|
Rumeli Sadâreti Mahkemesi 161 Numaralı Sicil (H.1115-1116 / M. 1704) cilt: 59, sayfa: 169 Hüküm no: 105 Orijinal metin no: [34a-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Belgrad Kadısı Abdurrahman Efendi’nin Sarınasuh mahallesindeki mülk ve vakıf evlerini müştemilatıyla Ayşe bt. Yusuf’a satması
Mahmiye-i İstanbul’da Sarı Nasuh mahâllesi ahâlîsinden olup sâbıkā Belgrad kādısı olmağla hâlâ Semendire kal‘asında sâkin Abdurrahman Efendi b. Musa b. Hüseyin tarafından ber-vech-i âtî iddi‘â-yı vekâlet eden İbrahim Çavuş b. Ali nâm kimesne mahmiye-i mezbûrede meclis-i şer‘-i hatîrde müvekkil-i mezbûrun zevcesi işbu bâ‘isetü’l-kitâb fahrü’l-muhadderât Âişe bt. Yusuf nâm hatun mahzarında bi’l-vekâle üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip müvekkil-i mezbûr Abdurrahman Efendi bundan akdem Belgrad kādısı olup gider oldukda mahmiye-i mezbûrede zikr olunan Sarı Nasuh mahâllesinde vâki‘ yedinde mülk ve hakkı olup arsasının senede merhûm Sultân Bâyezid Vakfı’na mukāta‘a-i ma‘lûmesi ve üzerinde olan ebniyesi mülkü olan bir tarafdan benim sâkin olduğum menzilim ve iki tarafdan mezbûr Abdurrahman Efendi’nin tasarrufunda olan menzil ve bir tarafdan tarîk-i âm ile mahdûd fevkānî bir tahta-pûş ve altında bir matbâh ve bir kurnalı câmekânlı hamam ve kenîfi müştemil mülk menzilini semen-i misli ile âhara bey‘ ve taht-ı tasarrufunda olup menzil-i mezbûra muttasıl bir tarafdan yine menzil-i mezbûr ve bir tarafdan ba‘zan Ümmühani Hatun mülkü ve ba‘zan yine mezbûre Ümmühüni Hatun tasarrufunda olan imama meşrûta vakıf menzil ve bir tarafdan tarîk-i âm ve bir tarafdan tarîk-i hâs ile mahdûd hâriciyesi fevkānî bir bâb oda ve bir kenîf ve dâhiliyesi bir bâb fevkānî oda ve tahtânî iki bâb oda ve bir sofa ve su kuyusu ve bir kenîfi müştemil olup dergâh-ı âlî -dâme mahfûfen bi’l-meâlî- yeniçerilerinin Altmışıncı Solaklar’a mahsûs oda neferâtı ta‘âmı vakfına senede üç yüz altmış akçe icâresi olan vakıf menzilini dahi bedel-i misli ile âhara ferâğ ve tefvîze ve mülk olan menzil-i mezbûrun semeni ile vakıf olan menzil-i mezbûrun bedel-i mislini kabza ve kendüye îsâle ve bunlar mütevakkıf olduğu umûrun küllîsine tarafından beni vekîl, ben dahi ba‘de’l-kabûl mülk olan menzil-i mezbûr ile vakıf olan menzil-i mezbûru bey‘ ve ferâğa vekâletim hasebiyle tâlibine arz eylediğimde evvelâ tahdîd olunan mülk menzil yüz elli guruşda vakıf olan menzil dahi üç yüz elli guruşda mezbûre Âişe Hatun üzerinde karâr edip ziyâde ile tâlib-i âhar zuhûr etmemekle ben dahi bi’l-vekâle mülk olan menzil-i mezbûru cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ile mezbûre Âişe Hatun’a yüz elli guruşa ve vakıf olan [34b] menzil-i mahdûd-ı mezbûru dahi vakf-ı mezbûr mütevellîsi ma‘rifetiyle üç yüz elli guruşa ferâğ ve tefvîz, mezbûre Âişe Hatun dahi vech-i muharrer