.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Rumeli Sadâreti Mahkemesi 161 Numaralı Sicil (H.1115-1116 / M. 1704)
cilt: 59, sayfa: 158
Hüküm no: 103
Orijinal metin no: [28a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Vezir Hasan Paşa’nın Şeyhülhadid mukataası dahilinde kale, köprü, kervansaray, mektep inşa ve vakfiyesinin tescili

Bismillâhirrahmânirrahîm

Hamdü fâik ve senâ-yı râik, ol cümle-i mevcûdâtı hâlik ve kâffe-i mahlûkātı râzık olan mülkü zü’l-celâl ve sultân-ı lâyezâl -celle celâlühû ve amme nevâlühû- hazretlerine sezâvârdır ki nev‘-i insânı ahseni takvîm üzere inşâ ve ibda‘ üslûb üzere îdâ‘ ve imlâ ve âkıl ve âlim ve nâtık ve şeref-i kitâb ve mühim ve hitâbına lâyık edip mesâlik-i me‘âşî ta‘lîm ve menâbîh-i mu‘âdı tefhîm eyledi ve dürûd-ı dâ’imü’l-vürûd delîl-i sebîl-i hüdâ şefî‘-i rûz-ı cezâ hâiz-i kurb-ı kābe kavseyn ev ednâ fâiz-i sırr “fe ûhiye ilâ abdihî mâ-uhiye” habîb-i hüdâ pîşvâ-yı enbiyâ Muhammedini’l-Mustafa hazretlerinin merkad-ı münevver-i ıtırşâ ve meşhed-i mu‘attar-ı ferkad-ı fersâlarına şâyeste-i ihdâdır ki “Men zera‘a hayran hasaden” cerâ fehvâsıyla sâlikân-ı râh-ı basîreti ihtisâr zâd-ı mi‘âd ve i‘dâd-ı aded-i yevm-i mi‘âda delâlet buyurmuşdur. Ve Rıdvan-ı rahmet-nümûd-ı Rabbi vedûd zümre-i âl-i athâr ve fırka-i ashâb-ı zevi’l-i‘tibârlarının ervâh-ı mukaddeselerine elyak ve ahrâdır ki turuk-ı hayrât ve sübül-i mesûbâtı îzâh ve beyanda ictihâd-ı bî-pâyân eylemişlerdir. Ve ba‘de erbâb-ı basâir-i selîme ve ashâb-ı tabâyi‘-i müstakīmenin zamîrlerinde zâhir ve rûşen ve mişgât-ı hâtırlarında müberhen ve mübeyyendir ki îdâ‘-ı zevât-ı hakāyıkda sırr-ı hikmet ve ihtirâ‘-ı tabâyi‘-i halâikda asl-ı maslahat ma‘rifet ve ibâdet-i hâliku’l-ib‘âd ve tefekkür ve tedebbür-i mebde’ ve mi‘âddır. Pes her âkıl ve kâmile zâhir ü bâhirdir ki bu dünyâ-yı fânînin bünyâdı nâ-pâydâr olup cây-ı karâr ve şâyân-ı i‘tibâr değildir. Merd-i dânâ ve âkıl-ı mi‘âd-ı esnâna lâzım olan oldur ki bu dünyâ-yı pür inân kalîlü’l-i‘şâ olup vakt-i fırsatda gıdâ-yı gıdâ-müheyyâ ve hâl-i âkıbetde emr-i âkıbet için zahîre peydâ eyleyip “innallâhe lâ-yüdî‘u ecra’l-muhsinîn” fehvâ-yı hidâyet karînine iktifâ ile tertîb-i müberrât ve tesbîl-i hayrât ve hasenât eyleye. oldur ki hâlâ Devlet-i aliyye-i Osmaniye lâ-zâlet müeyyedeti bi’l-avni’r-rabbâniyyede mesned-i vezâret-i uzmâ zîver-i bezl-i mekremeti ile pür zibû baha ve aktâr-ı mülk ü millet şa‘şa‘a-i re’y-i hurşîd-âsârlarıyla pür-nûr ve ziyâ olan vezîr-i pür hüsn-i fitnat müşîr-i behram savlet müessis-i erkânü’s-saltanatı aliyye müşeyyid-i bünyân-ı devlet-i aliyye ve gurre-i cübîn-i sadâret-i uzmâ ve kurre-i ayn-ı vekâlet-i kübrâ Hasan Paşa -yessarallâhu fi’d-dâreyni mâ-yürîdü ve mâ yeşâ devâm-ı ve nizâm-ı- rükn-i rekîn ve âsâyiş-i halka-i metn-i metîn olan vüzerâ-yı eslâf-ı kirâmlarından her biri zamân-ı devlet ve eyyâm-ı hükûmetlerinde nice nice vücûh-ı hayrât ve envâ‘-ı tebr ü müberrâta muvaffak olup ol evân-ı meymenet-efzâydan ilâ hâze’l-ân âsâr-ı hasene ve hayrât-ı müstahseneleri serâir-i sahâif-i ekvân olmağla sebeb-i zikr-i müstetâb ve bâ‘is-i du‘â-yı hayr-ı müstecâb olduğu mersûm sahîfe-i zamîrleri ve mütemetti‘ât-ı dünyâ-yı denî serî‘ü’z-zevâl ve mumevvehât-ı cihân bi’l-cümle temâsîl-i mekr ü ihtiyâl idüğü melhûz-ı hâtır-ı savâb-ı masîrleri olmağla rehnümûnu basîret-i bâhirü’l-hidâyet ile li-küllî emrin âkıbet ve tedebbür-i zât-ı âhiret buyurup “ve mâ-tükaddimû li-enfüsiküm min-hayrin tecidûhu indallâh” fehvâ-yı lâzımü’l-intibâh ve “mâ-indeküm yenfidü ve mâ indallâhi bâk” minsâk-ı hidâyet intisâkı [28b] üzere vakt-i fırsat ve zamân-ı miknet fevt olmadın bir vakf-ı celîl-i sevâb-ı cezîlleri yazılmağa hulûs-ı niyet ile azîmet ve Cenâb-ı Bârî te‘âlâ tarafından kendülere vâsıl olan mevâhib-i celleye ve atâyâ-yı behiyenin şükrünü edâya mübâderet buyurup nef‘-i âmme-i ibâda vâsıl ve lutf-ı kâffe-i enâma şâmil bir emr-i celîl ve birr-i cemîlin ibtigāi li-merzâtillâhi te‘âlâ îkāf ve irsâdına mübâşeret buyurdular ki

