|
Rumeli Sadâreti Mahkemesi 161 Numaralı Sicil (H.1115-1116 / M. 1704) cilt: 59, sayfa: 208 Hüküm no: 152 Orijinal metin no: [44b-3] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Afife Hatun’un vakfiyesinin tescili
Elhamdü lillâhi’l-alîm ellezî erşede ibâdehü’l-müminîne ve’l-müminât ile’l-a‘mâli’s-sâlihâti ve eşâre ile’l-müslimîne ve’l-müslimât bi-ef‘âli’l-hayrât ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ-rasûlihî Muhammedin eşrefi’l-mahlûkāt ve alâ- âlihi ve ashâbihi ellezîne hüm hüdâtü’l-halkı ilâ-sebîli’l-hasenât ammâ ba‘d işbu vakfiye-i sahîha-i şer‘iyyenin sâhibesi ve hayrât ve hasenâtın tâlibesi olup mahmiye-i İstanbul’da Fethiye Câmi‘-i şerîfi kurbünde sâkine fahrü’l-muhadderât Afife bt. Mehmed Efendi nâm Hatun tarafından husûs-ı âti’l-beyana vekîl olduğu zât-ı mezbûreyi ma‘rifet-i şer‘iyye ile ârifân Mehmed Çelebi b. Ali ve Ömer b. Osman nâm kimesneler şehâdetleriyle sâbit ve sübût-ı vekâletine hükm-i şer‘î lâhık olan Abdullah Efendi b. Ramazan nâm kimesne mahmiye-i mezbûrede meclis-i şer‘-i hatîr-i lâzımü’t-tevkīrde vakf-ı âti’l-beyana müvekkile-i mezbûrenin li-ecli’t-tescîl ve li-itmâmi emri’t-tesbîl mütevellî nasb u ta‘yîn eylediği Süleyman Çelebi b. Ömer nâm kimesne mahzarında bi’l-vekâle ikrâr ve takrîr-i kelâm edip müvekkile-i mezbûre Afife Hatun vaktâ ki bu dünyâ-yı denînin bakāsı olmayıp nikmeti ni‘metine ve izzeti zillete karîn olduğuna câzime olmağla zâd-ı âhiret için atyab malından Fethiye Câmi‘-i şerîfi haremi dâhilinde vâki‘ bir tarafdan Kurşuncu Hacı mülkü ve bir tarafdan Câmi‘-i mezbûr evkāfından olan bostan ve bir tarafdan müvekkile-i mezbûre Afife’nin âhar vakfı olan müteehhilîn odaları ile mahdûd olup dâhiliyesi tahtânî dört bâb oda ve iki sofa ve bir matbâh ve bi’r-i mâ ve cüneyne ve havluyu ve hâriciyesi dahi fevkāni bir bâb oda ve bir mikdâr havluyu ve hâriciyesine muttasıl bir mikdâr [45a] arsayı müştemil olan menzilin arsasının merhûm Sinan Paşa Vakfı’na senevî ( ) akçe mukāta‘a-i kadîmesi ve üzerinde olan ebniyesi mülkü olmağla ebniye-i mezbûreyi mülkünden ifrâz ve hasbeten lillâhi’l-meliki’l-hallâk ve taleben li-merzâti’r-Rabbi’r-Rezzâk vakf u habsedip şöyle şart eyledi ki kendi hayâtda oldukça menzil-i mezbûrda kendi sâkine ola, ba‘de-vefâtihâ mu‘takası Hamide bt. Abdullah sâkine ola ve ba‘dehâ mezbûre Hamide’nin evlâdı ve evlâd-ı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı sâkinler olalar. Ba‘de’l-inkırâz ebniye-i mezkûre ile mukaddemâ vakfeylediği müteehhilîn odalarına muttasıl olup vakıf olmak üzere müceddeden binâ eylediği şurût üzere amel oluna ve cümlesinin tevliyeti vâkıfe-i mezbûre hayâtda oldukça kendüye