|
Rumeli Sadâreti Mahkemesi 161 Numaralı Sicil (H.1115-1116 / M. 1704) cilt: 59, sayfa: 152 Hüküm no: 96 Orijinal metin no: [26a-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Vefat eden Mehmed Efendi’nin varislerinin anlaşması
Fi’l-asl vilâyet-i Anadolu’da Gedegra kazâsına tâbi‘ Adatepe karye ahâlîsinden olup mahmiye-i İstanbul’da Derviş Ali mahâllesinde mutavattın iken bundan akdem vefât eden Mehmed Efendi nâm kimesnenin sagīr oğlu olup vefât eden Ataullah Çelebi’nin verâseti vâlidesi Âişe bt. Hüseyin nâm hatun ile li-ebin kız karındaş Havva nâm hatun ve min-ciheti’l-usûbeti’n-nesebiye vârisleri ve li-ebeveyn ammizâdeleri olduğu nakl-i şer‘î ile müsbet olan Hasan b. Halil b. el-Hâc Osman ve Şaban b. İbrahim b. el-Hâc Osman ve Ahmed b. Mustafa b. el-Hâc Osman nâm kimesnelere münhasıra olduğu şer‘an zâhir oldukdan sonra kendi tarafından asil ve mezbûrân Hasan ve Şaban taraflarından husûs-ı âti’l-beyana vekîl olduğu yedinde olan zeyl-i nakilde mastûr Molla Mehmed b. Halil ve Süleyman Beşe b. Ali nâm kimesneler şehâdetleriyle şer‘an sâbit olan mezbûr Ahmed mahmiye-i İstanbul’da meclis-i şer‘de işbu râfi‘atü’l-vesîka mezbûre Âişe mahzarında bi’l-asâle ve bi’l-vekâle ikrâr ve takrîr-i kelâm edip mûrisimiz müteveffâ-yı mezbûr Ataullah Çelebi fevt oldukda biz karye-i mezbûrede bulunmağla bu tarafda terekesi tahrîr olunup mezbûre Âişe ile mezbûre Havva beynlerinde tevzî‘ ve taksîm olunmağın biz dahi ber-vech-i muharrer müteveffâ-yı mezbûrun min-ciheti’l-usûbeti’n-nesebiye vârisleri ve li-ebeveyn ammizâdeleri olduğumuz huzûr-ı hâkim-i muvakkı‘-ı sadr-ı kitâbda nakl-i şer‘î ile isbât ve verâsetimize ba‘de’l-hükm yedime işbu vürûd-ı nakl vermeğin ben dahi asâlet ve vekâletim hasebiyle ber-mûceb-i defter-i kassâm mezbûre Âişe’nin makbûzu olan üç yüz guruş ile müteveffâ-yı mezbûrun mahâlle-i mezbûrede vâki‘ ma‘lûmü’l-hudûd menzilden kendi hissesi için elli iki buçuk guruş ki cem‘an üç yüz elli iki buçuk guruşdan hissemize isâbet eden elli sekiz guruş üç rub‘u mezbûre Âişe’den taleb ve da‘vâ eylediğimizde beynimizde ba‘de’l-münâza‘a mezbûre Âişe benim ile vesâtet-i muslihîn ile bi’l-asâle ve bi’l-vekâle kırk yedi guruş üzerine sulh oldukda ben dahi sulh-ı mezbûru kabûl ve bedel-i sulh olan meblağ-ı mezbûru yedinden tamâmen ahz u kabz eylediğimden sonra bâkī on bir guruş üç rub‘a ve sâir tereke-i müteveffâ-yı mezbûra müte‘allıka âmme-i da‘vâdan mezbûre Âişe’nin zimmetini ibrâ-i âmm-ı kātı‘ü’n-nizâ‘la ibrâ ve iskāt eyledim, min-ba‘d husûs-ı mezbûra müte‘allıka vechen mine’l-vücûh aslâ da‘vâ ve nizâ‘ım yokdur dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu.
Fi’l-yevmi’s-sâmin min-Saferi’l-hayr li-sene sitte aşere ve mi’e ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Veliyüddin Efendi el-kādı, Yusuf Çavuş b. Abdullah, Veli Çavuş el-mübâşir, Dülger Ahmed Çelebi b. ( ), Dülger Musa b. ( ), Ali Çelebi b. Hüseyin, Mehmed Çelebi b. Hüseyin.
|