc Mehmed Efendi b. el-Hâc Mustafa Efendi, Mehmed Efendi b. Mustafa imâm-ı mahalle-i mezbûre, Ahmed Halîfe el-müezzin, Ahmed Bey b. el-Hâc Hasan, el-Hâc Salih b. Abdulbâki, Receb b. Abdullah, Abdüllatif Çelebi b. el-Hâc Hüseyin, Abdurrahman Çelebi b. el-Hâc Abdüllatif.
|