meşrûta ola, ba‘de-vefâtihâ ebniyesi Rukıye nâm hatuna ba‘dehâ mezbûre Rukıye’nin evlâdına ve evlâd-ı evlâdına ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdına meşrûta olup ve vakf-ı mezbûre sadr-ı fetvâ ile şeref-yâb olan efendiler hazerâtı hasbî nâzır olalar ve kürûr-ı şühûr-ı a‘vâm ile şurût-ı mezkûreye ri‘âyet müte‘azzir olursa mutlakā fukarâ-yı Müslimîne sarf oluna deyü ta‘yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd eyleyip menzil-i mezbûru mütevellî-i mezbûra teslîm, ol dahi vakfiyet üzere tesellüm ve kabz edip sâir evkāfda mütevellîler tasarrufu gibi mutasarrıf olsun dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î vekîl-i mezbûr inân-ı kelâmını semt-i rücû‘a âzim olup arsa-i mevkūfe üzerinde olan binânın cihet-i uhrâya vakfiyeti ba‘zı meşâyih-i izâm katlarında sahîha olmayıp ve hazret-i imam-ı a‘zam ve hümâm-ı efham sirâcü’l-ümmeti ve kâşifü’n-ni‘met Ebû Hanifetü’l-Kûfî cûziye hayra’l-cevâd ve kûfiye mezheb-i hatîr ve re’y-i münîrlerinde vakf-ı akār sahîh ve gayr-ı lâzım olduğuna binâen mârrü’z-zikr odaları mütevellî-i mezbûrdan istirdâd ederim deyicek mütevellî-i mezbûr mahâlle mülâyim cevâba âzim olup eğerçi hâl nesc olunan minvâl üzere olduğu cây-ı işkâl değildir. Lâkin asıl kurbet-i cihât kurbet-i muhtelifeyi câmi‘ olduğuna binâen arsa-i mezbûre üzerinde olan ebniyenin cihet-i uhrâya vakfiyeti ekser meşâyih-i izâm katlarında sahîhadır ve Hazret-i Ebâ Yusuf imamü’s-sânî katında dahi sıhhat lüzûmu tev’em olmağla vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm taleb ederim deyü redd ü teslîmden imtinâ‘ ve husûmet ve nizâ‘ edip a‘lâ-yı kitâbı tevakku‘-ı müstetâbı ile müzeyyen olan hâkim-i câsim huzûrunda müterâfi‘ân ve husûs-ı mezbûrda her biri mübtegāsınca fasl ü hasma tâlibân olduklarında hâkim-i müşârün-ileyh -esbagallâhu ni‘amehû aleyh- hazretleri dahi kelimât-ı tarafeyni tenkīh ve müşkilât cânibini tavzîh ile teemmül-i enîk ve tedbîr-i zenîkden sonra cânib-i vakfı tercîh edip mevâzi‘-i hilâfa âlim ve mevâki‘-i ihtilâfa câzim olduğu hâlde arsa-i mevkūfe üzerinde olan ebniyenin alâ-re’y-i men yerâhu evvelâ sıhhat ve sâniyen lüzûmuna hükm edip min-ba‘d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldu. “Femen beddelehû ba‘de-mâ-semi‘ahû fe-innemâ ismühû alellezîne yübeddilûnehû innellâhe semî‘un alîm” cerâ zâlik.
Ve hurrire fi’l-yevmi’s-sâdis ve’l-ışrîn min-Saferi’l-hayr li-sene sitte aşere ve mi’e ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Umdetü’l-mevla’l-izâm Uşşâkīzâde Osman Efendi, Emin Mehmed Efendi el-kādî, Hüseyin Efendi el-kādî, Mehmed Efendi el-kādî, Mustafa Çelebi b. ( ), el-Hâc Abdurrahman b. ( ).
|