Aziz sancağında Derbesak ve Bakras nâhiyelerinde vâki‘ kurâ ve mezâri‘ ve cibâl ve bağ ve bahçe ve cemâ‘at ve mahsûlâtı hâvî Şeyhü’l-hadîd demekle ma‘rûf mukāta‘anın hudûdu dâhilinde medîne-i Antakya ile Bakras ve Belen beyninde vâki‘ Karamurt demekle şehîr mahâl ki Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i münevvere ve Şam ve Mısır ve Halep ve sâir ol havâlîde olan bilâdın memer ve ma‘beri iken mürûr-ı eyyâm ve kürûr-ı a‘vâm ile kurâsı bi’l-külliye harâb ve mezâri‘ ve enhârı mu‘attal olup me’vâ-yı lusûs olmağla hüccâc-ı Müslimîn ve ebnâ-yı sebîlin zihâben ve iyâben yollarına kuttâ‘-ı tarîk inüp katl-i nüfûs ve nehb ü gārât-i emvâl etmeleriyle mahâll-i mezbûr i‘mâr ve ihyâya eşedd-i ihtiyâç ile muhtâc ve mahâll-i mezkûrun Antakya tarafında mukaddemâ bâc ve afer? alınan mevzi‘de bir kasaba ve bir kal‘a inşâ ve etrâfına karyeler iskânıyla ma‘âbirînin mazârr-ı eşkıyâdan te’mîniyeti? iktizâ edip ve mukāta‘a-i mezbûrenin zü‘amâ ve erbâb-ı tımârdan ba‘zıların toprakları mahlût olup yed-i vâhidden zabt ve âharın alâkası kat‘ olunmak mahâll-i merkūmun emniyet ve i‘mârına enseb olduğunu bundan akdem Antakya ve Bakras ve İskenderun kādîları arz ve Antakya’nın ulemâ ve sülehâ ve sâir ahâlîsi mahzarla inhâ ve bu husûs hüccâc-ı müslimîn ve sâir âbirîn ve vâridînin hatırlarını def‘ ve zarârlarını ref‘ edip imâret ve emniyeti mutazammine bir eser-i celîl ve bir hayr-ı cemîl olduğunu inbâ edip lâkin arz ve mahzarda mukāta‘a-i mezbûrenin hudûd ve sınırı beyan olunmayıp ve i‘lâm olunduğu üzere erbâb-ı tımâr ve zü‘amâdan ba‘zıların toprakları mukāta‘a-i mezbûre arazisiyle mahlût olup lâkin bi’l-cümle arazi-i beytülmaldan olmağla ba‘de’l-yevm maslahaten li’l-âmmeti’l-müslimîn mukāta‘a-i mezbûre yed-i vâhideden zabt ve ta‘arruz-ı âhardan sâlim olmak için mukāta‘a-i merkūme tahdîd olunup ve erbâb-ı zü‘amâ ve tımâra havâss-ı hümâyûndan âhar mahâl ta‘yîn ve tahsîs olunup mukāta‘a-i merkūme bi’l-cümle ke’l-evvel havâss-ı hümâyûna ilhâk ve idrâc olunmağa tahdîd lâzım olmağın bundan akdem Defter-i hâkānî kâtiblerinden Müniri Mustafa Efendi Başmuhâsebe’den ihrâç olunan sûret-i defter mûcebince tahdîde ta‘yîn ve irsâl ve Halep ve Bakras ve Şeyhü’l-hadîd ma‘a Amik ve Papas ve Antakya kādîları mahâll-i tahdîdde bile bulunup hudûd-ı mezkûre dâhilinde her ne var ise müsin ve ihtiyâr kimesnelerden suâl ve keşf ve hüccet olunup der-i devlet-medâra irsâl eylemeleri bâbında sâdır olan fermân-ı âlîşâna imtisâlen kuzât-ı müşârün-ileyhim ve kâtib-i mûmâ-ileyh [29a] ve ashâb-ı vukūfdan müsin ve ihtiyâr müslimîn zikr olunan Şeyhü’l-hadîd ve tevâbi‘i mukāta‘ası üzerine varıp ba‘de’n-nazari’s-sahîh ve’l-ıtlâ‘i’t-tam mukāta‘a-i mezbûre tahdîd olundukda kıble tarafı Güzelburç nâm karye ve el-fâsılu beynehümâ tarîk-i âmda vâki‘ Ağluderesi, ondan dere-i mezbûrenin suyu sâbıkā cereyân eylediği ile cisr-i harâbe, ondan dere-i mezbûre ile Karasu içinde olan adaya ve şark cânibi ada-i mezbûrdan mukāta‘a-i merkūme ve Amik beyninde fâsıl olan Ağcadeniz’e ve Ağcadeniz ile derûnunda sazlık içinde kilise-i atikaya, ondan Ağcadeniz ile Sazlık içinde Karaağaç nâm harâb karyeye, ondan yine Ağcadeniz ile Muharrere demekle ma‘rûf mahâlle, ondan Anakıb demekle ma‘rûf yazılı taşa, ondan Karaburun nâm mahâlde vâki‘ cisr-i Murad Paşa’ya, ondan Fanusdepesi’ne, ondan Bozdede mezarına ondan? Kandil nâm tarlanın başına ondan Karaoğlu nâm mevzi‘a, ondan Kilisî Necceroğlu Ali’nin tarlasına, ondan Kandil Kal‘asına, ondan Sırataş’a ondan Yahyaoğlu Yurdu’na, ondan Feniktepesi’ne ondan Sulucadere’ye ondan Atmeydanı nâm mevzi‘e ondan Sivridede tepesine ondan Koçboynuzu demekle ma‘rûf taşa, ondan sırtla Kabaoğlu Kışlası deresine ondan Derbendbaşı’nda vâki‘ kireç ocağına ve şimâl tarafı çayırlı vâdî-i kebîre ondan tarîk-i âm ile Halil Bey Mezarlığı’na ondan tarîk-i mezbûr ile Mehmed Çeşmesi’ne, ondan yine tarîk-i mezbûr ile el-Hâc Caferoğlu’nun İncirli Mağarasına, ondan yine tarîk-i âm ile Güvercinderesi’ne ondan yine tarîk-i mezbûr ile bağlar kenârında vâki‘ vâdî-i kebîre, ondan Sivritepe’ye ondan Zi’bbucağı? Tepesine, ondan yine tarîk-i mezbûr ile Sahrıçtepesi’ne, ondan tarîk-i mezbûr ile Defn-i kebîr demekle