.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Rumeli Sadâreti Mahkemesi 161 Numaralı Sicil (H.1115-1116 / M. 1704)
cilt: 59, sayfa: 222
Hüküm no: 170
Orijinal metin no: [48b-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Ahmed Çelebi ve Mehmed Çelebi’nin Kâtibe Hatun aleyhindeki miras davasının reddedilmesi

Mahmiye-i İstanbul’da Kalenderhâne mahâllesinde sâkin iken bundan akdem vefât eden el-Hâc Hasan b. Mahmud b. ( ) nâm kimesnenin verâseti zevce-i metrûkesi Kâtibe bt. Abdullah nâm hatuna ve sulbiye-i kebîre kızı Rabia’ya ve li-ebeveyn er karındaşı oğulları Ahmed Çelebi ve Mehmed Çelebi ibney el-Hâc Ebubekir’e münhasıra olduğu şer[‘an] sâbit ü zâhir oldukdan sonra mezbûrân Ahmed Çelebi ve Mehmed Çelebi mahmiye-i mezbûrede meclis-i şer‘-i hatîr-i lâzımü’t-tevkīrde zikri âtî menzile vâzı‘atü’l-yed olup zâtı ta‘rîf-i şer‘î ile mu‘arrefe olan müteveffâ-yı mezbûrun zevcesi işbu bâ‘isetü’l-kitâb mezbûre Kâtibe mahzarında her biri üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip mûrisimiz müteveffâ-yı mezbûr el-Hâc Hasan’ın muhallefâtından mahâlle-i mezbûrede vâki‘ bir tarafdan Mehmed Çelebi mülkü ve bir tarafdan Su kemeri ve bir tarafdan el-Hâc Mehmed mülkü ve bir tarafdan tarîk-i âm ile mahdûd olup hâriciyesinde fevkānî bir bâb oda ve bir ahır ve bir kenîf ve dâhiliyesinde fevkānî dört bâb oda ve dehliz ve cihânnümâ ve tahtânî bir matbâh ve bir kilâr ve bir zîr-i zemîn mahzen ve bir kenîf ve bir mikdâr eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmireli bahçeyi müştemil olan mülk menzili bi’l-irsi’ş-şer‘î sâir veresesiyle bize isâbet ve intikāl edip menzil-i mezbûr mîrâsa idhâl murâd etdiğimizde mezbûre Kâtibe ta‘allül ve müstakillen mülkü olmak üzere menzil-i mezbûrun mecmû‘una vaz‘-ı yed ve zabt ve tasarruf eder. Hâlâ mezbûre Kâtibe’ye suâl olunup menzil-i mezbûrdan bizim hissemize isâbet eden mikdârdan kasr-ı yed ve bize teslîm etmek üzere tenbîh olunmak matlûbumuzdur dediklerinde gıbbe’s-suâl Kâtibe Hatun cevâbında menzil-i mahdûd-ı mezkûru zevci müteveffâ-yı mezbûrun mülkü olduğunu ikrâr lâkin zevcim müteveffâ-yı mezbûr el-Hâc Hasan hayâtında ve kemâl-i akl ü sıhhatinde cemî‘ tasarrufât-ı şer‘iyyesi câize ve teberru‘ât-ı mer‘iyesi nâfize olduğu hâlde menzil-i mahdûd-ı mezkûru vefâtından bir buçuk sene mukaddem cümle tevâbi‘i ile şuhûd mahzarında bana bin iki yüz guruşa bey ve teslîm ben dahi iştirâ ve tesellüm etdiğimden semen-i mezbûrun beş yüz guruşunu zimmetinde mütekarrer ve ma‘kūdün-aleyh olan mehr-i müeccelim beş yüz guruşa takās ve bâkī kalan yedi yüz guruş mutâlebesinden dahi zimmetini ibrâ-i âm ile ibrâ ve iskāt etmekle bu vech üzere semen-i menzil-i mezbûrdan zimmetim berî ve menzil-i mezbûr mülk-i müşterâm olmakla ona binâen vaz‘-ı yed edip zabt ve tasarruf ederim deyü bin yüz on dört senesi Şevvâli’l-mükerreminin on sekizinci günü târîhiyle müverrah ve mahmiye-i mezbûrede bâb mahkemesinde nâibü’ş-şer‘ olan Mustafa Efendi imzâsıyla mümzâ ve hatemi ile mahtûme min-külli’l-vücûh takrîr-i meşrûhuna mutâbıka bir kıt‘a mübâya‘a hücceti ibrâz ve müdde‘iyân-ı mezbûrânı def‘le mukābele edicek gıbbe’l-istintâk ve’l-inkār mezbûre Kâtibe Hatun’dan ber-vech-i muharrer def‘-i mezbûruna beyyine taleb olundukda udûl-i Müslimînden olup mübâya‘a hücceti zeylinde muharrerü’l-esâmi mahâlle-i mezbûre ahâlîsinden el-Hâc İsmail Efendi b. Ahmed ve el-Hâc Ali Ağa b. Osman ve Selim Beşe b. Abdullah nâm kimesneler li-ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘e hâzirûn olup iştişhâd olunduklarında fi’l-hakīka müteveffâ-yı mezbûr el-Hâc Hasan b. Mahmud b. ( ) hayâtında ve kemâl-i akl ve sıhhatinde cemî‘ tasarrufât-ı şer‘iyyesi câize ve teberru‘ât-ı mer‘iyesi nâfize olduğu [hâlde] vefâtından bir buçuk sene mukaddem bizim huzûrumuzda mahâlle-i mezbûrede vâki‘ yedinde mülkü ve hakkı olan menzil-i mahdûd-ı mezkûru zevcesi işbu mezbûre Kâtibe Hatun’a cümle tevâbi‘iyle bin iki yüz guruşa bey‘ ve teslîm ol dahi iştirâ ve tesellüm eylediğinden sonra semen-i mezbûrun beş yüz guruşunu zimmetinde mezbûre Kâtibe’nin mehr-i müecceli olan beş yüz guruşa takās ol dahi mukāssa ve kabûl edip mâ‘adâsı olan yedi yüz guruş mütâlebesinden dahi mezbûre Kâtibe’nin zimmetini ibrâ ve bin yüz on dört Şevvali’l-mükerremin on sekizinci gününde mahmiye-i mezbûrede Bâb Mahkemesi’nde nâibü’ş-şer‘ olan mezbûr Mustafa Efendi imzâsıyla mümzâ ve hatemi ile mahtûme bir kıt‘a mübâya‘a hücceti verdi, biz bu husûsa bu vech üzere şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-yı şehâdet-i şer‘iyye eylediklerinde ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiye şehâdetleri makbûle olmağın mûcebiyle müdde‘iyân-ı mezbûrân bî-vech mu‘ârazadan men‘ olunup mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu.

Fi’l-yevmi’s-sâdis min-şehri Rebî‘i’l-evvel sene sitte aşere ve mi’e ba‘de’l-elf.

Şuhûdü’l-hâl: İsmail Efendi kâtib, Ömer Efendi kâtib, Veli Efendi el-kādı, Emin Mehmed Efendi el-kādı, Mustafa Efendi el-kâtib, el-Hâc Yusuf b. Osman