üzere iştirâ ve tesellüm ve tefevvüz ve kabûl eylediğinden sonra semeni olan meblağ-ı mezbûr yüz elli guruş ve bedel-i mezbûr üç yüz elli guruş ki cem‘an beş yüz guruşu mezbûre Âişe Hatun’dan taleb eylediğimde bana teslîm etmeyip ve menzileyn-i mezbûreyni ahz u kabzdan imtinâ‘ eder suâl olunup meblağ-ı mezbûr beş yüz guruşu bana teslîme ve menzileyn-i mezbûreyni yedimden kabza mezbûre Âişe Hatun’a tenbîh olunmak matlûbumdur dedikde, gıbbe’s-suâl mezbûre Âişe Hatun cevâbında kazıyye müdde‘î-i mezbûrun bâlâda tafsîl ü beyan eylediği vech üzere mülk olan menzili yüz elli guruşa iştirâ ve vakıf olan menzili dahi ma‘rifet-i mütevellî ile üç yüz elli guruşa tefevvüz ve kabûl eylediğini ikrâr lâkin mezbûr Abdurrahman Efendi câiz ki vekâlet-i mezbûreyi gelip inkâr edip menzileyn-i mezbûreyni yedimden geri ahz u nez‘ etmesinden havf eylediğimden nâşî semen-i merkūm ile bedel-i mezbûr beş yüz guruşu vekîl-i mezbûra teslîm edip menzil-i mezbûru onun için zabt ve tasarruf etmem müdde‘î-i mezbûr ber-vech-i meşrûh müvekkil-i mezbûr tarafından isbât-ı vekâlet eylesin deyicek müdde‘î-i mezbûrdan vekâletine beyyine taleb eyledikde udûl-i Müslimînden olup zikr olunan Sarı Nasuh mahâllesinden Mustafa Efendi b. Behram ve Seydi Bey Abdullah?, Halil Halîfe b. Abdurrahman nâm kimesneler li-ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘e hâzırân olup isre’l-istişhâd olunduklarında fi’l-hakīka mezbûr Abdurrahman Efendi b. Musa b. Hüseyin bundan akdem Belgrad kādısı olup gider oldukda zikr olunan Sarı Nasuh mahâllesinde vâki‘ yedinde mülkü olup evvelâ tahdîd olunan menzili semeni misli ile âhara bey‘a ve kezâlik taht-ı tasarrufunda olup Dergâh-ı âlî yeniçerilerinin Altmışıncı Solaklar odası neferâtı ta‘âmiye vakfına senevî üç yüz altmış akçe icâre-i mu‘accelesi olan vakıf menzili dahi bedel-i misline âhara [bey‘] ve tefvîze ve semen ve bedelini ahz u kabza ve kendüye îsâle ve bunlar mütevakkıf olduğu umûrun küllîsine bizim huzûrumuzda işbu müdde‘î-i mezbûr İbrahim Çavuş’u tarafından vekîl ve nâib-i menâb nasb u ta‘yîn edip ol dahi vekâlet-i mezbûreyi kabûl etmişidi. Biz bu husûsa bu vech üzere şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iyye ettiklerinde ba‘de’t-ta‘dîl şehâdetleri makbûle oldukdan sonra mûcebince müdde‘î-i mezbûrun vekâletine ba‘de’l-hükm mezbûre Âişe Hatun’un ikrârı üzere vekîl-i mezbûrdan iştirâ eylediği evvelâ tahdîd olunan mülk menzilin semeni olan yüz elli guruşu ve tefevvüz ve kabûl eylediği vakıf olan menzilin dahi üç yüz elli guruş ki cem‘an beşyüz guruşu müdde‘î-i mezbûra edâ ve teslîme ve menzileyn-i mezbûreyni ahz u kabza mezbûre Âişe Hatun’a tenbîh birle.
Fî 15 Saferi’l-hayr sene [1]116
Şuhûdü’l-hâl: Ahmed Efendi b. Hacı Mehmed müezzin, Fahri Çelebi, Sunullah Efendi, Mustafa Efendi el-kādı, Osman Bey, İsmail Efendi.
|