ma‘rûf mezarlığa, ondan tarîk-i âm ile Sıra İncirlik nâm mevzi‘e, ondan Arıkayası’na ondan kireç ocaklarına ondan Soku dedikleri Dibektaşı’na, ondan Böğrüdelik demekle ma‘rûf sıhrınca ondan Virankayası’na ondan Savakkayası’na ondan Sılıkkayası’na ondan Sarısin derbendine, ondan Alişar değirmenine ondan Döngelli? Öyüğü demekle ma‘rûf Karaöyük’e ondan Karasu nâm nehr-i kebîre ondan nehr-i mezbûru kat‘ edip Tesbihli Pınarı’na, ondan pınar-ı mezbûrun cereyân eden suyu ile yine Karasu nâm nehr-i kebîre ondan nehr-i mezbûr ile Deliçay Karıştığı nâm mahâlle ondan, Deliçay ile gidip Birinci nâm kayaya ve garb tarafı Çakılderesi’ne ondan Necimkenârı’na? ondan Suderesi’ne ondan Karatepe’ye ondan Kürmenli gediğine, ondan Kılıcıkara nâm mahâlle ondan Sarıseki’ye ondan Karakaya’ya ondan Kilise’ye ondan Harulca nâm mevzi‘e ondan Andırma oluğuna ondan Harami oluğuna [29b] ondan Kürd İsa nâm mezra‘anın taraf-ı garbîsinde olan tarîk-i âmma, ondan tarîk-i mezbûr ile Havutlu Pınarı’na ondan Sivrikaya’ya ondan Fenikçayı’na ondan Kibarkayası’na ondan Koçukastala’ya? ondan Küçükburnu’na ondan Halep tarafına giden Deveyolu demekle ma‘rûf tarîk-i âmma ondan tarîk-i mezbûr ve Antakya tarîki müctemi‘ oldukları mahâlde vâki‘ makābire ondan İçderesine, ondan Şeyh Yusuf Locası’na? ondan Yalnizbağ’a ondan Çatakçay’a ondan İkizköprü’ye ondan Tatlısu’ya ondan Harami Alaköy’e ondan Hallaçgediği’ne ondan tarîk-i mezbûr ile Üçoluk’a ondan tarîk-i mezbûr ile Elmadağı başına ondan Camus tarîkini kat‘ edip Tozlu nâm mahâlle ondan Kornispınarı’na ondan Kızıldağ intihâsında vâki‘ Ayn-ı Vâdiyü’s-”sebîl nâm pınara, ondan hadd-i kıbelîde mezkûr Ağuluderesi’ne müntehî ve mahdûd olduğu mütehakkık oldukdan sonra yine Şeyhü’l-hadîd mukāta‘ası mezra‘alarından olup Derbesak? nâhiyesinde vâki‘ Viranşehir ve Meydan nâm mezra‘alar tahdîd olundukda kıbleten Yeşildere ve şarkan Meydanderesi ile Kopraklıtaş? ve şimâlen Ağuderesi ve garben Karasu’ya müntehî ve mahdûd olup ve yine mukāta‘a-i merkūme mezra‘alarından olup Derbesak nâhiyelerinde vâki‘ Ballı demekle ma‘rûf Sarısin nâm mezra‘a tahdîd olundukda kıble tarafı Okderbendi ve şark tarafı Kuruçay ve Baldıran ve şimâl tarafı tarîk-i âm ile Armudburnu ve garb tarafı Alişar değirmenine müntehî ve mahdûd olduğu ashâb-ı vukūf olan müsin ve ihtiyâr sikāt-ı Müslimîn ta‘yîn ve ihbârlarıyla mahâllinde mütemeyyiz ve ber-vech-i mezkûr hudûd-ı mezkûre dâhilinde her ne var ise tevkī‘î kalemiyle havâss-ı hümâyûna tashîh ve idhâl ve hudûdnâme hücceti düstûrü’l-amel olmak için Defterhâne-i âmire’ye kaydolundukdan sonra vezîr-i müşârün-ileyh -lâ-zâle mine’l-enâm- müşârün-ileyh hazretleri mukāta‘a-i mezbûreyi i‘mâr ve ihyâ ve bir cihet-i birre vakfetmek için şirâ’-i şer‘î ile temellüke râgıb oldukları pâye-i serîr-i a‘lâya arz olundukda hâlâ serîr-i efrûz-ı saltanat-ı cihân-bânî ve zübde-i sülâle-i Âl-i Osmânî mâlikü’l-emâni’l-kübrâ ve’s-sultânü’l-bâhir vârisü’l-hilâfeti’l-uzmâ kâbiren an-kâbir es-sultân ibnü’s-sultâni’s-sultân Ahmed Han ibnü’s-sultân Mehmed Han -ebbedallâhu te‘âlâ eyyâme devletihî ile’l-kazâi’z-zamân- hazretleri mukāta‘a-i mezbûreyi semen-i misliyle bey‘e hâlâ Şıkk-ı evvel Defterdârı Mehmed Efendi b. el-Hâc Yusuf Ağa’yı hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnla tevkîl ve inâbe? olduğu vukūf ve şu‘ûru olanlardan suâl eyledikde zikr olunan Şeyhü’l-hadîd mukāta‘asının âmme-i tevâbi‘ ve levâhık ve kâffe-i hukūk ve merâfıkıyla el-yevm değeri ancak beş bin guruşdur, [30a] ziyâdeye tahammülü yokdur deyü haber verdiklerinden sonra vezîr-i müşârün-ileyh hazretleri mîrîye sa‘y için mezbûr üzerine iki bin beş yüz guruş dahi zam buyurup cem‘an yedi bin beşyüz guruşa olmak üzere havâss-ı hümâyûndan beylik ve ifrâz ve vezîriazâm-ı müşârün-ileyhe bi’l-vekâle bey‘ ve temlîk onlar iştirâ ve kabûl ve semeni olan meblağ-ı mezbûru vekîl-i merkūm Mehmed Efendi’ye def‘ ü teslîm ol dahi ahz u tesellüm ve mahâllinde mukāta‘a-i mezbûreyi kabz u zabta taslît, ol dahi vekîli yediyle kabz u zabt ettiklerini nâtık temlîknâme-i hümâyûn verildikden sonra vezîr-i müşârün-ileyh -esbagallâhu ni‘amehû aleyh- hazreti meclis-i şer‘-i şerîf-i Ahmedî ve mahfil-i dîn-i münîf-i Muhammedî’de ifrâz ve tesbîl ve da‘vâ-i rücû‘ ve tescîl için mütevellî nasb u ta‘yîn buyurdukları iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim ( ) Ağa mahzarında şöyle takrîr-i kelâm ve bu gûne bast-ı merâm buyurdular ki şirâ-i şer‘î ve ibtigā-i mer‘î ile silk-i mülk-i sahîh ve sümut-ı hakk-ı sarîhime dâhil olan mukāta‘a-i merkūme ve Karamurt nâm mahâlde binâ ve inşâ olunan kal‘a-i rasînetü’l-bünyân ve bir câmi‘-i şerîf ve ma‘bed-i latîf ve Müslimîn ve Müslimâtın nezâfet ve tahâretleri için i‘dâd olunan çifte hamam ve âyende vü revende nüzûl ve irtihâlleri için hâricen ve dâhilen doksan ocaklı bir ribât-ı âlî ve kârbân saray-ı mahrûsü’l-havâlî ve etfâl-i müslimîn ve veledân-ı muvahhidîn ta‘lîm-i Kur’ân-ı azîm etmeleri için binâ olunan mekteb-i meymenet ihtivâ ve kal‘a-i mezbûre hüddâmı ve müsâfirîn it‘âmı için inşâ ve ihdâs olunan imâret-i âmire ve ni‘met-hâne-i fâhire ve otuz aded dekâkîn ve neferât-ı kal‘a ve mütevellî ve kâtib ve vâ‘iz ve müezzinân ve kayyım sâkin olmaları için binâ olunan menzil ve ebniyeyi ve kireç ve taş ve horasan ile mebnâ su yolları hasbeten lillâhi’l-aliyyi’l-a‘lâ ve haseneten li-rûhi rasûlihi’l-mu‘allâ vakf u habsedip târîh-i kitâbdan iki ay mukaddem mütevellî-i mûmâ-ileyhi mahâllinde kabza taslît, ol dahi vakıf olmak üzere mahâllinde ahz u kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîler evkāf-ı sâirede tasarrufları gibi tasarruf eyledi dediklerinde mütevellî-i mûmâ-ileyh vezîr-i müşârün-ileyh Zeynullah? -Vesâikü’d-duhûr ve’l-a‘vâm bi-bakāi vücûdihi’llezî hüve hasenete min-hasenâti’l-enâm- hazretleri min-cemî‘i kelimât-ı meşrûhalarında vicâhen tasdîk ve şifâhen tahkīk ettikden sonra işbu cihet-i berk-i tertîb-i vezâif ve mühimmât ve tensîk-i levâzım ve mülemmâtı için şöyle şart ve ta‘yîn buyurdular ki kal‘a-i mezbûreyi muhâfaza için yirmi altı nefer kimesne süvârî müstahfız ve bir nefer kimesne süvârî ağası ve bir nefer kimesne süvârî kethüdâsı ve bir nefer kimesne alemdar ve bir nefer kimesne çavuş ta‘yîn olunup ağalarına yevmî otuz akçe ve kethüdâlarına yevmî yirmi akçe ve alemdarlarına yevmî on yedi akçe ve çavuşlarına yevmî on altı akçe ve neferât-ı mezkûrenin her birine [30b] alîk bahalarıyla ma‘an yevmî on beşer akçe vazîfe ta‘yîn olunup onlar dahi vazîfe-i mu‘ayyeneleri mukābelesinde âyende vü revendeyi bir şey talebiyle ta‘cîz ve rencîde etmeyip Antakya ve Beylen’e varup gelen yolcuları iktizâsı mertebe neferât ile götürüp iyâzen billâhi te‘âlâ bir kimesneye dirliklerinde hasâret vâki‘ olursa zecrü’l-hasm garâmı kendülere âid ve râci‘ olup muhâfız emrinde ihtimâm-ı tam ile kıyâm eyleyeler ve kezâlik on beş nefer piyâde müstahfızîn ve bir dizdar ve dört nefer bevvâb ta‘yîn olunup dizdara yevmî on beş akçe ve bevvâbların her birine yevmî on beşer akçe ve neferât-ı sâirenin her birine yevmî onar akçe vazîfe verilip mezbûrlar dâimâ kal‘a-i mezbûre ve etrâfını muhâfaza emrinde mücidd ü sa‘î olalar ve evâil-i kıbâlede zikri mürûr etdiği üzere derûn-ı kal‘ada inşâ olunan menâzilden dâhiliye ve hâriciyeli bir menzil mütevellî-i vakıf için ve yine dâhiliye ve hâriciyeli bir menzil ağa-yı süvârî için ve zikirleri âtî vâ‘iz ve mu‘allim-i mekteb ve imam ve hatîb ve müezzinânın her biri ve kayyım ve kâtib ve kethüdâ-i süvârî ve alemdar ve çavuş ve dizdar ve neferât-ı süvârî ve piyâdenin her biri için hâllerine göre birer menzil ta‘yîn ve tahsîs oluna ve eğer süvârî ve eğer piyâde müstahfızândan biri kal‘a’da sâkin olmayıp ve yâhud hidmet-i lâzımesinde kusûr ederse mütevellî-i vakıf olanlar gediğini âhara arz etmede tereddüd ve tevakkuf eylemeye ve hamam-ı mezkûr icâre-i mu‘tâde ile bir kimesneye icâr olunup ücretiyle lâzım olan ta‘mîrât ve termîmâtı kemâ-yenbağī görüldükden sonra fazla kalırsa galle-i asl-ı vakfa zam oluna ve dekâkîn-i mezkûre dahi tâlibine ecr-i misilleriyle icâr olunup ücretleri galle-i asl-ı vakfa zam oluna ve ber-vech-i muharrer nüzûl-i sâdırîn ve hulûl ve irtihâl kâffe-i müsâfirîn için binâ ve vakf