|
Rumeli Sadâreti Mahkemesi 161 Numaralı Sicil (H.1115-1116 / M. 1704) cilt: 59, sayfa: 171 Hüküm no: 106 Orijinal metin no: [34b-1] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Vefat eden Sefer’in varisleri arasındaki miras davasında anlaşma sağlanması
Mahrûse-i Edirne’de Alemdar mahâllesinde sâkin iken bundan akdem hâlik olan Sefer v. Harabyon nâm zimmî verâseti zevce-i metrûkesi Ogida bt. Manuk nâm Nasrâniyye ile sulbî sagīr oğlu Sefer’e ve sulbiye sagīre kızı Heva’ya ve mahmiye-i İstanbul’da sâkine âhar sulbiye kebîre kızı Meryem nâm Nasrâniyeye münhasıra olduğu şer‘an zâhir oldukdan sonra mezbûre Ogida asâleten ve sagīrân-ı mezbûrânın li-ebeveyn ammileri ve tesviye-i emrlerine kıbel-i şer‘den mansûb vasîleri olan Agob v. Harabyon nâm zimmî vesâyeten mahmiye-i mezbûrede meclis-i şer‘-i hatîrde işbu bâ‘isetü’l-vesîka mezbûre Meryem muvâcehesinde her biri asâleten ve vesâyeten üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip hâlik-i mezbûr Sefer’in metrûkâtından kırk yedi miskāl bir çift altın bilezik ve bir lâciverdî kontuş ve bir mor çuka nîmten ve bir kahverengi çuka dolama ve bir mor çakşır ve bir şal kuşak ve bir yorgan ve bir çarşeb ve iki peşkir ve bir sîm ön kuşak ve dört sahan ve beş lengeri ve bir hoşâb tası ve bir minder ve bir ceviz sandık ve bir ceviz iskemle ba‘de-helâkihi veresesine isâbet ve intikāl etmiş iken mezbûre Meryem eşyâ-yı mezbûreye müstakillen kendi mülkü olmak üzere zabt ve tasarruf eder. Suâl olunup eşyâ-yı mezbûreden bize isâbet eden hisse-i ırsiyeyi teslîm etmek üzere mezbûre Meryem’e tenbîh olunmak matlûbumdur dediklerinde gıbbe’s-suâl mezbûre Meryem cevâbında babası hâlik-i mezbûrun metrûkâtından eşyâ-yı mezkûreye vaz‘-ı yedini ikrâr lâkin anam olup bundan akdem benim hâl-i suğrumda babamdan mukaddem mahmiye-i mezbûrede hâlik olan Veşho bt. ( ) nâm Nasrâniye’nin verâseti benim ile zevci babam mezbûr Sefer’e münhasıra olmağla [35a] bu vech üzere vâlidem hâlike-i mezbûrenin metrûkâtından bana isâbet eden üç yüz guruşa mukavvem eşyâyı babam mezbûr Sefer kabz ve âhara bey‘ ve semeni olan meblağ-ı mezbûr üç yüz guruşu ahz u kabz ve masârıfına sarfla istihlâk edip zimmetinde bana vâcibü’l-edâ ve lâzımü’l-kazâ üç yüz guruş deyni oldukdan sonra babam mezbûr Sefer hayâtında Edirne’ye gider oldukda bu minvâl üzere zimmetinde bana üç yüz guruş deyni olduğunu alâ-ruûsi’l-işhâd ikrâr ve eşyâ-yı mezbûrenin mecmû‘unu zimmetinde deyni olan meblağ-ı mezbûra mahsûben şuhûd mahzarında bana def‘ ü teslîm ben dahi yedinden ahz u kabz edip vâlidem hâlike-i mezbûre Veşho’nun metrûkâtına müte‘allıka da‘vâdan her birimiz âharın zimmetini ibrâ-i âm ile ibrâ ve iskāt etmiş idik deyü müdde‘iyân-ı mezbûrânın da‘vâlarını def‘le mukābele edicek gıbbe’l-istintâk ve’l-inkâr mezbûre Meryem’den ber-vech-i muharrer def‘-i mezkûruna beyyine taleb olundukda mahmiye-i mezbûrede Ka‘riye mahâllesinde sâkin Abraham v. Kirkor ve Kürkçübaşı mahâllesinde sâkin Mardıros v. İstefanos nâm zimmîler li-ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘e hâzırân olup[istişhâd] olunduklarında fi’l-vâki‘ işbu mezbûre Meryem’in babası olup mahmiye-i mezbûrede hâlik olan mezbûr Sefer v. Agob hayâtında mahrûse-i mezbûreye gider oldukda mezbûre Meryem’in anası olup <> mukaddemâ hâlik olan zevcem mezbûre Veşho bt. ( ) nâm Nasrâniyyeden kızım mezbûre Meryem’e isâbet ve intikāl eden üç yüz guruşluk eşyâsını ben ahz u kabz ve âhara bey‘ ve semeni olan üç yüz guruşu kendi masârıfıma sarfla istihlâk edip kızım mezbûre Meryem’e bu vech üzere üç yüz guruş deynim vardır deyü bizim huzûrumuzda ikrâr ve yedinde mülkü olan mârrü’z-zikr kırk yedi miskāl bir çift altın bilezik ve bir lâciverdî çuka kontuş ve bir mor çuka nîmten ve bir kahve rengi çuka ve dolama ve bir mor çakşır ve bir şal kuşak ve bir yemenî yorgan ve bir çarşeb ve iki peşkir ve bir sîm ön kuşak ve dört sahan ve beş lengeri ve bir hoşâb tası ve bir minder ve bir ceviz sandık ve bir ceviz iskemlesinin mecmû‘unu deyn-i mezbûruna mahsûben kızı işbu mezbûre Meryem’e def‘ ü teslîm, ol dahi ahz u kabz edip zevcesi hâlike-i mezbûre Veşho’nun metrûkâtına müte‘allıka âmme-i de‘âvî ve mütâlebâtdan her biri âharın zimmetini ibrâ ve iskāt eyledi, biz bu husûsa bu vech üzere şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-yı şehâdet-i şer‘iyye eylediklerinde ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiye şehâdetleri makbûle olup müdde‘iyân-ı mezbûrân bî-vech mu‘ârazadan men‘ olunup ba‘dehû müdde‘iyân-ı mezbûrân meclis-i şer‘de mezbûre Meryem muvâcehesinde her biri asâleten ve vesâyeten ikrâr ve takrîr-i kelâm edip mezbûre Meryem karındaşları sagīrân-ı mezbûrâna merhameten malından işbu meclis-i şer‘de teberru‘an bize on beş guruş verip biz dahi ba‘de’l-ahz ve’l-kabz hâlik-i mezbûr Sefer’in metrûkâtına müte‘allıka mezbûre Meryem ile ba‘de’l-yevm da‘vâ ve nizâ‘ımız kalmamışdır dediklerinde <> gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu.
Fi’l-yevmi’l-hâdi aşer min-Saferi’l-hayr li-sene sitte aşere ve mi’e ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: el-Hâc Mehmed Efendi, Ömer Efendi, Veliyüddin Efendi, Emin Mehmed Efendi, Mustafa Efendi.
|