ve âmme-i vâridîne nüzûle izin verilmekle nice eyyâm ve şühûr ebnâ-yı sebîlin nüzûl eyledikleri han-ı nüzhet-nişân dahi cânib-i vakıfdan icâr ve hâsıla olan ücreti galle-i asl-ı vakfa kezâlik zam ve ilhâk oluna ve bundan akdem binâ olunup kâffe-i enâma edâ-i salât-ı mektûbe için izn-i âm verilmekle havâs ve a‘vâmdan müslimîn ve muvahhidîn cemâ‘atle salât-ı hamseyi edâ ve izn-i sultânî sâdır oldukdan sonra salât-ı Cum‘ayı dahi müeddâ eyledikleri câmi‘-i şerîf ve mecma‘-ı latîf bir mikdâr dîk olmağla galle-i vakıfdan etrâfına hâşiyeler binâ ve ihdâs oluna ve meremmât-ı kal‘a ve câmi‘-i şerîf [31a] ve sâir keşif iktizâ etmeyen meremmât-ı cüz’iyye için yevmî on akçe ta‘yîn olunup zikr olunan binâda müstahfızlardan her hangisi ta‘mîr ve termîm san‘atında mâhir ise ol kimesne meremmâtî ta‘yîn olunup vazîfe-i mu‘ayyenesinden mâ‘adâ masârıf-ı imârât-ı cüz’iyye için ber-vech-i muharrer mu‘ayyen olan yevmî on akçe dahi lede’l-iktizâ meremmâtçısına verile ve su yolları ve ona müte‘allık olan masârıf-ı cüz’iyye için dahi yevmî beş akçe ve meremmâtçısı için dahi yevmî beş akçe ta‘yîn olunup ol dahi su yollarını görüp gözedip ta‘mîr ü termîm ve tanzîf ü tathîri emrinde ikdâm-ı ihtimâm ile kıyâm eyleye ve bir müttakī? …? ilim ve ameli ma‘lûm ve salâh ve letâfet-meczûm kimesne câmi‘-i mezbûrda vâ‘iz ve nâsıh olup her hafta ba‘de-salâti’l-Cum‘a halka va‘z u nasîhat ve ta‘lîm-i ilm-i dîn emrine mübâderet edip yevmî on akçe vazîfeye mutasarrıf ola ve tertîl ve tecvîd-i Kur’ân-ı mecîde vâkıf ve şurût ve erkân-ı salâta ârif bir kimesne yevmî otuz akçe vazîfe ile câmi‘-i merkūmda imam ve hatîb olup minvâl-i meşrû‘-ı nebevî ve minhâc-ı dîn-i Mustafavî üzere imâmet ve hitâbet hidmetlerini râ‘î? ve lâzıme-i zimmeti olan husûsu edâda mücidd ü sâ‘î ola ve salâh u felâh ile ârâste ve reşâd ve sedâd ile pîrâste bir kimesne dahi yevmî on akçe vazîfe ile müezzin-i evvel ve yine evkāt-ı salâta ârif bir kimesne dahi yevmî altı akçe vazîfe ile müezzin-i sânî ta‘yîn olunup onlar dahi gece gündüz evkāt-ı hamsede hidmet-i te’zîne mülâzemet ve Cum‘a günlerinde salâ ve hutbe ezânına müdâvemet eyleyeler ve yine bir hûb-nefes ve hûşelhân kimesne dahi yevmî üç akçe vazîfe ile na‘at-hân ve mu‘arrif ta‘yîn olunup ol dahi her rûz-ı Cum‘a mahfile çıkıp ber-vech-i mu‘tâd na‘at ve ta‘rîf hidmetlerini edâda kusûr etmeye ve yine yevmî on akçe vazîfe ile bir kimesne kayyım ve ferrâş ve bevvâb ta‘yîn olunup ol dahi levâzım-ı kayyimiyete kıyâm ve rûz u şeb vakt-i salâteynde câmi‘in kapuların açıp ve şem‘lerin uyandırıp reft ü rûbunu süpürüp silmek emrinde ihtimâm-ı tam eyleye ve yine câmi‘-i mezkûrda Cum‘a günlerinde kırâet-ı Kur’ân ve tilâvet-i furkân etmek için yevmî üçer akçe vazîfe ile iki nefer kimesne devirhân ta‘yîn olunup biri imam ve biri mu‘arrife tahsîs olunup câmi‘-i mezbûrda vâ‘iz ve nâsıh olan kimesne dahi yevmî üç akçe vazîfe ile reis-i devirhân olup Cum‘a günlerinde mahfile çıkıp hazret-i Kur’ân ve kelâm-ı Rahmân’dan tilâvet-i âyât-ı kerîme eyleyeler ve zikri mürûr eden mu‘allim hâme-i feyz-âşiyânda ta‘lîm-i sıbyân ve tertîl-i âyât kādir bir kimesne dahi yevmî on beş akçe vazîfe ile mu‘allim-i mekteb ve bir kimesne dahi yevmî beş akçe vazîfe ile [31b] halîfe-i mektep ta‘yîn olunup onlar dahi eyyâm-ı mu‘tâdede sıbyân-ı müslimîn ve veledân-ı muvahhidîne ta‘lîm-i kırâet-i kitâb-ı mübîn edip hidemât-ı lâzımelerini kemâ-yenbağī râ‘î ve mücidd ü sâ‘î olalar ve câmi‘-i mezkûrda îkād olunmak için senede otuz altı vakiye şem‘-i asel iştirâ olunup otuz vakiyesinden iki kebîr mum ve altı vakiyesinden her biri yüzer dirhem olmak üzere yirmi dört mum dökdürülüp vaktiyle câmi‘-i mezkûrda îkād oluna ve kezâlik bir senede yüz yirmi beş vakiye şem‘-i revgan ve îkād-ı kanâdîl için bir senede yüz elli vakiye revgan-ı zeyt bahaları için yevmî yedişer akçe ve yine bir senede câmi‘-i mezbûrun hasır ve kanâdîl ve mühimmât-ı sâire bahaları olmak üzere yevmî on akçe ta‘yîn ve galle-i vakıfdan ifrâz ve vakt ü zamânıyla mu‘ayyenât-ı merkūme tedârik ve vakfın kilârında hıfz olunup ibtidâ-yı seneden âhirine dek hademesi ma‘rifetleriyle sarf oluna ve imâret-i merkūmenin mülhakātından olup sakf-ı vâhid tahtında olan matbâh ve kilâr ve odunluk ve fırınında beher yevm ekmek tabh olunmak için yevmî dört keyl hınta ve şorba tabhı için yevmî iki keyl hınta ve Cum‘a gecelerinde ve Ramazan-ı şerîf leyâlîsinin her gecesinde pilav tabh olunmak için bir senede yüz seksen beş keyl pirinç ve yine senede dört yüz kırk dört vakiye sâde yağı ve bin vakiye soğan ve senede üç bin iki yüz vakiye lahm-ı ganem ve bin vakiye tuz ve yirmi beş keyl nohud ve zerde tabhı için senede üç yüz vakiye asel ve yüz dirhem zağferân ve imâret-i mezbûrenin fırın ve matbâhında îkād olunmak için senede bin katır yükü hatab vakt ü zamânıyla gallât-ı vakıfdan ihzâr ve hıfz olunup her yevmin mikdâr-ı mu‘ayyeni hademesi ma‘rifetleriyle mahâllerine harc u sarf oluna ve imâret-i merkūmede isti‘mâl olunup vakıf olan evânî-i nühâsiyenin kalay bahaları ve sâir levâzım ve mühimmâtın ta‘mîr ve termîmi için senede altı bin sağ akçe galle-i vakıfdan ifrâz ve iktizâ ettikçe mahâlline harc u sarf oluna ve imâret-i merkūme için müstakil hademeden lâbüd olmağla bir müstakīm ve mütedeyyin kimesne yevmî beş akçe vazîfe ile imâret şeyhi ve yine bir mu‘temedün-aleyh kimesne yevmî beş akçe vazîfe ile vekîl-harç ve yine diyânet ve istikāmetle ma‘rûf bir kimesne dahi yevmî beş akçe vazîfe ile kilârî ve yine san‘atında mâhir iki nefer kimesne yevmî onar akçe vazîfe ile habbâz ve elekci olup her biri hizmetlerinde mücidd ü sâ‘î olalar ve iki nefer kimesneler dahi yevmî onar akçe vazîfe ile tabbâh ve bir nefer kimesne dahi yevmî beş akçe vazîfe ile [32a] kâse-şûy ve bir nefer kimesne dahi yevmî beş akçe vazîfe ile kendüm küp ve bir nefer kimesne dahi yevmî iki akçe vazîfe ile imâret kapıcısı ve bir nefer kimesne dahi yevmî üç akçe vazîfe ile imâretin reft ü rûbunu tathîr için ferrâş ta‘yîn olunup mezbûrûndan her biri dahi vazîfeleri mukābelesinde hidemât-ı lâzımelerin mer‘î ve müeddî kılalar ve cihet-i ferâşet imâret kapıcılarına meşrûta ola ve imâret-i mezbûrede tabh olunan nânın her biri ba‘de’l-tabh yüz yirmişer dirhem olup çifti iki yüz kırk dirhem olup mütevellî-i vakıf olanlara yevmî beş ve kâtib-i vakıf olanlara yevmî iki çift ve vâ‘iz ve hâce-i mektebe yevmî ikişer çift ve imam ve hatîbe yevmî iki çift ve ağa-yı süvârîye yevmî üç çift ve kethüdâ-i süvârîye yevmî iki çift ve dizdar-ı kal‘aya yevmî iki çift ve neferât-ı sâire ve hademe-i vakıf ve imâretden altmış iki nefer kimesneye dahi altmış iki çift ekmek beher yevm tevzî‘ ve taksîm oluna ve yevmiye kırk çift ekmek dahi âbirîn ve sâdırînden mevcûd bulunan müsâfirîne i‘tâ oluna ve eğer müsâfir bulunmaz ise ol mahâlde bulunan fukarâ ve mesâkîne tevzî‘ ve taksîm oluna ve ecnâs-ı ecnâsın dahl ve harcı ahvâline ve merâsim-i tevliyete ârif, istikāmetle mevsûf ve diyânetle ma‘rûf bir kimesne yevmî yirmi akçe vazîfe ile vakf-ı mezbûra mütevellî nasb ve ta‘yîn olunup ol dahi mârrü’z-zikr Şeyhü’l-hadîd Mukāta‘asını bi-nefsihi kendi zabt ve kal‘a-i mezbûrede sâkin ve mutavattın ola ve diyânet ve istikāmetle mevsûf ve san‘at ve kitâbetle ma‘rûf bir kimesne dahi yevmî on akçe vazîfe ile kâtib ve yine yevmî beş akçe vazîfe ile bir kimesne câbî-i süvârî ve yine yevmî beş akçe vazîfe ile bir kimesne dahi câbî-i akārât ta‘yîn olunup bunlardan her biri mütevellî-i vakıfdan münfek ve müfârık olmayıp vakfın îrâdını tahsîl ve masârıfını tekmîlde mütevellîye mu‘âvin olalar ve yine hısâl-i kerîme ile mütehallî ve zirve-i kemâl-i meâlî ve mekârime sâ‘id ve mu‘telî vâkıf-ı kesîrü’l-avârif hazretleri şöyle şart ve ta‘yîn buyurdular ki vakf-ı merkūmuma hâlâ zâtâ’ vâlâ-kadr-ı kirâmîleri erîke pîrây-ı sadr-ı mu‘allâ pâygâh-ı Şeyhülislâmî melâz-ı cumhûr-ı ahâlî melce-i kâffe-i zevi’l-me‘âlî muktedâ-yı emâsil, kâyidü’l-ceyş-i efâzıl, müşeyyed-i esâs-ı dîn ü devlet mümehhid-i de‘âyim-i mülk ü millet cenâb-ı hazretü’l-seyyid Ali Efendi -âmelehullâhi te‘âlâ bi-lutfihi’l-hafî ve’l-celî- nâzır olup yevmî kırk akçe nezâret vazîfesini kabûl ve ahzdan tehâşî buyurmayalar ve onlardan sonra sadr-ı vâlâ-kadr-ı fetvâya [32b] pâ-nihâde-i izz ü i‘tilâ olan meşâyih hazerâtı nâzırlar olup ber-vech-i muharrer nezâret vazîfesine mutasarrıf olalar ve gallât-ı vakf-ı merkūmdan masârıf-ı lâzıme ve vezâif-i mu‘ayyene-i mukannene bi’l-cümle itmâm ve tekmîl kılındıkdan sonra vâkıf-ı müşârün-ileyh hazretlerinin hemşîre-i mükerremeleri [Fâtıma ve Lütfi ve Ayşe nâm] hanımların her birine yevmî ellişer akçe vazîfe verilip dâr-ı bakāya intikāl ve irtihâllerinden sonra her birinin vazîfe-i mu‘ayyene-i merkūmeleri hemşîreleri evlâdları ve evlâd-ı evlâdları ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdlarına ale’s-seviye tevzî‘ ve taksîm olunup ihtiyâr-ı hisse cihetinden zükûr, inâsı hacb-i noksân ile hâcib olmamak üzere cümlenin hisseleri mütesâvî olup beynlerinde ale’s-seviye iktisâm edeler ve mütevellî-i mûmâ-ileyh mahsûlât-ı vakfı cem‘ ve masârıf-ı lâzıme ve vezâif-i mu‘âyene-i mezkûreleri ashâbına def‘ ü teslîm etdikden sonra sene[de] bir def‘a defter-i vakıfla Devlet-i aliyye’ye gelip nâzır-ı mûmâ-ileyh hazretleri huzûrunda muhâsebe görüp defteri ma‘mûlün-bih olmak için işâret-i aliyye-i nâzır-ı müşârün-ileyh ile mütehallî kılına ve yine vâkıf-ı celîlü’l-kadr hazretleri şöyle şart buyurdular ki mâdâm ki nefs-i nefîsleri bu cihân kabında müteneffis ve libâs-ı izzet-i misâsları hayâtla mültebis ola, nasb ve azl-i tevliyet ve sâir cihât kendi yed-i mükerremlerinde ola ve evkāf-ı mezbûre ve hayrât-ı mestûrede taklîl ü teksîr ve tebdîl ü ta‘yîr ve ihrâc ü idhâl ve ibdâl ve istibdâl ve bi’l-cümle kâffe-i tasarrufât-ı şer‘iyye ve âmme-i teberru‘ât-ı mer‘iye merreten ba‘de-uhrâ eyâdî-i kerîme ve ârâ-i selîmelerine menût ve merbût ola ve bi-inâyetillâh ve tevfîkihî mukāta‘a-i mevkūfe-i mezkûre yevmen fe yevmen ma‘mûr ve âbâdân olup mahsûlât-ı vakıf masrûfâtından zâid ve fazla kaldıkda her re’s-i senede ba‘de’l-hesâb ve ihrâci’l-mürettebât ve’l-mu‘ayyenât bâkī kalan fazla vâkıf-ı mûmâ-ileyh hazretleri hayâtda olduklarınca kendi nefs-i nefîslerine mahsûs ola. Mütevellî-i vakıf ol fazlayı vâkıf-ı müşârün-ileyh hazretlerine teslîm eyleye ve eğer tûl-i ahd ile hafazanallâh an-zâlik kendiler âhirete gitdiklerinden sonra fazla-i vakıf evlâdlarına ve evlâd-ı evlâdlarına ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdlarına batnen ba‘de-batnin ale’s-seviye tevzî‘ ve taksîm oluna ve zükûr ve inâsı ihtiyâz-ı hisse cihetinden berâber olalar ve eğer iyâzen billâhi te‘âlâ evlâda ve evlâd-ı evlâda ve evlâd-ı evlâd-ı evlâda inkırâz [33a] târî olursa utekā ve atikātlarına ve evlâd-ı utekā ve atikātlarına ve evlâd-ı evlâd-ı utekā ve atikātlarına ale’s-seviye tevzî‘ ve taksîm oluna ve eğer tûl-i ahd ile evlâd-ı utekā ve atikāta ve evlâd-ı evlâdlarına inkırâz târî olup şurût-ı mezkûra ri‘âyet müte‘azzir olursa vakfın mürettebât ve ezdiyâdı şart-ı müşârün-ileyh re’yiyle mutlakā fukarâ-yı müslimîne tevzî‘ oluna deyü şerâit ve masârıfı beyan ve tafsîl ve itmâm ve tekmîl buyurdular. Ce‘alallâhu küllî dînâr ve dirhem minhâ cennetin mine’n-nâr ve verdeten fî cennetin tecrî min-tahtiha’l-enhâr. Vâkıf-ı müşârün-ileyh -büsutullahi bi’l-mükerremât yedeyhi- hazretleri şuğl-i temhîd-i şurûtdan fâriğu’l-bâl ve kayd-ı takyîd-i kuyûddan âsûde-i hâl olduklarından sonra bâlâda zikr olunduğu üzere vakıf ve tesbîl buyurdukları mukāta‘a-i mahdûde-i merkūmeyi cemî‘ tevâbi‘ ve levâhık ve müştemilât ve müteferri‘âtıyla ve sâir bâlâda bast olunan kal‘a ve câmi‘ ve mekteb ve han ve dekâkîn ve hamam ve menâzil ve sâir ebniyeler kabz ve teslîme târîh-i kitâbdan iki ay mukaddem mütevellî-i mûmâ-ileyhi taslît ol dahi mahâllinde kabz ve tesellüm ve tasarruf eyleyüp ahz-ı vazîfe-i tevliyet ve kabz-ı ücret-i hizmet eylemişdir dediklerinde mütevellî-i mezbûr vâkıf-ı kesîrü’l-avârif hazretlerini ikrâr-ı mukır ve i‘tirâf-ı muharrerlerinde vicâhen tasdîk ve şifâhen tahkīk etmekle emr-i ikrâr bi’l-vakf ve’t-teslîm ve’t-tesellüm kemâ-yenbağī hâsıl oldukdan sonra hazret-i vâkıf-ı sâhib-i vukūf -esmerallâhu te‘âlâ garse ihsânihî ve eksere hattihî ve veffera kıstehû min simâr-ı ravzati rıdvânihî- neşr-i irfân ve ikāmet-i bürhân ile sûretâ evkāf-ı sâlifetü’l-evsâflarından selb-i şi‘âr-ı vakfiyet ve ma‘nâ îcâbı? hüküm ve lüzûm için mütevellî-i mûmâ-ileyh huzûrunda nasb ve cedel ve tasvîr-i müdde‘â buyurup kâşifü estâri’l-hakāyık muvazzıh-ı mesâliki’l-halâyık a‘lem-i eimme-i dîn üstâd-ı ecille-i müctehidîn sirâc-ı ümmet nâzım-ı millet ellezî beyne’l-eimmeti’l-kirâm ke’s-süreyyâ beyne’s-sevâbit hazretlerinin kavl-i sedîdi üzere şerâit zevâl-i mülk bulunmadıkça vakfın sıhhat-i lüzûmunu müstelzim ve müstetbi‘ olmadığı ecilden rücû‘u sahîh ve câiz ve râci‘i emr-i şer‘î gayr-ı mütecâviz olmağın vakf-ı merkūmdan rücû‘ ederim mütevellî-i mûmâ-ileyh kabz ve teslîmini ikrâr etdiği akārâtı geri bana redd ü teslîme tefrîğ-i zimmet ve kemâ-kân mülk-i sarîhime i‘âdesiyle tahkīk-i emânet edip mukābele-i tevellî-i hizmet-i tevliyetde ecr-i mislinden zâid vazîfe nâmına aldığı ücreti dahi edâ ve îfâsı matlûbumdur deyü nakz-ı vakfa ilhâh ve ibrâm ve istirdâd mâ-tesellümde arz-ı sebât-ı [33b] ikdâm eylediklerinde mütevellî-i reşîd zeyl-i kavl-i imameyn-i mükerremeyn şemseyn-i münîreyn el-bahrûrî Rabbânî Ebû Yusuf imam-ı sânî ve hayr-ı ma‘ânî İmam Muhammed eş-Şeybânî katlarında vakfın sıhhati husûsan ba‘de’t-teslîmi’l-lâyık li-imhâlihi lüzûmihî mülâkī ve mülâhık olmak muhakkakdır deyü mütemessiken bi-kavlihimâ red ve teslîmden ibâ vü imtinâ‘ ve kadr-ı zâid-i mezkûrdan zimmetinin berâetin iddi‘â edicek nizâ‘ları tahâsuma mufdî ve huzûr-ı hâkimü’ş-şer‘de terâfu‘a müeddî olucak işbu kitâb-ı sıhhat nisâbın reşme-i kalem-i sütûde rakamlarıyla müreşşah ve tevkī‘-i refî‘-i imzâ-i isâbet ihtivâlarıyla müveşşah olan hâkim-i câsim huzûrunda müterâfi‘ân olduklarında hâkim-i müşârün-ileyh tenfîz-i vakf tarafını tercîh ve ibkā-yı hayrâtı tashîh-i kasd buyurup vakıfda olan muhâlefât-ı müctehidîne vâkıf ve bürhânlarına âlim ve ârif olduğu hâlde cânib-i lüzûmu evlâ ve ahrâ ve kavl-i imameyn ile amel ma-bihi’l-kabûl olmağın vakfın lüzûmuna ve zımnında münderice olan şurût ve kuyûdun sıhhatine ve mütevellî-i mezbûrun cihet-i tevliyet için ecr-i mislinden ziyâde aldığı meblağın damânından dahi berâet-i zimmete hükm-i muhkem-i meşrû‘ ile hüküm edip emr-i vakf ve ihbâs-ı? fusûl müctehedün-fîhâdan olmağla luhûk-ı hükm-i hâkimle lüzûmu muhakkak ve meczûm olup vakf-ı sâlifü’l-beyan dahi sâir evkāf-ı sahîha gibi sahîh ve müşeyyed olmuşdur. -Şeyyedallâhu esâse mebânîhi ve tavvele bi-cezîli tavlihî ömre bâynihî- bi-hürmeti hâtimi’r-rusuli’l-kirâm aleyhi ve alâ-âlihi ve sahbihî şerâyife’s-salavât ve kirâyime’t-teslîmât pes dergâh-ı hak ve cenâb-ı feyyâz-ı mutlakdan mesûl ve müsted‘âdır ki bu vakf-ı rasînü’l-bünyânın ihkâm ve teşyîdine ve ibkā ve te’bîdine sâ‘î ve ol bâbda şerâit-i insâfı mürâ‘î olan zevât-ı kirâmı husûl-i dâreyn ile mukassıyü’l-merâm ve derecât-ı âliyâta vusûl ile şâdgâm eyleye. “Femen beddelehû ba‘de-mâ-semi‘ahû fe-innemâ ismühû alellezîne yübeddilûnehû” ve ecra’l-vâkıfi ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm vaka‘a’l-işhâd ve’t-tahrîr

Fî-gurreti Saferi’l-hayr li-sene sitte aşere ve mi’e ve elf.

Şuhûdü’l-hâl: Umdetü’l-ulemâi’l-izâm zübdetü’l-fudalâi’l-kirâm Ataullah Efendi el-kādî bi-askeri Anadolu, kıdvetü’l-ulemâi’l-kirâm Halil Efendi kādî-i İstanbul hâlâ, umdetü’l-ulemâ Yahyazâde Efendi el-kādî bi-Galata, Umdetü’l-ulemâi’l-kirâm Süleyman Efendi el-kādî bi’l-Havâssı’l-aliyye, umdetü’l-mevâli’l-kirâm Mahmud Efendi emîn-i fetvâ hâlâ, Umdetü’l-müderrisîn Mehmed Efendi müfettiş-i Evkāf-ı Haremeyn, Zübdetü’l-müderrisîni’l-kirâm Abdünnebi Efendi müfettiş-i evkāf der-nezâret-i Şeyhülislâm, Umdetü’l-müderrisîn Ahmed Efendi imam-ı Sadr-ı âlî, Umdetü’l-emâcid ve’l-ekârim İsmail kethüdâ-i Sadr-ı âlî [34a] Umdetü ashâbi’t-tahrîr ve’r-rakam Ebubekir Efendi reisülküttâb, Umdetü erbâbi’l-kalem ve’r-rakam Abdülkadir Efendi tezkire-i evvel, Kıdvetü ashâbi’t-tastîr ve’r-rakam İbrahim Efendi tezkire-i sânî-i hâlâ, Mektûbî Süleyman Efendi, Umdetü erbâbi’d-dîvân Çavuş-ı Sânî Ahmed Ağa, Umdetü’l-emâcid İbrahim Ağa Hazînedâr-ı vâkıf-ı müşârün-ileyh.

Sevvede ve beyyeza ve kayyede el-abdü’l-fakīr Osman el-müderris be-hângâh.